<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilim Teknik Teknoloji &#187; Tarihi Olaylar</title>
	<atom:link href="http://www.teknik-bilim.com/category/tarihi-olaylar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknik-bilim.com</link>
	<description>Bilim teknik, teknoloji haberleri, tarihi olaylar, bilimsel olaylar, merak edilen bilimsel gerçekler...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2010 10:26:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 14:23:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[2012 yılı]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[göktaşı düşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kahin]]></category>
		<category><![CDATA[Kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Nostradamus]]></category>
		<category><![CDATA[Nostradamus Kehanetleri]]></category>
		<category><![CDATA[simya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un Gerçekleşen Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un 2012 Hakkındaki Kehanetleri Nelerdir? Nostradamusun Bulunan Son Kitabında Nelere İşaret Edilmekte?
14 Aralık 1503 yılında Fransa&#8217;nın güneyinde Saint Remy de Provence kasabasında dünyaya gelen, Michel de Nostredame, &#8220;Nostradamus&#8221; adıyla anıldı. Geleceği görme yeteneği büyükbabaları Jehan de Saint Remy ve Pierre de Nostredame tarafından desteklenen Nostradamus, 1522&#8242;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-445" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Nostradamus" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Nostradamus.jpg" alt="Nostradamus" width="270" height="202" />Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un Gerçekleşen Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un 2012 Hakkındaki Kehanetleri Nelerdir? Nostradamusun Bulunan Son Kitabında Nelere İşaret Edilmekte?</strong></em></p>
<p>14 Aralık 1503 yılında Fransa&#8217;nın güneyinde Saint Remy de Provence kasabasında dünyaya gelen, Michel de Nostredame, &#8220;Nostradamus&#8221; adıyla anıldı. Geleceği görme yeteneği büyükbabaları Jehan de Saint Remy ve Pierre de Nostredame tarafından desteklenen Nostradamus, 1522&#8242;de tıp okumaya gittiği Montpellier Üniversitesi&#8217;nden üç yıllık eğitimden sonra mezun olarak başarılı bir doktorluk kariyeri yaptı.</p>
<p>Nostradamus 1556 yılında kehanetlerini merak eden Kraliçe Catherine de Medici&#8217;nin de etkisiyle Kral II. Henry tarafından saraya çağrıldı. Kralın özel doktoru aynı zamanda sarayın astroloğu oldu. Dörtlü mısralar halindeki yaklaşık bin kehaneti içeren on ciltlik &#8220;Centuries&#8221; adlı eseri, Michel de Nostradamus&#8217;un kehanetleri adıyla yayınladı. 1566 yılında 1 Temmuz gecesi, 62 yaşında öldü.</p>
<p><strong>Nostradamus&#8217;un Kehanetleri</strong></p>
<p>Gökten taşlar inecek başına</p>
<p>Günümüzden yüzyıllar önce yaşamış olmasına rağmen Nostradamus, kendisine bütünüyle yabancı bu dünyayı nasıl kavrasın, nasıl tanımlasın ve onlara uygun adları nereden bulsun? Bu soruların sahibi şifre çözücü Peter McHoll, bütün bu engelleri kavramaya yönelik karmaşık bir ruh haline rağmen ünlü kahinin bu işi inanılamayacak bir başarıyla kazandığını söylüyor. Aynı zamanda McHoll&#8217;e göre bu başarı oldukça şaşırtıcı. Ve kehanetler, daha yakından ve derinlemesine incelendikçe, hayret verici, hatta ürkütücü olmakta&#8230; McHoll&#8217;un dediği gibi Nostradamus, açıklayamayacağı birçok şey gördü. Uzmanlara göre bunların başında gelen kuyruklu yıldızlar, kahin tarafından çok değişik şekillerde ifade edildi. Bir diğer şifreci Peter Lemesurier de Nostradamus&#8217;un Yüzyıllar&#8217;ının beşinci cildinde yer alan 32&#8242;nci dörtlüğü örnek gösteriyor:</p>
<p>Güneşin, ayın ve yıldızların altında her şey yolunda iken, Büyük bolluğun ardından yaklaşıyor felaket. Ne kadar talihli olduğunu söylerken Yuhanna&#8217;nın yedinci taşı gibi gökten inecek başına. Lemesurier&#8217;in yorumu şöyle: Nostradamus&#8217;a göre barış ve bolluk döneminin sona ereceğini bildiren ilk işaret gökten yanarak inen bir taşla gelecektir. Şifre çözücüye göre burada 2126 yılında görülecek olan Swift-Tuttle kuyruklu yıldızıyla karşı karşıya olabiliriz. Eğer o değilse bile başka bir gök cismi dünyaya çarpacak ve özellikle daha müreffeh ve zengin olan ülkelerine felaket getirecek. Lemesurier, Nostradamus&#8217;un gökle ilgili kehanetlerini başka örneklerle de yorumluyor. İkinci cilt 46&#8242;ncı dörtlükte kahin gökyüzüyle ile ilgili kehanetinde ilginç tanımlarda bulunuyor. Büyük Oynatıcı tekerleği yeniden hareket ettiriyor; Bir dönüştamamlandı, daha büyüğü başlıyor. Kıtlık, savaş, veba ve kanlı, sütlü yağmur. Göklerden ardında alevler bırakarak geçecek ateş. Lemesurier&#8217;e göre son iki dizeyi okurken özellikle dikkat edilmesi gerekir. &#8220;Kanlı, sütlü yağmur&#8221; garip bir şeyse de, Nostradamus bu imajı dörtlüklerinde sık sık kullanır. Şifre çözücü bu kelimelerle, Nostradamus&#8217;un bu dörtlükte &#8220;Sonsuz yağmur&#8221; için şifre vermiş olabileceğini de iddia ediyor. Bu da diğer kehanetlerde sözü geçen &#8220;uzun yağmurlar&#8221;a bir gönderme olabilir. Ancak burada gökteki ateş, Kıyamet&#8217;in çok eskiden bildirilmiş büyük yıldızını temsil ediyor gibi&#8230; Halley Kuyruklu Yıldızı (eğer ondan bahsediliyorsa) 2822 yılında döneceğinden, bu dörtlüğe bir tarih verilmesinde yardımcı olabilir. Lemesurier, dünyaya çarpan dev göktaşları ve kuyruklu yıldızlar hakkında birçok kehaneti olan Nostradamus&#8217;un yeniden canlanacak ölülerle de ilgili dörtlüğünden bahsediyor. Kahin onuncu cildin 74&#8242;üncü dörtlüğünde şöyle diyor:</p>
<p>ÖLÜLERİN DİRİLMESİ</p>
<p>Büyük yedi rakamı sonunda dönünce, Töresel Oyunların zamanında Dünya göğe doğru dönüşünü durdurmadan Çoktan ölmüş olanlar topraktan çıkacak Ünlü şifre çözücü, Nostradamus&#8217;un burada kutsal kitap benzetmesine başvurarak ölülerin dirilmesinden söz ettiğini düşünüyor. Lemesurier&#8217;e göre dörtlükte ilginç olan, buna kendi iki kehanet unsurunu da eklemiş olması. Olayı kronolojik olarak özgün Fransızcası&#8217;nda &#8220;Kurban Oyunlar&#8221; diye herhalde Olimpiyatlar&#8217;ın gelecekteki bir biçimine bağlamış. Dünya düzeninin bu sona erişi yedinci bin yıl sonunda (Kahinin Tevrat kronolojisine göre 2827/28 yılında) yer alacak. Nostradamus &#8220;gördüğü&#8221; şeyleritanımlamakta da çok başarılıydı.</p>
<p>Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak</p>
<p>Ünlü Alman edebiyatçı Goethe&#8217;nin, &#8220;Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi&#8230;&#8221; satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle &#8216;karamsar kahin&#8217; yakıştırması yapıyor.</p>
<p>İYİLİĞİN SAVAŞI</p>
<p>Ancak bugünkü bölümde ünlü kahinin &#8216;barış&#8217;ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi&#8217;nin dünyaya gelişini&#8217; anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kahin, Mehdi&#8217;den kitabın onuncu cildinin 75&#8242;inci dörtlüğünde bahsediyor: Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa&#8217;ya; Asya&#8217;da ortaya çıkacak Hermes&#8217;in birliğinden gelen biri, Doğu&#8217;nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: &#8220;Kahin &#8216;beklenen kişi&#8217; ile Mehdi&#8217;yi kastediyor. Ve Mehdi Asya&#8217;da ortaya çıkıyor.&#8221; Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor: &#8216;Hermes&#8217;in birliğinden gelen biri.&#8217; Hermes, Mısır mitolojisinde &#8216;Tanrılar&#8217;ın mesajcısı&#8217;dır. Yani Nostradamus, Asya&#8217;da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu&#8217;dan, Mısır&#8217;dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı &#8220;Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya&#8217;da belirecek&#8221; diye özetliyor. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi &#8220;Altın Çağ&#8221; olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 &#8220;Kötülüğün iyilikle savaşı&#8221; ile ilgili, Nostradamus&#8217;un kral II. Henry&#8217;ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn&#8217;ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan&#8217;a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak.</p>
<p>ŞEYTAN&#8217;IN GELİŞİ</p>
<p>Lorie&#8217;nin iddiasına göre, Kahin &#8216;evrensel barış&#8217; kelimesi ile Mehdi&#8217;nin geleceği Altın Çağ&#8217;a dikkat çekiyor. Dizimizin ilk gününde belirttiğimiz gibi, Nostradamus&#8217;un 1000 yıl süreceğini öne sürdüğü Altın Çağ&#8217;dan sonra Şeytan dünyaya geri dönecek Şeytan&#8217;ın Altın Çağ sonrası döneceğini yorumlayanlardan biri de Velch. Mehdi kehanetinin gerçekleşme oranının yüzde 90 olduğunu belirten Velch, bunun nedenini de şöyle açıklıyor: &#8220;Kahinin yaşanacak zor günlerin sonunda, insanların gökyüzüne açılacakları yepyeni bir çağdan bahsederek, kehanetlerini noktaladığına dikkat etmek gerekir. Tüm Ezoterik Gelenekler&#8217;de bahsedilen &#8216;Altın Çağ&#8217; inancı, Nostradamus&#8217;un ifadelerinde de yer almıştır.&#8221;</p>
<p>2025&#8242;e kadar Dünya ekseni değişecek</p>
<p>Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor.</p>
<p>New York&#8217;lu şifre çözücü Peter Lorie, &#8216;gelecek mühendisi&#8217; olarak tanımladığı Nostradamus&#8217;un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini, ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor. &#8220;Nostradamus&#8217;un kehanetlerine göre 21&#8242;inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe&#8221; diyen Lorie kahinin &#8216;Yüzyıllar&#8217; eserinden örnekler veriyor.</p>
<p>2007&#8242;YE DİKKAT</p>
<p>Dünya&#8217;nın merkezinden çıkan volkanlar, New York civarında sarsıntılara sebep olacak. İki büyük kabahat uzun bir savaşa tutulacak Ve sonra Syracuse yeni bir nehri kızıla boyayacak Mars, Merkür ve Ay bir araya geldiğinde, Hindistan&#8217;ın güneyine ve Asya&#8217;ya doğru Büyük kuraklıklar olacak Dünya depremlerle titreyecek Kahinin bu kehanetlerinden yola çıkan Lorie, dörtlüklerde içinde bu yüzyılın problemlerinin anlatıldığını söyleyerek insanları uyarıyor: &#8220;Bu hızla gidersek, 2006 yılından itibaren hiç tropikal orman kalmayacak. Böylece ağaçlar havayı temizlemek görevini yerine getiremeyecek. Problemler 2007 yılından itibaren kendini hissettirmeye başlayacak.&#8221; Ünlü şifre çözücü, iklim bilimcilerin yeni bin yılın ilk yıllarında dünyanın şimdiye kadar görülen en büyük kuraklığa sahne olacağını söylediğini belirtiyor ve ekliyor: &#8220;Fırtınalar her zamankinden daha sık olmakta. Yakın zamana kadar büyük fırtınalar birkaç yılda bir olmaktaydı. Ancak şimdi neredeyse altı ayda bir görülmekteler.&#8221; Lorie&#8217;ye göre, kahin dörtlüklerinde 2025 yılına kadar sadece depremlerden değil, belki dünyanın ekseninin bile değişimine sebep olabilecek &#8217;sismik aktivitelerden&#8217; bahsetmekte. Baharda kehanetler olacak ve bunu takip eden olağanüstü gelişmeler, Ülkelerin altının üstüne gelmesi ve büyük depremler&#8230; Ekim ayında da dünyanın büyük bir hareketi olacak Ve gezegenin yerçekimini kaybettiğini düşünecek insanlar olacak, Cehennemin derinliklerine gömülecekler. New Yorklu yazar, 21&#8242;inci yüzyılda amansız hastalıkların insanoğlunun başını çok ağrıtacağını da, Nostradamus&#8217;un dörtlüklerinden örnekler vererek açıklıyor.</p>
<p>SALGIN HASTALIK</p>
<p>İki şehrin girişinde ve içinde, Daha önce hiç görülmemiş iki hastalık olacak Demir hariç, hastalığın yol açtığı açlıktan en sonunda, Büyük ebedi Tanrı&#8217;ya yardım için yalvaracaklar. Yüzyıllar kitabında yaklaşmakta olan büyük bir salgın hastalığa dair birçok dize vardır. Lorie&#8217;ye göre Nostradamus, etkisi çok daha büyük olacak ve ABD&#8217;yi sarsacak bir salgından söz ediyor. Bunlar HIV virüsü, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk, deli dana, cehalet ve önyargı&#8230;</p>
<p>Dünya karanlığa gömülecek</p>
<p>Nostradamus, çevre felaketlerine ilişkin kehanetlerinde, güneş ve ayın bir bulutla örtüleceğini ve dünyanın karanlık içinde kalacağını öne sürüyor.</p>
<p>Tüm zamanların en tanınmış kahini Nostradamus&#8217;un deprem, sel ve diğer doğal felaketlerle ilgili kehanetleri olduğu da bilinmekte. Kehanetlerin şifrelerini okuyan uzmanlardan Fransız Peter Lemesurier, küresel ısınmaya ve kahinin birinci cilt 17&#8242;inci dörtlüğüne dikkat çekiyor: Kırk yıl hiç gökkuşağı görülmeyecek Sonra kırk yıl boyunca her gün görülecek Kurak topraklar daha da kuraklaşacak Ardından dev su baskınları gelecek.</p>
<p>Kuraklık Alarmı</p>
<p>Lemesurier, kahinin bu dörtlüğüyle 21&#8242;nci yüzyıldaki sorunlara işaret ettiğini düşünüyor. Lemesurier&#8217;e göre kuraklığın insanoğlunun belini kıracağı dönemler yakın. Ardından da büyük bir sel gelecek. Bir diğer şifre çözücü Peter Lorie de onunla hemfikir: &#8220;2015 yılına kadar hızlı iklim değişiklikleri gözlenecek, birkaç ay gibi sonra kuraklıktan sellere, sonra tekrar kuraklığa geçilecek.&#8221; Fransız Jean-Charles de Fontbrune ise Lemesurier&#8217;in bir zaman hatası yaptığına inanıyor. Ona göre, bu 40 yıllık karanlık dönemle Nostradamus I. Dünya Savaşı sonrasını anlatıyor. Lemesurier&#8217;in dikkat çektiği bir diğer dörtlük ise kahinin Yüzyıllar eserinin üçüncü ciltindeki 4&#8242;üncü dörtlük: Güneş ve ay kendi görevlerini bırakınca Uzakta ama yavaş yavaş artarak Soğuk, kuraklık ve tehlike yaklaştıkça sınırlara Birinci kehanet gerçekleşecek. Şifre çözücünün yorumu şöyle: &#8220;Güneş ve Ay&#8217;ın bir bulut ya da dumanla örtülmesi sonucunda dünya soğuyacak. Isınma eksikliğinden ve dünyanın hava sisteminin zayıflamasından dolayı kuraklık olacak.&#8221; Aynı cildin 34&#8242;üncü dörtlüğü de küresel ısınmaya dikkat çekiyor: Güneş artık ışık vermeyinc, Gün ortası bir canavar belirecek. Bu değişik yollarda yorumlanacak Altını umursamıyor, hiçbir şey pahalı değil onun için Lemesurier&#8217;e göre I. cildin 67&#8242;nci dörtlüğü de sonun başlangıcının sinyali: Büyük açlığın çoğaldığını görüyorum Bir orda görünecek bir burda, sonra yayılacak dünyaya O kadar büyük ve o kadar geniş ki Koparacak ağaçları köklerinden ve süt emen bebekleri annelerinden. Fontbrune bu dörtlükteki yorumuyla bu kez Lemesurier&#8217;le aynı fikirde olduğunu söylüyor: &#8220;Bebekleri annelerinin göğsünden koparmak ifadesi, Somalili ve Etiyopyalı annelerin, bir deri bir kemik kalmış vücutlarında kupkuru sallanan göğüslerini anlatıyor. Ve bu göğüslerde olmayan sütü çekmeye çalışan bebekleri&#8230;&#8221;</p>
<p>Kendi ölümünü gördü</p>
<p>Nostradamus &#8220;İyi geceler&#8221; diyen papaza &#8220;Sabah öleceğim&#8221; dedi. Mezarının da hangi tarihte açılacağını bilmesi herkesi şaşırttı.</p>
<p>Gut romatizması ve su toplaması nedeniyle durumu ağırlaşan Nostradamus, 1 Haziran 1566 gecesi kendisine &#8220;İyi geceler&#8221; diyen bir papaza şu cevabı verir: &#8220;Bu son gecem. Sabaha ölmüş olacağım&#8230;&#8221; Nostradamus, 2 Temmuz 1566 sabahı, 62 yaşındayken odasında ölü bulundu. Böylece Nostradamus&#8217;un son kehaneti kendi ölümü oldu. Nostradamus&#8217;un ölümü, 141&#8242;inci kehanetindeki gibi oldu: &#8220;Kralın armağanını aldıktan sonra, bir saray dönüşü, verecek son soluğunu. En sevgili dostları, yakınları yatağının ve sedirin başında, ölmüş bulacaklar onu&#8230;&#8221;</p>
<p>KİNİN LANETİ</p>
<p>Cordeliers Kilisesi duvarına dikey olarak gömülen Nostradamus&#8217;un hikayesi bununla bitmedi. John Hogue&#8217;un &#8220;The New Revelations&#8221; isimli eserine göre Nostradamus&#8217;un mezarı 1700&#8242;de yerinin değiştirilmesi amacıyla açılıp kilisede başka bir yere taşındı. 1566 yılında ölen Nostradamus&#8217;un üzerinde, mezarın açıldığı tarih olan &#8220;1700&#8243; yazılı bir madalyon bulundu. Kendi mezarının açılacağını öngören kahin bu olaydan 91 yıl sonra yaşanacaklar hakkında da bir dörtlük yazdı. &#8220;Kim ki bulduğunda mezarı açacak ve kim ki açtığı bu mezarı hemen kapamayacak, lanet onu bulacak ve kimse nedenini bilmeyecek.&#8221; Tıpkı bu dörtlükteki gibi Fransız İhtilali sonrası 1791 yılında sarhoş Fransız askerleri Nostradamus&#8217;un mezarını açtılar. Hikayeye göre bu askerler daha sonra Marsilya&#8217;daki üslerine geri dönerken kral taraftarları tarafından pusuya düşürülüp ve vahşice öldürüldüler.</p>
<p>TAKVİME İŞARETLEDİ</p>
<p>Dul eşi Anne şu sözleri Latince olarak, tabutunu örten 2.5 metre boyundaki mermer duvara yazdırttı: &#8220;Burada bütün ölümlülerden farklı olarak, yıldızların etkisiyle geleceği gören kalemiyle olayları kaydetmeye layık bulunmuş meşhur Michel Nostradamus yatıyor. Altmış iki yıl, altı ay ve yedi gün yaşadı. 1566&#8242;da Salon&#8217;da öldü. Gelecek nesiller onun istirahatını bozmasınlar. Anne Posart Gemelle eşine gerçek mutluluk diler.&#8221; Peter McHoll&#8217;un Nostradamus isimli kitabına göre 1566 yılında ölümünden sonra cebinden bir takvim çıkmıştır. Ve bu takvimde astrolojik bir hesap sonucu olması gereken kendi ölüm tarihini işaretlemiş ve 2 Temmuz tarihinin yanına şöyle bir not düşmüştür: &#8216;Hie mors prope est.&#8217; Burası işgörenin mezarıdır.</p>
<p>Türkiye kehaneti deprem ve savaş</p>
<p>Nostradamus: Güney Asya&#8217;dan sonra Türkiye&#8217;de deprem olacak.</p>
<p>İngiliz uzmanlar, Nostradamus&#8217;un Yüzyıllar adlı kitabının üçüncü cildini şöyle yorumluyor: Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye&#8217;de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak.</p>
<p>Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok.</p>
<p>Nostradamus&#8217;un haber verdiği depremin 1999&#8242;da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor.</p>
<p>Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye&#8217;ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kahinin iki kehaneti bulunuyor: Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune&#8217;ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52&#8242;nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek&#8230; Üçüncü satırdaki Korint Yunanistan&#8217;ı, Efes ise bazılarına göre İzmir&#8217;i bazılarına göre Türkiye&#8217;yi temsil ediyorFontbrune&#8217;ye göre, ilk satırda bahsedilen depremler Güney Asya&#8217;da oluyor. Depremler &#8217;sonraki bahar&#8217;da da devam ediyor. Bu tarihin 2005 ya da 2007 olduğuna inanılıyor. Fontbrune&#8217;un ismini veremediği bir ülke iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye&#8217;ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney&#8217;de korkunç bir kuraklık görülecek Asya&#8217;nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes&#8217;te karışıklık&#8230; Güney Asya&#8217;daki 26 Aralık ve 28 Mart depremleri sonrası İngiliz bilimadamları bu dörtlükteki üç satırı &#8216;Endonezya depremleri&#8217;ni temsil ettiğini açıklamış ancak &#8216;Yunanistan ve Türkiye&#8217;de karışıklık&#8217; satırını yorumlamamıştı. İnternetteki bazı kaynaklar Güney Asya depremleri sonrası Türkiye&#8217;de yeni bir depreme neden olabileceğini öne sürerken, Fransız Fontbrune dördüncü satırın Gölcük depremini temsil ettiğini söylüyor. Çünkü Gölcük depreminden 6 gün önce birinci satırda geçtiği gibi güneş tutulması yaşanmıştı. Ve Türkiye&#8217;nin geçtiği son dörtlük, beşinci cildin 25&#8242;inci dörtlüğü Mars, Güneş, Venüs Arslan burcunda, Arap prensi, kilisenin egemenliğini denizde yenecek. İran&#8217;da bir milyondan fazla insan birleşecek. Gerçek yılan Türkiye ve Mısır&#8217;a saldıracak Fontbrune&#8217;a göre &#8220;Gerçek yılan&#8221; Asyalı bir ejderhayı yani Çin&#8217;i anlatıyor. Bir milyondan fazla insan (asker) İran&#8217;da toplandığında Çin, Türkiye&#8217;ye ve Mısır&#8217;a saldıracak. &#8216;Arap Prens&#8217; ifadesiyle, Ortadoğu yoluyla Asya&#8217;dan Avrupa&#8217;ya ilerleyen, orduları milyonlarla sayılan dev bir güç kastediliyor&#8230; Bu savaş tarihi ise Nostradamus&#8217;un takvimine göre 15 Ağustos 2015.</p>
<p>Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?</p>
<p>Nostradamus kehaneti: Üçüncü Dünya Savaşı 2076&#8242;da, dördüncüsü ise 2106&#8242;da çıkacak.</p>
<p>1000 yıl huzur olacak<br />
Nostradamus&#8217;un kehanetlerindeki şifreyi inceleyen uzmanlara göre Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak.</p>
<p>Dünya yok olmayacak<br />
İddia şöyle devam ediyor: Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus&#8217;a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak.</p>
<p>Nostradamus&#8217;un, &#8216;kesin&#8217; kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara &#8216;Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?&#8217; sorusunu getirdi.</p>
<p>1555&#8242;te kaleme aldığı kehanetlerin birçoğu gerçekleşen Fransız kahin Nostradamus&#8217;la bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkacağız. Kendi ölümünü dahi gören bir adamın kehanetlerini sunacağız. Dizimize Nostradamus&#8217;un şifrelerini çözen uzmanların kıyamet yorumlarından başlıyoruz. Yorum siz okurlarımızın&#8230;</p>
<p>Kıyamet ne zaman kopacak? Endonezya&#8217;daki depremler kıyametin alametleri mi? Globalleşen dünyada dinler arası bir savaş çıkacak mı? Günümüzde pek çok insan bu gibi soruların cevabını, yüzyıllar evvel yaşamış bir Fransız kahinin kehanetlerinde arıyor. Bu kahinin adı Nostradamus!&#8230;</p>
<p>KIYAMET İÇİN İKİ TARİH</p>
<p>Yaşanan pek çok doğal afetten ve gündeme damgasını vuran pek çok gelişmeden sonra gündeme gelen Nostradamus son olarak Endonezya depremleriyle ilgili kehanetleriyle tartışma konusu oldu. Bu depremler kahinin bahsettiği &#8217;sonun başlangıcı&#8217; olabilir mi?.. Bu yorumdan yola çıkacak Nostradamus dizimizin ilk gününü &#8216;kıyamet&#8217;e ayırıyoruz. Nostradamus&#8217;un dünyanın sonu ile ilgili gördüğü iki tarih var: 2012 ve 3797&#8230; Kahinin bu iki rakamı niye verdiğini iki ünlü &#8216;şifre çözücü&#8217;nün şöyle yorumluyor: Nostradamus, dünya ile kehanetlerini 2012 yılına kadar görüyor. Ancak yüzeysel kehanetler ise 3797&#8242;ye kadar devam ediyor. Bazıları, detaylı olarak kaleme aldığı 2012 tarihini &#8216;kıyamet&#8217; olarak yorumlarken Amerikalı Tad Mann, &#8220;Nostradamus, Yüzyıllar&#8217;ın (kehanetlerini topladığı kitabın adı) girişinde 3797 yılından bahsetmektedir. Ancak kehanetlerini 2000&#8242;li yıllarla sınırlandırır. Böylece kehanetlerini 2000&#8242;li yıllarla sınırlamış olur&#8221; diyor. Mann, bu açıklamasıyla Nostradamus&#8217;un gözüyle kıyametin 2012&#8242;de olmayacağının da altını çizer.</p>
<p>2050&#8242;YE KADAR SAVAŞLAR</p>
<p>3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll&#8217;a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kahinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve &#8217;saat&#8217; durur. McHall, Nostradamus&#8217;un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: &#8220;Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı&#8217;nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı&#8217;nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak. Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak.&#8221; McHall&#8217;a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde &#8216;barış çağı&#8217; yaşanacak. McHall&#8217;un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek&#8230; İran Şahı&#8217;nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık &#8216;Arap egemenliği&#8217; de 2050&#8242;de sona erecek. (McHall, Nostradamus &#8216;Arap egemenliği&#8217; kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya&#8217;nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus&#8217;a göre III. Dünya Savaşı 2076&#8242;da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı&#8217;nın tarihi için 1987&#8242;yi gösterirken McHall, Nostradamus&#8217;un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, &#8216;büyük kaos&#8217; dönemi dediği IV. Dünya Savaşı&#8217;nın tarihini de belirliyor: 2106!.. Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız &#8216;en kanlı dünya savaşı&#8217; ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas&#8217;tan çıkıp gelecek kralları Avrupa&#8217;ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya&#8217;nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya&#8230;</p>
<p>ABD&#8217;DEN ATOM BOMBASI</p>
<p>McHall bu dörtlüğü şöyle yorumluyor: &#8220;Afrikalılar, eski Avrupa&#8217;nın üstüne yürümek için Doğu Asyalı halklarla anlaşıyor. Bir başka yerde Anibal&#8217;dan bahseden Nostradamus, İsa&#8217;dan 200 yıl önce filleriyle İspanya üzerinden Roma&#8217;ya yürüyen komutanı anımsıyor ve şöyle diyor: Başka bir deyişle, geçmiş günlerin sömürülen ülkeleri, yeni bir dünya savaşının başlamasına sebep olacak.&#8221; Afrika ve Asya&#8217;nın Avrupa çıkarmasının ardından Amerika II. Dünya Savaşı&#8217;nda olduğu gibi bir kez daha &#8216;Yaşlı Kıta&#8217;ya yardıma geliyor. Nostradamus, bu kehanetini de kitabının ikinci cildinin 78&#8242;inci dörtlüğünde şöyle anlatıyor: Punya ve Galya kanlarından oluşan o adaları Kana boyuyor denizin derinliklerinden büyük neptün. Ve, kolaylıkla elde edebilmek için bu kıyıları Öyle zararlı, çok daha fazla gökte yazılandan McHall&#8217;un yorumu şöyle: &#8220;Büyük Neptün, yani ABD, Fas ve Tunus üstüne atom bombaları gönderiyor. Patlamalar öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki, geceler gündüz gibi oluyor. Ve Dünya, bu savaşlardan sonra 1000 yıllık barış çağına giriyor.&#8221;</p>
<p>ADOLF HITLER</p>
<p>Hiffler(Hisler) adında bir Almanın çarpık hacıyla Polonya&#8217;ya gireceğinden bahsetmiştir. İsimdeki benzerlik, çarpık haç ve Polonya isimlerinin tek bir kehanette geçmesi kafa karışıklığına yol açıyor. Uzun bir süre Hiffler (yada Hisler) isminin yanlış yazdığı düşünülmüş ancak Hitler&#8217;in doğduğu evindeki buzdolabının arkasına annesi adını bu şekilde kazımıştır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=444&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 10:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[pandor'nın kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[pandora]]></category>
		<category><![CDATA[pandora efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[yunan mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[yunan tanrıları]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir? Pandora Kimdir? Pandora&#8217;nın kutusunda ne var? Pandora&#8217;nın Kutusunun gizemi nedir?
Baş tanrı Zeus, tanrıların ateşini Olympos Dağı&#8217;ndan çalıp, insanlara götürerek ilk devrimi gerçekleştiren Prometheus&#8217;u ve ona yardım eden suç ortaklarını (erkekleri) cezalandırmak için binbir kötü düşünceye dalar. Bütün kötülükleri beyin süzgecinden geçirdikten sonra aklına, bu kötülükleri içinde barındıran bir varlık yaratma fikri gelir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-217" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="pandora" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/pandora.jpg" alt="pandora" width="170" height="194" />Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir? Pandora Kimdir? Pandora&#8217;nın kutusunda ne var? Pandora&#8217;nın Kutusunun gizemi nedir?</strong></em></p>
<p>Baş tanrı Zeus, tanrıların ateşini Olympos Dağı&#8217;ndan çalıp, insanlara götürerek ilk devrimi gerçekleştiren Prometheus&#8217;u ve ona yardım eden suç ortaklarını (erkekleri) cezalandırmak için binbir kötü düşünceye dalar. Bütün kötülükleri beyin süzgecinden geçirdikten sonra aklına, bu kötülükleri içinde barındıran bir varlık yaratma fikri gelir. Bütün kötülükleri içinde barındıran bu varlığın adı ise &#8216;kadın&#8217;dır. Tabi bu varlığa kadın demeden önce yaradılış öyküsünü anlatmak yerinde olacaktır.</p>
<p>Baş tanrı Zeus, kadın yaratma fikrini hemen gerçekleştirmek için kolları sıvar. İlk olarak, oğlu olan demirci tanrı (sanatçı olarak da bilinir) Hephaistos&#8217; a bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Hephaistos, Zeus&#8217;un dediğini anında yapar ve usta becerisiyle kadına şeklini verir. Daha sonra ise bilgeliğin tanrıçası Athena, bu kadına el işlerini, beceriyi (dokuma, el sanatları vs.) öğretir ve süslü kuşağını bu kadının beline sarar.</p>
<p>Sıra kadını kadın yapan özellikleri bu kadına vermeye gelince, devreye aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite girer. Aphrodite, bu kadının yüreğini arzularla doldurur, yüzüne zerafet serper, tutku, heyecan, güzellik, şehvet hepsini bu kadına adeta yükler.</p>
<p>Zeus&#8217;un kötü olarak nitelendirdiği bu kadına şeytani duyguları, yalanı, düzenbazlığı ise haberci tanrı Hermes verir. Son olarak ise Zeus, bu kadına can versinler diye dört rüzgarın esmesini emreder. Bu rüzgarlar esince kadına can gelir. Böylelikle kadının yaradılışı gerçekleşir. Bu kadın yaratıldıktan sonra sıra onu süslemeye gelir. Bu süsleme görevini ise birbirinden güzel periler üstlenir. Periler onu süslü gerdanlıklarla, kemerlerle ve de çiçeklerle donatırlar. Onu akıllara durgunluk verecek bir güzelliğe büründürürler.</p>
<p>Son olarak sıra bu kadına isim vermeye gelir. Haberci tanrı Hermes ona &#8220;bütün tanrıların armağanı&#8221; anlamına gelen &#8220;PANDORA&#8221; adını verir.</p>
<p>Pandora efsanesinin günümüze nasıl aktarıldığı konusunda bilgi verecek olursa eğer; tarihçi Hesiodos&#8217;un &#8220;Theogonia&#8221; (tanrıların doğuşu) ve &#8220;İşler ve Günler&#8221; adlı eserlerinde bu efsaneye yer verilmiştir. Aslına bakılırsa bu efsaneye, Orta Doğu kökenli olan Adem ile Havva efsanesinin Yunan mitolojisine aktarılmış hali de diyebiliriz. Bu iki kültür arasındaki fark ise kadının yaradılış maksadındaki görüş ayrılığıdır. Zamanla bu görüş ayrılığının öldüğünü ise bu efsanenin Hesiodos&#8217;tan sonra bir kez dahi kaleme alınmadığını gördüğümüzde anlıyoruz.</p>
<p>Kadını her kötülüğün, derdin, belanın sebebi olarak görmek, kadını aşağılayıcı bir konuma yerleştirip ona kötü sıfatlar yüklemek Yunan anlayışına tersti. Bu nedenledir ki Hesiodos&#8217;tan sonra bu efsane tekrardan kaleme alınmamıştır. Bu da kadının yaradılış nedeninin gerekçesi olarak, &#8216;kötülükleri doğurması&#8217; anlayışının geçerli olmadığını ıspatlar.</p>
<p>Hikayemizin devamına gelecek olursak, Zeus Pandora&#8217;ya can verdikten sonra ve onun bütün kötülüklerle, çirkefliklerle aynı zamanda güzelliklerle donandığını gördükten sonra sıra Prometheus&#8217;tan ve insanlıktan öc almaya gelir. Zeus Pandora&#8217;nın eline kapalı bir kutu verir ve onu Prometheus&#8217;un kardeşi Epimetheus&#8217;a (aklı başına sonradan gelen, geç uyanan anlamına gelir) gönderir.</p>
<p>Olacakları önceden görebilen kahin Prometheus bunun üzerine kardeşi Epimetheus&#8217;u Zeus&#8217;tan gelecek hiç bir hediyeyi almaması hususunda uyarır. Fakat Epimetheus hediyeyi elinde tutan güzel Pandora&#8217;yı görünce kardeşinin nasihatlerini unutur ve bunun karşılığında insanlığa en büyük kötülüğü getirir (güya bu kötülük kadındır). Epimetheus, Pandora&#8217;nın çekiciliğine karşı koyamaz ve yapacağı en son şeyi ilk sıraya koyarak onunla evlenir. O zamana kadar insanlar (erkekler) kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı, yalanı bilmiyorlardır. Yeryüzüne bütün kötülükler Pandora ile birlikte bu kutuyla gönderilmiştir. Tek yapılmaması gereken ise bu kutunun açılmasıdır.</p>
<p>Zeus&#8217;un eline tutuşturduğu kutuda ne olduğunu merak eden Pandora bu merakına daha fazla dayanamayarak bu kutuyu açar. Bu kutu açılınca ne kadar kötülük, dert, kıskançlıklar, hastalıklar, açlık, yaşlılık, delilik, ahlaksızlık varsa yeryüzüne yayılır. Pandora bu kutunun kapağını kapatmak istese de çok geç olmuştu artık yeryüzü bu kötülüklerle olumsuzluklarla çevrelenmiştir. Buna rağmen Pandora, kutunun kapağını son hamleyle kapatır. Kutunun içinde tek kalan ise insanları bu kadar olumsuzluk karşısında avutan, insanlığın tek ilacı olan &#8216;UMUT&#8217; tur.</p>
<p>Günümüzde &#8220;açtırma kutuyu söyletme kötüyü&#8221; deyiminin kökenini de bu hikayemizle bildirmiş olduk : ) Ayrıca Pandora&#8217;nın kutusunu açtırma deyimi de gün geçtikçe yayılan bir deyim haline gelmiştir. Bu deyimin anlamı da denetlenmesi imkansız, denge bozucu hareketlerde bulunma! dır. Denetlenmesi güç hareketin kökeni Pandora&#8217;nın kutuyu açtığı anda dönüşü olmayan bir girişimde bulunmasına dayanır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=216&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piri Reis ve İlk Dünya Haritası</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 10:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya - Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Haritası]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab-ı Bahriye]]></category>
		<category><![CDATA[mısır seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Piri Reis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Piri Reis ve ilk dünya haritası, Kitab-ı Bahriye, Piri Reis&#8217;in Dünya haritası nasıl yapılmıştır?
İnsanoğlu her ne kadar uzay keşfine çıksa da, henüz dünyada izah edemediği, keşfedemediği o kadar çok şey var ki. Bırakın dünyayı, insanoğlu henüz bedenindeki sırları bile tam olarak izah edebilmiş değil.
Bilim adamlarının açıklayamadığı birçok gerçek var. Yaratılış, ölüm, rüya, cin, nazar gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-209" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="dunya-haritasi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/dunya-haritasi.jpg" alt="dunya-haritasi" width="194" height="266" />Piri Reis ve ilk dünya haritası, Kitab-ı Bahriye, Piri Reis&#8217;in Dünya haritası nasıl yapılmıştır?</strong></em></p>
<p>İnsanoğlu her ne kadar uzay keşfine çıksa da, henüz dünyada izah edemediği, keşfedemediği o kadar çok şey var ki. Bırakın dünyayı, insanoğlu henüz bedenindeki sırları bile tam olarak izah edebilmiş değil.</p>
<p>Bilim adamlarının açıklayamadığı birçok gerçek var. Yaratılış, ölüm, rüya, cin, nazar gibi konuların yanında bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi bile hala kaldırılabilmiş değil. Bunlardan biri de Ünlü Türk denizcisi Piri Reis’in haritasıdır.</p>
<p>Bu harita için; &#8220;geleceği gören harita&#8221; tanımını yapabiliriz. Ünlü Türk denizci Piri Reis&#8217;in 1513&#8242;te çizdiği harita, Afrika, Amerika ve Güney Kutbu&#8217;nun bugünkü halini gerçeğe yakın bir şekilde göstermektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-210" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="piri-reis" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/piri-reis.jpg" alt="piri-reis" width="196" height="257" />Bu harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılından günümüze bilim dünyasının ilgisini çekmektedir. Öyle ki; haritada Güney Kutbu&#8217;na yer verilmişti. Hâlbuki buranın keşfi, haritanın çizilmesinden 3 asır sonra gerçekleşmişti. Dahası, bu harita, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce eridiği tespit edilen bu buzulların varlığını Piri Reis nerden biliyordu? Bilimsel gerçeklere göre Reis’in bu haritayı çizmesi mümkün görünmüyordu. Piri Peki nasıl olmuştu da çizebilmişti? Bu konuda birçok teori ortaya atıldı. Hatta Piri Reis’in cinlerden yardım aldığını iddia edenler bile oldu. Sırrı ne idi acaba? Piri Reis nasıl bir gizli ilme sahipti?</p>
<p>Önce Piri Reis’le ilgili kayda geçen bilgileri gözden geçirelim.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-211" title="harita" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/harita.jpg" alt="harita" width="399" height="400" /></p>
<p>Tarihi kaynaklara göre Piri Reis, 1465’te doğdu. Kimine göre doğum yeri Karaman, kimine göre Gelibolu’dur. Bu konuda kesin bir bilgi yok. Ancak kesin olan bir şey var ki Piri Reis’in aile kökeni Karaman’a dayanmaktadır. Türk denizcilik tarihinin ilk ustalarından Karamanlı Kemal Reis&#8217;in yeğenidir. Piri Reis önce bu meşhur amcası sayesinde tanınır. Ancak daha sonra Amerika&#8217;yı gösteren dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla şöhreti amcasını geçer ve dünyaca tanınmış bir haritacı ve denizci olur.</p>
<p>En ünlü Osmanlı denizcisi ve kaptanı olarak tarihe geçen Piri Reis’in gerçek ismi Muhiddin’dir.</p>
<p>Piri Reis’in Karaman’dan dünya denizlerine uzanan hikayesi Fatih Sultan Mehmet zamanında başlar. Bu dönemde Karamanoğulları Beyliği Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılır. Beyliğin ileri gelenleri Fatih Sultan Mehmet&#8217;in emriyle İstanbul&#8217;a göç ettirilir. Aile İstanbul’dan Gelibolu&#8217;ya geçerek oraya yerleşir.</p>
<p>Karaman derelerinde başlayan yolculuk artık Akdeniz’de devam etmektedir. Piri Reis amcası Kemal Reis’in sayesinde gemi ve denizle tanışır. Ondan denizciliği öğrenir. 1481’de amcası ile Akdeniz&#8217;de korsanlık yapmaya başlar. 1491’den sonra Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve Güney Fransa kıyılarına yapılan akınlarda başı çekerler.</p>
<p>1486 tarihinde Endülüs Emevi Devleti’nin son toprakları da Avrupalılar tarafından ele geçirildiğinde İspanya Müslümanları Osmanlı Devleti&#8217;nden yardım isterler. Osmanlı Devleti onları gemilerle Granadalı Müslümanları İspanya&#8217;dan Kuzey Afrika&#8217;ya taşımakla görevlendirir. 1487 &#8211; 1493 yılları arasında Avrupa’nın baskısından kaçan Müslümanları gemilerle Kuzey Afrika’ya taşırlar.</p>
<p>Piri Reis, Akdeniz&#8217;de yaptığı bu seyirler sırasında gördüğü yerleri ve başından geçenleri, sürekli not alır. Bu notlarını Kitab-ı Bahriye adı altında toplar. Bu notlar dünya denizciliğinin ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan bir kitap haline dönüşür.</p>
<p>Piri Reis 1511’de çok sevdiği amcasını kaybeder. Denize küser. Uzun bir süre açık denizlere açılmaz ve Gelibolu&#8217;ya yerleşerek burada, 1513 tarihli ilk meşhur dünya haritasını çizer.</p>
<p>Piri Reis, Yavuz Sultan Selim’in işareti üzre, 1517&#8242;deki Mısır seferi ile tekrar denizlere döner. Çizdiği haritayı da sefer sonrası Yavuz Sultan Selim&#8217;e sunar.</p>
<p>Rivayetlere göre, Sultan kendisine hediye edilen bu dünya haritasına bakmış ve &#8216;Dünya ne kadar küçük&#8230;&#8217; demiştir.</p>
<p>Yine tarihçilere göre Sultan bu haritayı doğu ve batı diye ikiye bölmüş. Vezirlerine bu parçaları göstererek &#8216;Biz bu küçük dünyanın doğu tarafını elimizde tutacağız.&#8217; demiştir&#8230; Bu haritanın doğu parçası henüz bulunabilmiş değil. Kimi tarihçilere göre Sultan, Hint Okyanusu&#8217;nun ve Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için tasarladığı seferde kullanılmak üzere bu parçayı saklamıştır.</p>
<p>Piri Reis Haritası, Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan biri olarak dünyaca ilgi görmüştür. Erich von Daniken bile “Tanrıların Arabaları&#8221; adlı kitabında, Piri Reis’in haritasını, görüşlerine kaynak olarak gösterir. Batılı düşünür Charles Hapgood, Piri Reis&#8217;in kullandığı haritanın, dünyanın on bin yıl önceki bir dönemine göre çizildiğini öne sürmüştür. Antarktika olarak yorumladığı kara parçasının haritada buzlu görünmemesini ve Sahra çölünde de göllerin görünmesini, binlerce yıl önceki iklim değişikliği ile izah eder.</p>
<p>Mısır seferi sonrası Gelibolu&#8217;ya dönen Piri Reis, yazdığı denizcilik notlarını, 1521&#8242;de, Kitab-ı Bahriye isimli meşhur kitabında bir araya getirir.</p>
<p>Kitab-ı Bahriye, Akdeniz kıyılarına ait ayrıntılı bir deniz kılavuzudur. Kitap, denizcilere Akdeniz hakkında tafsilatlı bilgi verir. Kıyılar, adalar, geçitler, boğazlar, körfezler, fırtına ve korunma yolları, sığınılacak limanlar, kesin rotalar ve daha bir çok konuda denizcilere rehber olur. Bu eser; Anadolu sahillerinin özelliklerine, asırlar öncesinden adım adım ışık tutan değerli bir coğrafya kitabı olarak bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.</p>
<p>Kitabın suretleri İstanbul&#8217;da Topkapı Sarayı&#8217;nda mevcut olduğu gibi, kopyaları Paris ve Londra gibi çeşitli Avrupa kenti kütüphanelerinde sergilenmektedir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-212" title="harita3" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/harita3.jpg" alt="harita3" width="400" height="312" /></p>
<p>Mısır seferi sonrası yıldızı daha da parlayan Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki ikinci Mısır seferinde ise büyük bir talihsizlik ile karşı karşıya kalır. 1552&#8242;de çıktığı ikinci Mısır seferinin sonunda hapsedilir. Komutasındaki donanmayı emir ve izin dışı, Basra&#8217;da bırakıp, ganimet yüklü üç gemi ile Mısır&#8217;a dönmekle suçlanır. Halbuki askerlerinin istirahatı, donanmanın bakım ve tamiri gerektiği için böyle bir karar almıştır. Ne hazindir ki; politik hırs ve çatışmalara kurban gider.<br />
1554&#8242;te, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa tarafından, hizmette kusur ettiği gerekçesiyle Kahire&#8217;de idam edilir. İdam sehpasında, ömrünün çoğunu geçirdiği denize doğru son kez bakar. O sırada yaşı 80’dir.</p>
<p>Geride dünya harikası sayılabilecek iki dünya haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından olan Kitab-ı Bahriye isimli değerli eserini bırakır.</p>
<p>Bilim çevrelerince hayret uyandıran eserlerinin sırrı şudur: Piri Reis iyi bir gözlemci ve araştırmacıdır. Gezip gördüklerini not almış, tutsak ettiği İspanyol ve Portekizli denizcilerin bilgilerine başvurmuş, ele geçirdiği tarihi harita ve broşürleri kayda geçmiştir. Bunların arasında Büyük İskender zamanına ait olduğu düşünülen haritalar, Ceneviz kaynaklı haritalar ve Kristof Kolomb’un haritaları da vardır. Kitabı ve haritaları bu birikim gözlemlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu eserler aynı zamanda titiz bir denizcilik istihbarat çalışmasının ürünüdür.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=208&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babil Kulesi Dünyanın 7 Harikasından Birisi</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 13:38:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[asma bahçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[babil]]></category>
		<category><![CDATA[babil kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[babylon]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın 7 harikası]]></category>
		<category><![CDATA[marduk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın 7 harikasından birisi; Babil Kulesi. Tanrıya erişebilmek için yapılmış yüksek kule.
Eski çağların 7 harikasından biri olan Babil Kulesi, tanrı Marduk adına dikilmiş bir ziguart, yani tapınaktı.Bilindiği gibi ziguart, Sümer-Babil basamaklı piramitlerine veya kulelerine verilen addır.Zamanımızdan beş bin yıl kadar önce Sümerliler tarafından yapılan kuleye “Tanrıdağı” da denirdi.Çünkü, dağlık bölgelerden gelen Sümerliler yükseklere taparlar, yeri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-167" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="babil-bulesi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil-bulesi.jpg" alt="babil-bulesi" width="185" height="232" />Dünyanın 7 harikasından birisi; Babil Kulesi. Tanrıya erişebilmek için yapılmış yüksek kule.</strong></em></p>
<p>Eski çağların 7 harikasından biri olan Babil Kulesi, tanrı Marduk adına dikilmiş bir ziguart, yani tapınaktı.Bilindiği gibi ziguart, Sümer-Babil basamaklı piramitlerine veya kulelerine verilen addır.Zamanımızdan beş bin yıl kadar önce Sümerliler tarafından yapılan kuleye “Tanrıdağı” da denirdi.Çünkü, dağlık bölgelerden gelen Sümerliler yükseklere taparlar, yeri ve gökyüzünü bağlayan kutsal bir ağacın bulunduğuna da inanırlardı.<br />
Tanrı Marduk adına yapılan Babil Kulesi, aynı zamanda yeri göğe bağlayan kutsal ağacı temsil ediyordu.Babil’in Sümer dilindeki kelime anlamı ise “Tanrı Kapısı” demektir.Birazdan aşağıda da göreceğimiz gibi, Mezopotamya’da yaşamış çeşitli toplumlar Babil Kulesi’nin yapılış amacını birbirlerinden çok farklı anlatıyorlardı.</p>
<p>10 BİN ASKER MOLOZLARI ANCAK 2 AYDA TEMİZLEDİ<br />
Babil’i işgal eden krallar(Tikilti-Ninartu, Sargon, Sanherip ve Asurbanipal) Babil Kulesi’ni yıkmışlardı.Babil kralları Nabopollasor ve Nabukodonosor onu yeniden kurdular.Pers kralı Keyhüsrev M.Ö. 539′da şehri ele geçirdiği halde yıkmayan ilk hükümdar oldu.Fakat M.Ö. 479′da Babil’i ele geçiren Pers kralı Kserkes kuleyi yıktı ve bundan sonra da kuleyi onaran olmadı.Yalnız, Büyük İskender Babil’e geldiği zaman harap kulenin karşısında adeta büyülenmiş, hayran kalmıştı.Onu eski haline getirmeye karar verdi.10.000 kişiyi iki ay çalıştırarak molozları temizletti, fakat o ölünce kulenin onarılmasından vazgeçildi.Babil Kulesi Rönesans döneminde birçok ressama konu olmuş, onu, belgelerde anlatıldığı şekilde canlandırmak istemişlerdir.</p>
<p>TANRI MARDUK’UN YEMEK YATAĞI<br />
Babil Kulesi’nin temeli 90 metre genişlikteydi.Yüksekliği de yine 90 metre olan kule 7 katlıydı.Yükseldikçe katlar daralıyordu.Birinci katı 33 metre, ikinci katı 18 metre, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı katları 6′şar metre olan kulenin en üst katı 15 metreydi.En üst kat Babil tanrısı Marduk için yapılmış bir tapınaktı.İnançlarına göre Marduk insanlara ancak orada görünürdü.Ama onun görünmesine basit ölümlüler dayanamazdı.Onun için tapınmaya gelen halk birinci kata çıkar, daha üst katlara yalnız rahipler çıkardı.<br />
Marduk için hazırlanan en üst katta bir “Yemek Yatağı” vardı.Yemek yatağının önünde altın kaplı bir masada bulunuyordu ama tanrı Marduk yemeğini bu masada yemezdi.Çünkü tanrılar ve asiller yemeklerini oturarak değil, yatarak yerlerdi.Eski Yunan ve Roma kibarları yemeği yatarak yeme  adetini Babillilerden almışlardı.Tanrı Marduk için yapılan odada, her gece, şehrin en güzel kızı bulunuyordu.Marduk gelirse bu kız onu karşılayacak, hizmet edecekti.</p>
<p>85  MİLYON TUĞLA<br />
Kule 85 milyon tuğladan yapılmıştı.Çevresinde rahip sarayları, ambarlar, misafir odaları ve yine tanrı Marduk için yapılmış bir başka tapınak olan Esagila’ya giden, aslan heykelleriyle süslü bir geçit ve dini tören yolu vardı.20 metre yükseklikteki bu tapınak, eni 450,  genişliği ise 550 metre olan bir alanı kaplıyordu.Kazılar sonunda meydana çıkarılan asma bahçelerin kalıntıları da Babil Kulesi’ne pek uzak değildi.<br />
Ninova’da, kral Asurbanipal kitaplığında ele geçen ve “Babil Şehrinin Tarihi” adını taşıyan çivi yazılı bir metinde, Babil’de 53′ü büyük, 650’si küçük olmak üzere 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal bulunduğu yazılıdır.Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu.Biri iç, öteki dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda iki surla çevriliydi.Surların dışında, bütün şehri çevreleyen su hendekleri  vardı.</p>
<h5><em>kaynak: bilgiustam.com</em></h5>

<a href='http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/babil/' title='babil'><img width="150" height="150" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil-150x150.gif" class="attachment-thumbnail" alt="" title="babil" /></a>
<a href='http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/babil-bulesi/' title='babil-bulesi'><img width="150" height="150" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil-bulesi-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="babil-bulesi" /></a>
<a href='http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/babil2/' title='babil2'><img width="150" height="150" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil2-150x150.png" class="attachment-thumbnail" alt="" title="babil2" /></a>
<a href='http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/babil3/' title='babil3'><img width="150" height="150" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="babil3" /></a>
<a href='http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/babil_kulesi2/' title='babil_kulesi2'><img width="150" height="150" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/babil_kulesi2-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="babil_kulesi2" /></a>

<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=166&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/babil-kulesi-dunyanin-7-harikasindan-birisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır Piramitlerinin Taşıdığı Gizem!!</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[gize piramitleri]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[keops]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[mısır piramitleri]]></category>
		<category><![CDATA[piramitler]]></category>
		<category><![CDATA[sfenks]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[
Mısır piramitlerinin sırrı, taşıdıkları gizem nedir? Nasıl yapılmışlardır?
Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.
Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.
Dünyadaki Önemli Piramitler:
* Keops [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-121" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Gize-Piramitleri" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Gize-Piramitleri.jpg" alt="Gize-Piramitleri" width="303" height="215" /></p>
<p><em><strong>Mısır piramitlerinin sırrı, taşıdıkları gizem nedir? Nasıl yapılmışlardır?</strong></em></p>
<p>Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.</p>
<p>Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.</p>
<p>Dünyadaki Önemli Piramitler:</p>
<p>* Keops Piramidi (145,75 metre)<br />
* Mikerinos Piramidi(66,5 metre)<br />
* Kefren Piramidi (143,56 metre)<br />
* Sakkara Piramidi (63,17 metre)<br />
* Maldum Snefru Piramidi (93,26 m)<br />
* Dahahur Bent Piramidi (104,85 m)<br />
* Dahahur Snefru P. (103,95 metre)<br />
* Sakkara Pepi II P. (52,555 metre)<br />
* Uxmal Tapınağı (Meksika)<br />
* Teotehuacan (Meksika)<br />
* Tiahuanaco (Bolivya)<br />
* Dohan Tapınağı (Çin Halk Cumhuriyeti)</p>
<p><em><strong>Piramit Nedir?</strong></em><br />
Tabanı kare şeklinde olup köşelerin tepede tek bir noktada birleşmesiyle oluşan geometrik şekildir. Dört eşit büyüklükte üçgen yüzeye sahip olan piramitler, inşa edildiklerinde mühendislik açısından son derece sağlam bir yapı sergilemektedirler.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-122" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Bent-piramidi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Bent-piramidi.jpg" alt="Bent-piramidi" width="243" height="191" />Piramitlerin Tarihçesi</strong></em><br />
Piramitlerin firavunun mumyası ile onun değerli hazinelerini ve dönemin eşsiz sanat eserlerini saklamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Fakat bugüne kadar hiçbirisinin içerisinde herhangi bir mumyaya veya hazineye rastlanmamıştır. Dünyanın ilk inşa edilen piramidi Sakkara’da olup yapımı M.Ö 2620 yılında tamamlanmıştır. İlk örnekleri basamaklı yapıda olan piramitlerin birçoğu tamamlanamamış veya yapım aşamasında yıkılmıştır. Bunun ilk örneği M.Ö 2570 yılında yapımına başlanan Meidum piramidi olup, sekizinci basamak yapılmak istenirken yıkılmıştır.</p>
<p>Piramitleri inşa edenler bundan ders çıkararak daha yüksek piramitler yapabilmek için tabanı mümkün olduğunca geniş tutarak eşkenar bir geometri kullanmanın gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Nil nehri yakınlarındaki Dahahur bölgesinde M.Ö 2570 yılında inşasına başlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik bölümü tamamlandıktan sonra daha önceki tecrübeler baz alınarak eğim açısı düşürülmüş ve yükseltilmeye devam edilmiştir. Bu yöntemle M.Ö 2565 yılında başarıyla tamamlanan Bent piramidi çok daha rijit bir yapıya kavuşurken, eşsiz bir görünüme de sahip olmuştur. Bu tarihten sonra yapılan tüm piramitler daha küçük sabit bir açı ile yükseltilerek inşa edilmiştir.</p>
<p><em><strong>Piramitleri Kimler İnşa Etti?</strong></em><br />
Önceleri piramitlerin Mısırlı köleler tarafından yapıldığı düşünülmekteyken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı bir çukura düşer ve bu çukur gizemli bir mahzene açılır. Burası piramit yapımında çalışan işçilerin ustabaşı olan kişinin mezarıdır. Kubbeli mezar olarak da bilinen mekan, duvarları işlemeli ve ihtişamlı bir yapıya sahiptir. Böylesine güzel bir mezarın işçi sınıfındaki birisine yapılması, çalışanların esir olmadığının göstergesiydi. İşçiler gündüzleri çalışıyor ve geceleri buradaki köylerde bulunan evlerine gidiyordu. Daha sonra bu bölgede yapılan kazılarda 250’den fazla farklı mezar daha bulunmuştur. Ustabaşının çevresindeki mezarlar seçkin işçilerin mezarlarıyken normal işçiler biraz daha uzakta toplu halde bulunmaktaydı.</p>
<p>Ölen herkes için bir mezar yapılmakta olduğu anlaşılan bölgedeki kazılarda mezarların girişlerinde işçilerin statülerini gösteren hiyeroglif yazılar bulundu. Bu yazılarda “mezar inşaatı denetçisi”, “mezar inşaatı yöneticisi” gibi ibareler yazmaktaydı. Ayrıca bu mezarlarda işçilerin minyatür heykelleri ve sanat eserleri de yer almaktaydı.</p>
<p>Yaklaşık 200.000 işçinin çalıştığı bölgedeki iskeletler incelendiğinde omurganın inanılmaz bir yüke maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Omurgaya binen aşırı yük buradaki taş taşıma işleminin güçlüğüne işaret etmekteydi. Bu kadar özveri ve emekle ortaya çıkan piramitlerin yapımı için binlerce işçi bu bölgedeki şehirlerde yaşamaktaydı. Yapılan kazılarda evler, fırınlar, çömlekler gibi birçok tarihi eser bulunurken duvarlardaki hiyerogliflerde nasıl ekmek yapıldığı ve içecek hazırlandığı gibi detaylar resmedildiğinden dönemin şehir yaşamı hakkında fikir edinmek de mümkün olmuştur.</p>
<p>Gize piramitlerinde 15 milyondan fazla kireç taşı kullanıldı. Bu taşlar piramitlerden 300 metre uzaktaki bir taş ocağından çıkartılmış ve yine burada kesilip işlenerek hazır hale getirilmiştir. Kazılarda bu bölgede taşların kesilmesi için gerekli olan oluklu platformlar bulunarak etrafı kazılmaya devam edilmiş ve dev bir taş ocağının enkazı ortaya çıkartılmıştır. Taş ocağından çıkartılan taş miktarı piramitlerde kullanılan miktarla örtüşmekteydi. Ayrıca piramitlerin yapımında kullanılan taş rampalar kil ve kireç taşı tozunun karışımından oluşan bir çamurla sıvanmıştı. Bu yöntem çok dayanıklı ve sert bir yapı oluştururken, ufak bir keski darbesiyle de kolayca koparak çözülebilmekteydi. Taş ocağı bulunduğunda içi bu rampanın enkazı ile doluydu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-123" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="keopsun-gemisi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/keopsun-gemisi.jpg" alt="keopsun-gemisi" width="200" height="245" />1954 yılında Keops piramidinin güney ucunda bir kubbe bulundu ve kalıntılar incelendiğinde burada bir geminin yatmakta olduğu anlaşıldı. Bu gemi, Mısır Firavunu Keops’un gemisiydi ve 13 sene süren yoğun çalışmanın ürünü olarak tüm parçalar birleştirilerek müzede sergilenmeye başlandı. Yılda 300.000 kişinin ziyaret ettiği müzede tamamı sedir ağacından yapılmış dünyanın en eski gemisi gururla sergilenmektedir. Daha sonraları benzer şekilde diğer firavunlar için yapılmış bir kardeş gemi daha bulundu fakat bu gemi zarar görmemesi ve tarihi değerini kaybetmemesi için bulunduğu odadan çıkarılmadı.</p>
<p>Firavunların mumyaları bir mağara içerisindeki gizli bir mezarlıkta bulunmuştur. O dönemin mumyalama tekniği sayesinde binlerce yıl sonra bile hala yüzleri tanınabilir şekilde kalan 40 kadar mumya çıkartılmıştır. Mumyalama işleminin nasıl yapıldığı bu mezarlıkta duvarlara çizilen hiyerogliflerden anlaşılmaktadır. Sadece karın bölgesine bir elin girebileceği kadar açılan ufak kesikten bütün organların çıkarıldığı ve içinin özel baharatlar ve yağlarla sıvanarak doldurulduğu gösterilmekteydi. O dönemin insanları öldükten sonra tekrar dirileceğini düşünüyordu ve tüm parasını mumyalama işlemi için  saklıyordu. Çünkü dirildikten sonra bedenlerine ihtiyaçları olacaktı. Bu nedenle bir kişi ne kadar zenginse öldükten sonra o kadar iyi korunacak demekti. Çok pahalı olan mumyalama işlemi sadece önemli kişilere ve zenginlere yapılırken, yoksul insanlar toplu mezarlara gömülmekteydi.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-124" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="keops" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/keops.jpg" alt="keops" width="278" height="278" />Piramitler Nasıl İnşa Edildi?</strong></em><br />
İnşa edilen en önemli piramitler Gize Piramitleri’dir ve Mikerinos, Kefren ve Keops ismindeki üç pramitten oluşur. Gize Platosu’nda bulunan bu piramitlerin en büyüğü ve en gizemli olanı Keops piramididir.</p>
<p>Keops piramidi 20 yıl içinde 150 metre yüksekliğe kadar kaldırılan her biri 2.5 ton ağırlığındaki 2.300.000 adet kireç taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Toplam ağırlığı 5.5 milyon ton olan bu taşların bu süre zarfında dizilebilmesi için her iki buçuk dakikada bir taşın yerine oturtulmuş olması gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde bu piramidin en anlaşılmaz yönlerinden biri nasıl inşa edildiğidir.</p>
<p>Hayranlık verici bir orantıya sahip olan yapı, gizemini taşların suskunluğuna bırakmıştır. 51° 51’ 14” eğimle dizilen bu taşlarda hassasiyetin binde bir oranında bile şaşması durumunda piramit en tepede düzgün birleşemezdi. Günümüzde bu tarz ufak hatalar en seçkin yapılarda bile makul bir tolerans olarak görülmektedir. Ama bundan 4500 yıl önce inşa edilen piramitlerde tepe noktası kusursuzca birleştirilmiştir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-125" style="border: 2px solid black; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="blok-tasima" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/blok-tasima.jpg" alt="blok-tasima" width="526" height="191" /></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-126" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="rampa" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/rampa.jpg" alt="rampa" width="257" height="129" />Milyonlarca taş nasıl olup da 140 metreyi aşan yüksekliklere kaldırılabilmiştir? Bunun için taş bloklardan yapılma büyük rampalar kullanılmıştır. Bu rampa piramitin yakınına kurulmuş olan taş ocağından başlayarak piramite kadar devam eden ve düzenli olarak kesintisiz taş taşınmasını sağlayan bir yapıda inşa edilmiştir. Aksi halde asla gerçekleştirilen süre içerisinde işi tamamlamak mümkün olmazdı. Fakat bu rampa piramit hacminin %65’i tamamlandıktan sonra 43 metre yüksekliğe ulaşır ve bu noktradan sonra ne kadar etkili olduğu tartışma konusudur. Çünkü piramidin tamamını bu rampa vasıtasıyla yapmak için 43 metreden 140 metreye ulaşmak gerekeceğinden, bunun için piramidin toplam hacminin iki katı kadar daha taşa gerek olacaktı. Bu nedenle bu seviyeden sonra piramidin inşasına içeriden devam edilmiştir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-127" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="tasima" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/tasima.jpg" alt="tasima" width="300" height="360" />Piramit iki aşamada inşa edilmektedir. Birisi piramidin inşası diğeri ise kral odasının inşasıdır. Kral odası piramit tabanından 43 metre yukarıda bulunmakta olup içerisinde dış ortama açılan hava kanallarının bulunması ve tavanında 60 tonu aşan düz bloklarının kullanılmış olması açısından hayranlık uyandırıcıdır. Tanesi 15 ton olan bu taş blokların nasıl taşındığı ise, kralın odasına giden geniş yolda(büyük galeri) gizlidir. Burada karşı ağırlık mekanizmasıyla çalışan bir sistem bulunmaktaydı ve halatlarla birleştirilmiş olan bu terazi mekanizması sayesinde bloklar istenilen yüksekliğe rahatlıkla kaldırılırdı.</p>
<p>Taşlar istenen yüksekliğe kaldırıldıktan sonra koyulması gereken yere götürülmek üzere 10 kişilik insan grupları tarafından piramidin kenarlarındaki tüneller içerisinde çekilirdi. Eğer bir köşe dönülecekse piramidin açık tünel uçlarında resimde gösterilen biçimde yine bir terazi sistemiyle kaldırılarak yön verilir ve diğer yöne gidecek raya oturtulurdu. Daha sonra bu tünelde de 10 kişilik grup tarafından gereken yere kadar çekilerek götürülürdü. Taşlar çekilirken oluşan sürtünme kuvvetini azaltmak içinse, çamur ve su kullanılırdı.</p>
<p>Piramit yüzeyi önceleri şu an olduğu gibi basamaklı bir yapıda değildi. Keops piramidi 45 asırlık varolma sürecinde üstten 10 metre kadar aşınmıştır. Yüzeyin üçgen şeklindeki basamak araları özel bir kireçtaşı çamuruyla kaplanarak doldurulur ve pürüzsüz, parlak bir görünüm alırdı. Özellikle son 20 senede piramitler geçtiğimiz 400 seneden daha fazla hasar görmüştür. Gerek güneş ışınları gerekse iklim şartları gibi etmenler piramitlerin varlığını her geçen gün daha fazla tehtid etmektedir.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-128" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="maya-piramitleri" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/maya-piramitleri.jpg" alt="maya-piramitleri" width="266" height="213" />Piramitlerin Gizemi Nedir?</strong></em><br />
İngiliz matematikçi ve astronomist olan John Taylor birtakım çalışmalar yapmış ve elde ettiği sonuçlar Howard Vyse tarafından analiz edilmiştir. Bunlardan bazıları;</p>
<p>- Keops piramidinin taban alanı dünyayı yataydan ikiye böldüğümüzde ortaya çıkan kesit alanı gibi düşünülürse ve piramidin tabanı dünyanın yarıçapı üzerine oturtulsa, yüksekliği tam kutup noktasına denk gelirdi. Yani burada kusursuz bir oran mevcuttur.</p>
<p>-Keops piramidinin taban çevresini yüksekliğinin iki katına bölündüğünde tam olarak pi=3,1416 sayısı elde edilmektedir.</p>
<p>- Keops ve Kefren piramitleri doğu-batı ve kuzey-güney sınırlarına öyle kusursuz yerleştirilmiştirler ki, o günün koşulları düşünüldüğünde hayret verici bir durum olarak görülmektedir.</p>
<p>- Keops piramidinin üçgen şeklindeki dört yüzeyinin toplam alanı, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.</p>
<p>- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı tam olarak dünya ile güneş arasındaki mesafeyi(149.504.000km) vermektedir.</p>
<p>- Piramitler bir güneş saati olarak işlev görmektedirler. piramitlerin Ekim ayı ortasında ve Mart ayının başlangıcında yre düşürdüğü gölgeler, mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterir.</p>
<p>- Keops piramidiyle dünyanın merkezi arasındaki mesafe, Kuzey kutbuyla arasındaki mesafeye eşittir.</p>
<p>Bilimsel olarak kanıtlanmamış bazı rivayetler ise şunlardır;</p>
<p>- Piramitlerin üzerinden geçen meridyen, karaları ve denizleri iki eşit parçaya bölmektedir.</p>
<p>- Piramit hangi firavunun adına yapıldıysa, kralın odasına yılda sadece iki kez güneş girmektedir. Bunlar kralın doğduğu ve öldüğü günlerdir.</p>
<p>- Piramitlerin içerisinde radar gibi aletler çalışmamaktadır.</p>
<p>- Piramit içerisinde bırakılmış kirli bir su, birkaç gün içerisinde arıtılmış hale gelmektedir.</p>
<p>- Piramitin içerisine bırakılan süt birkaç gün bozulmadan kalabilirken, beklenmeye devam edilmesi durumunda yoğurt haline gelmektedir.</p>
<p>- Piramit içerisine koyulan bir bitki hiç ışık almasa da normale göre daha hızlı büyümektedir.</p>
<p>- Açık bir yara, piramit içerisinde çok daha çabuk bir şekilde iyileşmektedir.</p>
<p>- Piramitlerin içi yazın serin, kışın ise ılık olur.</p>
<p>- Gize Platosu’ndan geçen boylam, denizlerle karaları iki eşit parçaya böler.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-129" title="sfenks-heykeli" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/sfenks-heykeli.jpg" alt="sfenks-heykeli" width="300" height="198" />Sfenks Heykeli</strong></em><br />
Gize piramitlerinden Kefren piramidini koruması için yapılmış olan dev bir köpek heykelidir. 70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks, çakal kafalı Anubis’in heykelidir. M.Ö 2520 yılında yapılmış olan heykel tarih boyunca Nil nehrine bakarak, nehir yoluyla gelenleri karşılamaktadır.</p>
<p>Sfenks heykeline Mısır’ı işgal eden Hiksos’lar tarafından büyük zarar verilmiştir. Daha sonra ülkede düzenin sağlanmasıyla beraber dönemin kralı tarafından yüz kısmı değiştirilerek firavunun(Mısır Kralı) sureti yaptırılmıştır.</p>
<h6><em>kaynak: biliustam.com</em></h6>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=120&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012 Dünya&#8217;nın Sonu mu Olacak?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/2012-dunyanin-sonu-mu-olacak/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/2012-dunyanin-sonu-mu-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 12:09:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Astronomi ve Uzay Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[doomsday]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın sonu]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik alan]]></category>
		<category><![CDATA[marduk]]></category>
		<category><![CDATA[maya]]></category>
		<category><![CDATA[schumann]]></category>
		<category><![CDATA[sümer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda 2012 yılı ön plana çıkmaya başladı. Eski uygarlıklardan mayaların kendi takvimlerine göre 2012 yılı bir son olarak nitelendiriliyor ve bu tarihte zaten takvimleri de bitiyor.  2012 yılına ayrıca Sümerler, Eski Mısır ve Çin medeniyetlerinde de dikkat çekiliyor. Peki gerçekten de 2012 yılı dünyanın sonu mu? Burada bu konu hakkındaki teoriler ve araştırmalardan bahsedeceğim.
Maya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-63" style="border: 3px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="2012-dunyanin-sonu" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/06/2012-dunyanin-sonu.jpg" alt="2012-dunyanin-sonu" width="156" height="166" />Son zamanlarda 2012 yılı ön plana çıkmaya başladı. Eski uygarlıklardan mayaların kendi takvimlerine göre 2012 yılı bir son olarak nitelendiriliyor ve bu tarihte zaten takvimleri de bitiyor.  2012 yılına ayrıca Sümerler, Eski Mısır ve Çin medeniyetlerinde de dikkat çekiliyor. Peki gerçekten de 2012 yılı dünyanın sonu mu? Burada bu konu hakkındaki teoriler ve araştırmalardan bahsedeceğim.</p>
<p>Maya takviminin son günü 21 Aralık 2012 Cuma gününe denkgelmektedir. Ne gariptir ki kutsal kitaplarda da kıyamet günü cuma günü olarak gösterilmektedir. Maya takvimine göre her 1.872.000 günde bir çağ değiştirilmektedir. Daha önce bunun gibi 4 kere çağ değişimi yaşanmıştır. 5. ve son değişim 21 Aralık 2012 yılında tamamlanıyor ve maya takvimi son buluyor. <a title="Bilim adamları" href="http://www.teknik-bilim.com" target="_blank">Bilim adamları</a>nın incelemelerine göre dünyada 4 ayrı kutup kayması yaşanmış. Bu kayma sonucu pusulaların kuzey ve güneyi takla atmıştır. Dünyadaki bu manyetik kaymalar sonucunda tufanlar, kuraklıklar depremler gibi doğal afetler olacağı düşünülmektedir.</p>
<p><strong>“Kayıp Gezegen Marduk”</strong></p>
<p>Sümerler astronomide ilerlemiş bir medeniyetti ve güneş sistemimizi takibe almışlardı. Sümerlere göre güneş ve ay ile beraber 11 gezegen bulunmaktaydı ve son gezegen “Marduk” kayıp gezegen olarak nitelendirilmekteydi. İşte bu kayıp gezegen Marduk belirtilen tarihte yine yakınlardan geçeceği bilirtilmektedir. Bu yakınlaşmanın çekim kuvvetini etkileyip güneşteki patlamaların boyutunu değiştireceği düşünülmektedir.</p>
<p><strong>“Schumann Rezonansı”</strong></p>
<p>Alman fizikçi Schumann dünyamızın iyonosfer tabakasında bulunan bir titreşimi keşfetmiştir (1952). Bu titreşimin incelenmesinin ardından 7.8 Hertz’lik bir rezonans saptanmıştır. Bu dalga boyu askeri alanda kullanılmaktadır. Dünyanın her yerinde algılanmakta olan bu elektromanyetik dalgalar özellikle denizaltlarında da kullanılmaktadır. Bu sayede deniz altı haberleşmek için yüzeye çıkma gereği duymamaktadır. Yüzyıllar boyu aynı değerde olan bu değer 1980 yılından itibaren artış göstermekte ve günümüzde 12 Hz’ e kadar ulaşmış durumdadır. 21 aralık 2012 yılında bu değerin 13 Hz’e çıkacağı düşnülmektedir.  Bu dalga boyunun insan beyninin uyku muduyla aynı olduğu ve bu değere ulaşıldığında insan beynini etkileyip insanlığı daha zeki hale dönüştüreceği düşünülmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak 2012 tarihi hem dini açıdan hem de <a href="http://www.teknik-bilim.com">bilimsel</a> açıdan bazı olaylara dikkat çekmektedir. Bu tarihin dünyanın sonu mu olacağı bilnmez fakat yapılan araştırmalar bu tarihin çok ilginç bir tarih olduğunu göstermektedir. Daha önümüzde 3 seneden biraz uzun bir zaman var bakalım neler olacak merakla bekliyoruz <img src="http://www.bilim-teknoloji.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" /></p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=62&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/2012-dunyanin-sonu-mu-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dinozorların Nesli Neden Tükendi?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/dinozorlarin-nesli-neden-tukendi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/dinozorlarin-nesli-neden-tukendi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 12:01:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Astronomi ve Uzay Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar Alemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[dinozor]]></category>
		<category><![CDATA[göktaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kuyruklu yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[sürüngen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş yıllardan günümüze kadar birbirinden farklı özellikte, farklı türlerde hayvanlar neslini devam ettirdi. Peki neden dinazorlar günümüze kadar ulaşamadı? Bunun nedeni tam olarak bilinmese de çeşitli teoriler var. Bilim adamlarının  koymuş olduğu bu teoriler ne kadar doğrudur bilinmez ama ortada olan kesin şey şu ki hala kanıtlanmış bir teori yok. Şu ana kadar ortaya konulmuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-53" style="border: 3px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="dinozor" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/06/dinozor.jpg" alt="dinozor" width="217" height="162" />Geçmiş yıllardan günümüze kadar birbirinden farklı özellikte, farklı türlerde hayvanlar neslini devam ettirdi. Peki neden dinazorlar günümüze kadar ulaşamadı? Bunun nedeni tam olarak bilinmese de çeşitli teoriler var. Bilim adamlarının  koymuş olduğu bu teoriler ne kadar doğrudur bilinmez ama ortada olan kesin şey şu ki hala kanıtlanmış bir teori yok. Şu ana kadar ortaya konulmuş en yaygın teori 65 miyon yıl önce göktaşı veya kuyruklu bir yıldız dünyamıza çarpış ve çarpışmadan sonra meydana gelen toz kütlesi dünyamızı çepeçevre sarmıştı. Bunun sonucunda güneş ışınları yıllarca ulaşamadı ve dinazorlar bu yüzden öldüler.Bazı bilim adamları ayrıca şunu ileri sürüyorlar: dünyayı saran gaz kütlesi ortadan kalktıktan sonra sera gazları açığa çıkıyor ve dünya ılıman bir iklime kavuşuyor. <a title="Bilim Teknik" href="http://www.teknik-bilim.com">Dünya</a>yı saran bu çeşitli gazlar ekolojik dengeyi ve beslenme zincirini bozmuştu. Neden o zaman sadece dinozorlar yok oldu? Diğer hayvan türleri günümüze kadar nasıl ulaştı? İşte bu soruların cevabı hala bulunmuş değil. Ayrıca bazı bilim adamları da dünyaya çarpmış olduğu varsayılan göktaşları veya kuyruklu yıldızın yaratmış olduğu etkiden hiçbir canlının kurtulamayacağını iddia ediyorlar.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=52&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/dinozorlarin-nesli-neden-tukendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır Piramitleri&#8217;nin Sırrı</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 11:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya - Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[piramitler]]></category>
		<category><![CDATA[rampa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Şu an yaşamakta olan birçok insan Mısır piramitlerinin bu olağanüstü mimarisinin başka gezegenlerden gelen üstün teknolojilere sahip varlıkların tasarımı olduğuna inanıyor. Peki piramitler gerçekten nasıl yapıldı? Bu konuda da bilim adamlarını birçok teorisi var.Yedi yıldır bilgisayar ortamında büyük piramidin bilgisayarda modellemesini yapan Fransız mimar Jean-Pierre Houdin tarafından ortaya bir teori atıldı. Bu görüşe göre halen piramidin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-50" style="border: 3px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="mısır-piramiti-dahili-rampa" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/06/mısır-piramiti-dahili-rampa.jpg" alt="mısır-piramiti-dahili-rampa" width="250" height="499" />Şu an yaşamakta olan birçok insan <a title="Bilim Teknik" href="http://www.teknik-bilim.com">Mısır</a> piramitlerinin bu olağanüstü mimarisinin başka gezegenlerden gelen üstün teknolojilere sahip varlıkların tasarımı olduğuna inanıyor. Peki piramitler gerçekten nasıl yapıldı? Bu konuda da bilim adamlarını birçok teorisi var.Yedi yıldır bilgisayar ortamında büyük piramidin bilgisayarda modellemesini yapan Fransız mimar Jean-Pierre Houdin tarafından ortaya bir teori atıldı. Bu görüşe göre halen piramidin içinde varolan rampa bu blokların tepe noktasına kadar taşınmasına yardımcı olmuştu! Harici bir rampa ile piramitin zemini inşa edilirken,piramitin içinde,piramitin üçte ikisini taşıyacak olan bloklar üzerinde ikinci bir rampa inşa ediliyordu.İçerdeki rampa Houdin’e göre,zeminden başlayarak 6 feet genişliğie ulaşıyordu ve yaklaşık 7 derece eğimi vardı.Büyük piramitin yapımına ait teorilerin çoğu, eksik kanıtlara sahiptir. Peki bu iç rampa teorisi diğerlerinden farklı mıdır? Onun doğru olduğunu destekleyen herhangi bir kanıt var mıdır? Evet. Aşağıda görülen resimde 1980lerde piramid üzerinde yapılan microgravimetrik araştırmalar sonucunda alınan enteresan bir resim bulunmakta ve burada görülen (yeşil şekilde belirtilmiş olan) az yoğunlukta olan alanlar bu teoriyi destekler niteliktedir. Ayrıca bir çok piramid uzmanı da bu teoriyi onaylamış durumdadır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=49&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mu Kıtası Efsanesi</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/mu-kitasi-efsanesi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/mu-kitasi-efsanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 11:54:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya - Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[efsanevi olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta]]></category>
		<category><![CDATA[mu kıtası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[
Kayıp kıta “Mu”, Atlantis gibi bir efsanedir. Efsaneye göre büyük tufan sırasında sulara gömülmüştür. Asya ve Amerika kıtaları arasında yer alan Mu, Avustralya’nın iki katı büyüklüğündedir.
Bilim adamlarına göre Mu kıtası aynı Atlantis gibi bir efsanedir. Araştırmalara göre Mu kıtasının bulunduğu alanda kıtaları oluşturan kaya tipine rastlanılmamıştır. Mu kıtasının varlığını ilk olarak ileri süren James Churchward [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-47" style="border: 3px solid black;" title="mu-kitasi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/06/mu-kitasi.jpg" alt="mu-kitasi" width="430" height="227" /></p>
<p>Kayıp kıta “Mu”, Atlantis gibi bir efsanedir. Efsaneye göre büyük tufan sırasında sulara gömülmüştür. Asya ve Amerika kıtaları arasında yer alan Mu, Avustralya’nın iki katı büyüklüğündedir.</p>
<p>Bilim adamlarına göre Mu kıtası aynı Atlantis gibi bir efsanedir. Araştırmalara göre Mu kıtasının bulunduğu alanda kıtaları oluşturan kaya tipine rastlanılmamıştır. Mu kıtasının varlığını ilk olarak ileri süren James Churchward adında bir ingiliz araştırmacıdır (1868). Anlatılanlara göre James Churchward Hindistanda bulunduğu dönemde bir budistrahiple tanışır. Bu rahip James’e bir sır vereceğini söyler ve onu bir tapınağın altında bir mahsene götürür. Buradaki eski tabletler ve eserleri gösterir. Bu eserlerde gördükleri bilgilere göre Mu kıtasını ortaya atar ve bir kitap yazar. Hatta Atatürk bu kitabı okuduktan sonra Mu kıtası hakkında bilgi toplanması için talimat verir.</p>
<p>Mu kıtasının <a title="Bilim Teknik" href="http://www.teknik-bilim.com">efsane</a> olmadığını savunanların görüşlerine göre <a title="Bilim Teknik" href="http://www.teknik-bilim.com">Mu kıtası</a> yeryüzündeki ilk kıtadır ve Polinezya, Mikronezya ve Melanezyao adaları Mu kıtasının kalıntılarıdır. Mu kıtasında 70000 yıl önce tek tanrılı bir din vardı. Kıtada yaşayanlar Mu kıtası dışındaki kıtalarda koloniler oluşturmaya başlamışlardı ve bu kolonilerin en büyüğü Uygur İmparatorluğuydu. 64 milyon nüfuslu kıtada tek tanrı ve reankarnasyon inancı mevcuttu. Kıtanın altında bulunan gaz odalarının patlaması sonucu sulara gömüldüğü de söylentiler arasındadır. Mu kıtasında yaşayanlar teknolojik ve manevi açıdan üstün durumdaydı. Telepati, durugörü, astral seyahat gibi mistik güçlere sahiptiler.</p>
<p>Mu kıtasının varlığını destekleyen bazı bulgular bulunmaktadır. Büyük okyanusta sıradağların uzandığı Pacifica plakası keşfedilmiştir. Mikronezya’nın Carolin Adaları’nda az nüfusla yapılması mümkün olmayan bazı büyük kalıntılar bulunmuştur. Ponape Adası’nda boyu 10 metreyi aşan duvarlara sahip bir tapınak, bazalt bloklar ve piramitler keşfedilmiştir. Ayrıca 2. dünya savaşından önce Japon dalgıçlar denizin altında mercanlarla kaplı caddeler, taş kubbeler, anıtlar, sütunlar, ev kalıntıları, platin tabutlar ve yazılı taş levhalar bulmuşlardır. Cambier adasında Mısır’da bulunan mumyalardan daha eski mumyalar bulunmuştur.</p>
<p>Tüm bu bulgular efsaneyi desteklemek için birer delil olarak gösterilmemiştir ve Mu kıtası bir efsane olarak kalmıştır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=46&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/mu-kitasi-efsanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
