<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilim Teknik Teknoloji &#187; Bilim Adamları</title>
	<atom:link href="http://www.teknik-bilim.com/tag/bilim-adamlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknik-bilim.com</link>
	<description>Bilim teknik, teknoloji haberleri, tarihi olaylar, bilimsel olaylar, merak edilen bilimsel gerçekler...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2010 10:26:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Leonardo da Vinci Hayatı ve Buluşları, Leonardo da Vinci Kimdir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/leonardo-da-vinci-hayati-ve-buluslari-leonardo-da-vinci-kimdir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/leonardo-da-vinci-hayati-ve-buluslari-leonardo-da-vinci-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 18:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[helikopterin icadı]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Leonardo da Vinci]]></category>
		<category><![CDATA[mona lisa]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[son yemek]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Leonardo da Vinci Hayatı ve Buluşları, Leonardo da Vinci Kimdir? Leonardo da Vinci&#8217;nin Eserleri ve buluşları Nelerdir?
1452- 1519 yılları arasında yaşamış eşsiz ressam ve filozof, yaşadığı dönemin en büyük mucit ve deneyci bilimadamıdır. Leonardo da Vinci Rönesans&#8217;ın simgesidir.
&#8221; Mona Lisa&#8221; ve &#8221; Son Yemek&#8221; tablolarının yaratıcısı Leonardo&#8217;nun sanat dünyasındaki yüce konumu hemen herkesçe bilinen bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-354" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="leonardo-da-vinci" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/leonardo-da-vinci.jpg" alt="leonardo-da-vinci" width="234" height="276" />Leonardo da Vinci Hayatı ve Buluşları, Leonardo da Vinci Kimdir? Leonardo da Vinci&#8217;nin Eserleri ve buluşları Nelerdir?</strong></em></p>
<p>1452- 1519 yılları arasında yaşamış eşsiz ressam ve filozof, yaşadığı dönemin en büyük mucit ve deneyci bilimadamıdır. Leonardo da Vinci Rönesans&#8217;ın simgesidir.</p>
<p>&#8221; Mona Lisa&#8221; ve &#8221; Son Yemek&#8221; tablolarının yaratıcısı Leonardo&#8217;nun sanat dünyasındaki yüce konumu hemen herkesçe bilinen bir gerçek. Ama bilimadamlığı kimliği için aynı şey söylenemez. Bir kez, yüzyılımıza gelinceye dek bu kimlik sanatçı kişiliğinin gölgesinde ya gözden kaçmış, ya da, önemsenmediği için unutulmuştur. Sonra, bu unutulmuşlukta Leonardo&#8217;nun kendi sıra dışı tutumunun da payı vardır.</p>
<p>Bilimsel çalışmalarını yayımlamaktan özenle kaçındığı gibi, tuttuğu notları düpedüz okumaya elvermeyen kendine özgü bir yöntemle kaleme almıştı (400 yıl mahzende kalan, çizimleriyle birlikte yaklaşık 5000 sayfa tutan bu notlar sağdan sola doğru yazıldığı için ancak aynada yansıtılarak okunabilmiştir).</p>
<p>Leonardo, yaşam boyu biriken gözlemsel bulgularını; botanik, jeoloji, coğrafya, anatomi ve fizyoloji alanlarındaki inceleme sonuçlarını; mimarlık, şehir planlama, su ve kanalizasyon projelerini; savaş teknolojisine ilişkin buluş ve icatlarım bu notlarda saklı tutmuştu. Notların yüzyılımızın başında gün ışığına çıkarılmasıyla dev sanatçının aynı zamanda, ilgi alanı son derece geniş büyük bir bilimadamı olduğu kesinlik kazanır. Notlar sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan bilimsel buluş ve atılımların pek çoğunun ipuçlarını içermekteydi.</p>
<p>Leonardo mesleğinde cerbezeliğiyle tanınan hukukçu bir baba ile köylü bir hizmetçi kızın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Doğar doğmaz dede evine uzaklaştırılan bebek anasını hiç görmemenin acısıyla büyür. Babasının ilk yıllardan başlayarak eğitimiyle yakından ilgilenmesi çocuk için belki de tek teselli kaynağı olur. Okul yıllarında en çok matematik problemlerini çözmede gösterdiği üstün yetenekle dikkatleri çeken çocuk, bir yandan da yaptığı güzel resimlerle çevresinden hayranlık topluyordu.</p>
<p>Onaltı yaşına geldiğinde dönemin tanınmış artisti Andrea del Verrochio&#8217;nun yanma çırak olarak girer. Ustasının gözetiminde coşkuyla işe koyulan delikanlı çok geçmeden ağaç, mermer, kil ve metal işlemede büyük beceri kazanır. Olağanüstü yeteneklerini gören usta çırağının Latin ve Grek klasikleriyle felsefe, matematik ve anatomi üzerinde öğrenimini sürdürmesine yardımcı olur. Öyle çok boyutlu bir öğrenim, Verrochio&#8217;ya göre, gerçek bir sanatçı için vazgeçilmez bir gereksinimdi.</p>
<p>Çıraklık dönemini yirmialtı yaşında noktalayan Leonardo başvurusu üzerine Artistler Loncası&#8217;na kabul edilir. Artık, kendi yönünü çizme, geleceğini kurma özgürlüğüne kavuşmuş demekti. Büyüleyici resim ve yontularının yanı sıra ortaya koyduğu mühendislik projeleriyle Dük&#8217;lerin ilgisini kazanan genç adam, yaşamını sırasıyla Floransa, Milano, Roma saraylarında sürdürme olanağı bulur; son üç yılını ise Fransa&#8217;da Kral Francois I&#8217;in koruyuculuğunda geçirir.</p>
<p>Leonardo çok yönlü etkinlikler içinde sürekli uğraş veren bir kişiydi, ancak yeterince dirençli değildi. Çoğu kez, coşkuyla üstlendiği bir çalışmayı bitirmeden, daha çekici bulduğu başka bir işe yönelir, yeni serüvenler arkasında koşardı. Asıl tutkusu sanattı kuşkusuz. Sanat dışı çalışmalarında özellikle esemenli ve dağınıktı. Projelerinin pek çoğu kağıt üzerinde kalmış, ya da, tam sonuçlandırılmadan bir kenara itilmişti.</p>
<p>Projeleri arasında çok önemsediği, deneysel olarak gerçekleştirmeye çalıştığı uçak, helikopter, paraşüt türünden araçlar, çeşitli silah modelleri vardı. Anatomi konusundaki incelemeleri hiç kuşkusuz dönemin en değerli bilimsel çalışması diye nitelenebilir. Hayvan ve insan cesetleri üzerindeki teşrih çalışmaları, sayısı 750&#8242;yi bulan ayrıntılı çizimleri ona anatomi tarihinde üstün bir yer sağlamıştır.</p>
<p>Fizyolojinin gelişmesine yaptığı katkıları arasında en başta kanın işlev ve devinimine ilişkin çalışması gelir. Kalbin kaslarını ayrıntılarıyla incelediği özellikle kapakçıkların işlevini iyi kavradığı çizimlerinden anlaşılmaktadır. Kanın tüm organizmaya yayılarak doku ve organları nasıl beslediğini, çökeltileri nasıl temizlediğini açıklamaya çalışır. Organizmadaki kan devinimini suyun doğadaki devinimine benzetir: Bulutlardan yağışla inen su deniz ve göllerde toplanır, sonra buharlaşarak yeniden bulutları oluşturur. Bu benzetişte, Harvey&#8217;in 100 yıl sonra olgusal olarak doğruladığı &#8220;kan dolaşımı&#8221; hipotezini bulabiliriz.</p>
<p>Astronomiye gelince, Leonardo&#8217;nun bu alanda Kopernik&#8217;i öncelediği söylenebilir. Kilisenin o sıra gösterdiği hoş görüden de yararlanarak, yerkürenin güneş çevresinde bir gezegen olduğunu ileri sürebilmişti. Oysa yerleşik öğretiye göre dünyamız evrenin merkezinde sabitti. Göksel nesneler ise kutsal nitelikleriyle apayrı bir ortamda devinmekteydiler.</p>
<p>Leonardo&#8217;nun fizikte, özellikle mekanik dalında, ulaştığı bazı sonuçlarla Galileo ile Newton&#8217;u da öncelediği bilinmektedir. &#8220;Canlılar dışında algıladığımız hiç bir nesne kendiliğinden devinime geçmez,&#8221; diyen Leonardo, &#8220;her nesnenin devindiği yönde ağırlığı olduğunu, serbest düşen bir cismin düşmede geçen zamanla orantılı olarak ivme kazandığını&#8221; ileri sürmekle de kalmaz; daha ileri giderek, egemen Aristoteles öğrentisinin tam tersine, kuvveti devinimin değil, hız veya yön değiştirmenin nedeni olarak gösterir. Bu savın daha sonra mekaniğin devinim yasalarından biri olarak dile getirildiğini biliyoruz.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in öğretilerine uzak duran Leonardo&#8217;nun Arşimet&#8217;e çok yakın ilgi göstermesi ilginçtir. Arşimet&#8217;in yapıtları o sıra henüz basılmamıştı. Ellerde dolaşan bir kaç el yazması kopya da, okunur gibi değildi. Bu kaynakları çok önemseyen Leonardo&#8217;nun okunaklı iyi nüsha elde etmek için başvurmadığı kimse, çalmadığı kapı kalmaz. Amacı: klasik çağın öncü bilimadamının kaldıraç ve hidrostatik konularındaki buluşlarını bilim dünyasına tanıtmak, &#8220;Arşimet&#8221; adını layık olduğu yere yükseltmekti.</p>
<p>Su ve havada dalgasal devinim, ses oluşumu vb. olgularla da ilgilenen Leonardo, ışığın da dalgasal nitelikte devinme olasılığından söz etmişti. Onun ilginç bir gözlemi de, yarım ay&#8217;ın karanlık bölümünün belirsiz de olsa görünmesine ilişkindir. &#8220;Eski ay, yeni ay&#8217;ın kucağında&#8221; diye betimlediği bu olayı, dünyamızın yansıttığı ışıkla açıklar.</p>
<p>Leonardo&#8217;ya jeolojinin öncüsü gözüyle de bakılabilir. Dağ yamaçlarında topladığı fosillerin bir bölümünün deniz yaratıklarına ait olduğunu söyler; yerküre kabuğunun zamanla değişikliklere uğradığı, yeni tepe ve vadilerin oluştuğu gibi noktalara değinir. Üstelik bu tür oluşumların salt doğal nedenlere bağlı olduğunu vurgulamaktan da geri kalmaz.</p>
<p>Simya, astroloji ve büyü türünden uygalamaları aldatmaca bulduğunu açıkça söyleyen Leonardo, doğayı neden-sonuç ilişkisi içinde düzenli, nesnel bir gerçeklik olarak algılıyordu. Dinsel inançlara saygılıydı, ama onun için bilim teolojik baskıdan uzak, özgür bir arayış olduğu ölçüde amacına ulaşabilirdi. Leonardo&#8217;nun bilimsel yöntem anlayışı neredeyse çağdaş anlayışla eşdeğer düzeydedir. Bu anlayışta &#8220;olgusal veri &#8211; açıklayıcı kuram etkileşimi&#8221; temel öğedir.</p>
<p>Leonardo&#8217;nun sezgisel de olsa bunun ayırdında olması oldukça şaşırtıcı; çünkü, bu noktanın açıklık kazanması çağımız bilim felsefesini beklemiştir. Leonardo bilimde deney gibi matematiğin de önemini kavrayan bir düşünürdü. Ona göre insanoğlu sürgit kesinlik arayışı içinde olmuştur. Ancak, kesinlik görecelidir; olduğu kadarıyla, doğal bilimlerde değil, soyut zihinsel kavramlarla sınırlı kalan matematikte bulunabilirdi. İşe gözlemle başlayan bilimadamı ise, ulaştığı açıklamaları gözlem ya da deneye başvurarak doğrulamakla yetinmeliydi.</p>
<p>Vurguladığı bir nokta da, teori ile uygulamanın elele gitmesi gereğiydi: Uygulamaya elvermeyen teoriyi anlamsız, teoriye dayanmayan uygulamayı kısır sayıyordu. Doğaya tüm saplantılardan arınmış bir kafayla, bir çocuğun her şeyi kucaklayan açık yüreğiyle yaklaşmayı öğütlüyordu.</p>
<p>Onun gözünde sanat, felsefe ve bilim kültürün bütünlüğünde birleşen, etkileşim içinde gelişen çalışmalardı. Sanatı salt yaratıcı imgelemin, felsefeyi soyut düşüncenin, bilimi deneyin ürünü sayıp birbirinden ayrı tutmak yanlıştı. Leonardo değişik ölçülerde de olsa hepsinde yaratıcı imgelemin, soyut düşüncenin ve olgusal deneyimin payı var demekteydi.</p>
<p>Tüm ilgi alanlarında evrensel bir deha, yetkin bir örnek sergileyen Leonardo, son günlerinde, zengin yaşam öyküsünü basit bir tümcede dile getirmişti: &#8220;Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, nasıl ölmekte olduğumu gördüm. &#8221;</p>
<p>Öldüğünde 67 yaşındaydı, ama bedensel olarak tükenmişti. Güçlü bir beynin amansız sürükleyişi içinde, durmadan bulmak ve yaratmak savaşımı veren bu insanın yaşamı acı dolu güzelliğiyle gerçek bir dramdı.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=353&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/leonardo-da-vinci-hayati-ve-buluslari-leonardo-da-vinci-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Galileo Galilei (Galile) Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/galileo-galilei-galile-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/galileo-galilei-galile-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 18:12:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi ve Uzay Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Galile]]></category>
		<category><![CDATA[Galile'nin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Galileo Galilei]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[Galileo Galilei (Galile) Hayatı ve Buluşları, Galileo Galilei (Galile) Kimdir? Galileo Galilei (Galile) Neyi keşfetmiştir?
1564&#8242;te İtalya&#8217;nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi*nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile*i&#8217;nin oğlu olan Galileo ilk tahsilini Floransa&#8217;da yaptı. 1581&#8242;de Pisa Üniversitesi&#8217;nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583&#8242;ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589&#8242;da Pisa&#8217;da profesörlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-349" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="galile" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/galile.jpg" alt="galile" width="230" height="283" />Galileo Galilei (Galile) Hayatı ve Buluşları, Galileo Galilei (Galile) Kimdir? Galileo Galilei (Galile) Neyi keşfetmiştir?</strong></em></p>
<p>1564&#8242;te İtalya&#8217;nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi*nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile*i&#8217;nin oğlu olan Galileo ilk tahsilini Floransa&#8217;da yaptı. 1581&#8242;de Pisa Üniversitesi&#8217;nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583&#8242;ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589&#8242;da Pisa&#8217;da profesörlük elde etti.<br />
Sarkacın yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo Pisa Kulesi&#8217;nden ağırlık düşürerek Aristo&#8217;nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592&#8242;de Pisa&#8217;yı terk ederek Padova Üniversitesi de bir bölüm olan matematik kürsüsüne geldi.<br />
1597&#8242;de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604&#8242;te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609&#8242;da Hollanda&#8217;da teleskopun bulunduğunu işitti. Ve kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610&#8242;da Aydaki dağlar yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jüpiter&#8217;in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa&#8217;da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin Tayyipleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı.</p>
<p>1611&#8242;de Roma&#8217;ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi&#8217;ne üye seçildi. Floransa&#8217;ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613&#8242;te güneş lekeleriKopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615&#8242;te bizzat Roma&#8217;ya giderek iddiasını müdafaa etti. Ancak 1616&#8242;da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo&#8217;nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece Dünya&#8217;nın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi. üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde</p>
<p>Galileo bir müddet bilimin pratik yönüne döndü mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618&#8242;de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı &#8220;İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar&#8221; adlı eserini 1632&#8242;de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633&#8242;te bu kitap yasaklandı ve Kutsal Engizisyon&#8217;ca müebbet hapse mahkum edildi. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo kör oldu ve 1642 yılında hayatını yitirdi.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=348&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/galileo-galilei-galile-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aristotales (Aristo) Hayatı ve Eserleri</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/aristotales-aristo-hayati-ve-eserleri/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/aristotales-aristo-hayati-ve-eserleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 18:01:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[aristo]]></category>
		<category><![CDATA[atistotales]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[eflatun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[Aristotales (Aristo) Hayatı ve Eserleri, Aristo Kimdir? Aristo&#8217;nun Eserleri Nelerdir? Aristo&#8217;nun Biyografisi&#8230;
Aristotales, M.Ö. 384 yılında Ege Denizinde bulunan Stagira adasında doğdu.
Aristo&#8217;nun büyük babası Nicomachus, Büyük İskender&#8217;in büyük babasının saray hekimiydi. Sarayla olan bu yakın ilişki, Aristo&#8217;nun yaşamını büyük ölçüde etkilemiştir.
Aristo eğitimine Eflatun&#8217;un akademisinde başladı. Eflatun&#8217;un en gözde öğrencisiydi. Akademiyi bitirdiğinde yakın arkadaşı Hermias&#8217;ın kız kardeşiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-345" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="aristo" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/aristo.jpg" alt="aristo" width="202" height="232" />Aristotales (Aristo) Hayatı ve Eserleri, Aristo Kimdir? Aristo&#8217;nun Eserleri Nelerdir? Aristo&#8217;nun Biyografisi&#8230;</strong></em></p>
<p>Aristotales, M.Ö. 384 yılında Ege Denizinde bulunan Stagira adasında doğdu.</p>
<p>Aristo&#8217;nun büyük babası Nicomachus, Büyük İskender&#8217;in büyük babasının saray hekimiydi. Sarayla olan bu yakın ilişki, Aristo&#8217;nun yaşamını büyük ölçüde etkilemiştir.</p>
<p>Aristo eğitimine Eflatun&#8217;un akademisinde başladı. Eflatun&#8217;un en gözde öğrencisiydi. Akademiyi bitirdiğinde yakın arkadaşı Hermias&#8217;ın kız kardeşiyle evlendi ve bir oğlu oldu. Hermias, Persler tarafından çarmıha gerilerek öldürülünce, Aristo dostunun anısına bir kaside yazdı.</p>
<p>Aristo, Büyük İskender&#8217;in öğretmenliğine atandığında, Mitylene&#8217;de deniz hayvanları ve diğer konular üzerinde araştırmalar yapıyordu.</p>
<p>İskender&#8217;in yanı sıra bir çok soylu ailenin çocuğuna da ders veren Aristo, Mieza&#8217;da &#8216;Orman Perilerinin Korusu&#8217; adında bir okul kurdu.</p>
<p>Aristo ve İskender&#8217;in bir araya gelmeleri, tarihteki en önemli birlikteliklerden biridir. &#8221;Biri dünyayı elinde tutacak güç ve iradeye, diğeri ise dünyayı keşfedecek ve insan düşüncesinde yeni bir dünya yaratacak dehaya sahipti.&#8221;</p>
<p>Büyük saygı duyulan Aristo&#8217;ya, Kral Flip de hürmet etti ve oğlunun eğitmeninin doğduğu, kısa bir süre önce savaşta yıkılan Stagira şehrini yeniden kurdu.</p>
<p>İskender&#8217;in Aristo&#8217;ya olan sevgisi ve hayranlığı öğrenciliğinden sonra da devam etti. &#8221; Babama hayatımı borçluyum, Aristo&#8217;ya ise değerli bir hayat sürme bilgisini&#8221; diyerek ona olan sevgisini dile getiren İskender, adamlarını onun emrine vererek dilediği gibi araştırma yapmasına olanak sağlamıştı. Hatta, Aristo&#8217;nun elde etmeye gücünün yetmeyeceği bir çok değerli el yazmasını ona sağlamıştı.</p>
<p>İskender Asya fethine çıktığı sırada, o çağda dünyanın kültür merkezi olan Atina&#8217;ya dönen Aristo, Lyceum adı verilen bir okul açtı. Çağın en büyük bilgesi olarak ün salmış olan Aristo&#8217;ya dünyanın dört bir yanından öğrenciler akın etmeye başladı.</p>
<p>Biyoloji, Aristo&#8217;nun çıkış noktasıydı. Felsefesi de bu nedenle gerçeklere ve bilime bağlı kaldı. Öğrencilerine, doğa içinde gezintilere çıkarak ders verir, doğadaki canlılar üzerinde geniş araştırmalar yapardı.</p>
<p>İskender&#8217;in Babil&#8217;de ölümü üzerine, koruma kalkanı üzerinden kalkan Aristo&#8217;yu dinden uzak olmakla suçladılar. Sokrates&#8217;in sonuna uğramamak için Atina&#8217;dan ayrılıp Chalcis adasına sığındı ve kısa bir süre sonra M.Ö. 322&#8242;de burada öldü.</p>
<p>Aristo&#8217;nun felsefesi, Thomas Aquinas, Dante, Spencer ve Goethe gibi bir çok büyük insanı etkilemiştir.</p>
<p>Aristo, Ortaçağ&#8217;ın düşünce temeli olan skolastik sistemin kurucusu olmuş ve Hristiyanlığı olduğu kadar, Farabi, İbni Sina, İbni Rüşd gibi büyük İslam düşünürlerini de derinden etkilenmiştir.</p>
<p>Birçok farklı alanda eser veren Aristo&#8217;nun, insanlığın düşünce tarihinde, ışık tutmadığı hiç bir alan yoktur.</p>
<p>Temel Eserleri</p>
<p>Mantık üzerine</p>
<p>Organon (Mantık üzerine bütün yazdıkları):</p>
<p>Kategoriler (Categoriae)</p>
<p>Yorum Üzerine (De Interpretatione)</p>
<p>Prior Analitik (Analytica Priora)</p>
<p>Posterior Analitik (Analytica Posteriora)</p>
<p>Bilimsel Eserleri</p>
<p>Fizik (Physica)</p>
<p>Ruh Üzerine (De Anima)</p>
<p>Hayvanların Tarihi (Historia Animalium)</p>
<p>Evrim Skalası,Evrim Basamakları,Doğa Cetveli (Scala Naturae)</p>
<p>Hayvanların Kısımları (De Partibus Animalium)</p>
<p>Hayvanların Gelişimi (De Incessu Animalium)</p>
<p>Küçük Doğal Şeyler (Parva Naturalia)</p>
<p>Hayvanların Hareketi (De Motu Animalium)</p>
<p>Hayvanların Oluşumu (De Generatione Animalium)</p>
<p>Mekanik (Mechanica)</p>
<p>Gökyüzü Üzerine (Mereorologia)</p>
<p>Metafizik</p>
<p>Metafizik (or Metaphysica)</p>
<p>Etik üzerine</p>
<p>Nicomakos&#8217;a Etik (Ethica Nicomachea)</p>
<p>Eudemos&#8217;a Etik (Ethica Eudemia)</p>
<p>Politika (Politica)</p>
<p>Estetik</p>
<p>Retorik (Ars Rhetorica)</p>
<p>Poetika (Ars Poetica)</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=344&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/aristotales-aristo-hayati-ve-eserleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piri Reis ve İlk Dünya Haritası</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 10:48:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya - Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Haritası]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab-ı Bahriye]]></category>
		<category><![CDATA[mısır seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Piri Reis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[Piri Reis ve ilk dünya haritası, Kitab-ı Bahriye, Piri Reis&#8217;in Dünya haritası nasıl yapılmıştır?
İnsanoğlu her ne kadar uzay keşfine çıksa da, henüz dünyada izah edemediği, keşfedemediği o kadar çok şey var ki. Bırakın dünyayı, insanoğlu henüz bedenindeki sırları bile tam olarak izah edebilmiş değil.
Bilim adamlarının açıklayamadığı birçok gerçek var. Yaratılış, ölüm, rüya, cin, nazar gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-209" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="dunya-haritasi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/dunya-haritasi.jpg" alt="dunya-haritasi" width="194" height="266" />Piri Reis ve ilk dünya haritası, Kitab-ı Bahriye, Piri Reis&#8217;in Dünya haritası nasıl yapılmıştır?</strong></em></p>
<p>İnsanoğlu her ne kadar uzay keşfine çıksa da, henüz dünyada izah edemediği, keşfedemediği o kadar çok şey var ki. Bırakın dünyayı, insanoğlu henüz bedenindeki sırları bile tam olarak izah edebilmiş değil.</p>
<p>Bilim adamlarının açıklayamadığı birçok gerçek var. Yaratılış, ölüm, rüya, cin, nazar gibi konuların yanında bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi bile hala kaldırılabilmiş değil. Bunlardan biri de Ünlü Türk denizcisi Piri Reis’in haritasıdır.</p>
<p>Bu harita için; &#8220;geleceği gören harita&#8221; tanımını yapabiliriz. Ünlü Türk denizci Piri Reis&#8217;in 1513&#8242;te çizdiği harita, Afrika, Amerika ve Güney Kutbu&#8217;nun bugünkü halini gerçeğe yakın bir şekilde göstermektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-210" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="piri-reis" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/piri-reis.jpg" alt="piri-reis" width="196" height="257" />Bu harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılından günümüze bilim dünyasının ilgisini çekmektedir. Öyle ki; haritada Güney Kutbu&#8217;na yer verilmişti. Hâlbuki buranın keşfi, haritanın çizilmesinden 3 asır sonra gerçekleşmişti. Dahası, bu harita, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce eridiği tespit edilen bu buzulların varlığını Piri Reis nerden biliyordu? Bilimsel gerçeklere göre Reis’in bu haritayı çizmesi mümkün görünmüyordu. Piri Peki nasıl olmuştu da çizebilmişti? Bu konuda birçok teori ortaya atıldı. Hatta Piri Reis’in cinlerden yardım aldığını iddia edenler bile oldu. Sırrı ne idi acaba? Piri Reis nasıl bir gizli ilme sahipti?</p>
<p>Önce Piri Reis’le ilgili kayda geçen bilgileri gözden geçirelim.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-211" title="harita" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/harita.jpg" alt="harita" width="399" height="400" /></p>
<p>Tarihi kaynaklara göre Piri Reis, 1465’te doğdu. Kimine göre doğum yeri Karaman, kimine göre Gelibolu’dur. Bu konuda kesin bir bilgi yok. Ancak kesin olan bir şey var ki Piri Reis’in aile kökeni Karaman’a dayanmaktadır. Türk denizcilik tarihinin ilk ustalarından Karamanlı Kemal Reis&#8217;in yeğenidir. Piri Reis önce bu meşhur amcası sayesinde tanınır. Ancak daha sonra Amerika&#8217;yı gösteren dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla şöhreti amcasını geçer ve dünyaca tanınmış bir haritacı ve denizci olur.</p>
<p>En ünlü Osmanlı denizcisi ve kaptanı olarak tarihe geçen Piri Reis’in gerçek ismi Muhiddin’dir.</p>
<p>Piri Reis’in Karaman’dan dünya denizlerine uzanan hikayesi Fatih Sultan Mehmet zamanında başlar. Bu dönemde Karamanoğulları Beyliği Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılır. Beyliğin ileri gelenleri Fatih Sultan Mehmet&#8217;in emriyle İstanbul&#8217;a göç ettirilir. Aile İstanbul’dan Gelibolu&#8217;ya geçerek oraya yerleşir.</p>
<p>Karaman derelerinde başlayan yolculuk artık Akdeniz’de devam etmektedir. Piri Reis amcası Kemal Reis’in sayesinde gemi ve denizle tanışır. Ondan denizciliği öğrenir. 1481’de amcası ile Akdeniz&#8217;de korsanlık yapmaya başlar. 1491’den sonra Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve Güney Fransa kıyılarına yapılan akınlarda başı çekerler.</p>
<p>1486 tarihinde Endülüs Emevi Devleti’nin son toprakları da Avrupalılar tarafından ele geçirildiğinde İspanya Müslümanları Osmanlı Devleti&#8217;nden yardım isterler. Osmanlı Devleti onları gemilerle Granadalı Müslümanları İspanya&#8217;dan Kuzey Afrika&#8217;ya taşımakla görevlendirir. 1487 &#8211; 1493 yılları arasında Avrupa’nın baskısından kaçan Müslümanları gemilerle Kuzey Afrika’ya taşırlar.</p>
<p>Piri Reis, Akdeniz&#8217;de yaptığı bu seyirler sırasında gördüğü yerleri ve başından geçenleri, sürekli not alır. Bu notlarını Kitab-ı Bahriye adı altında toplar. Bu notlar dünya denizciliğinin ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan bir kitap haline dönüşür.</p>
<p>Piri Reis 1511’de çok sevdiği amcasını kaybeder. Denize küser. Uzun bir süre açık denizlere açılmaz ve Gelibolu&#8217;ya yerleşerek burada, 1513 tarihli ilk meşhur dünya haritasını çizer.</p>
<p>Piri Reis, Yavuz Sultan Selim’in işareti üzre, 1517&#8242;deki Mısır seferi ile tekrar denizlere döner. Çizdiği haritayı da sefer sonrası Yavuz Sultan Selim&#8217;e sunar.</p>
<p>Rivayetlere göre, Sultan kendisine hediye edilen bu dünya haritasına bakmış ve &#8216;Dünya ne kadar küçük&#8230;&#8217; demiştir.</p>
<p>Yine tarihçilere göre Sultan bu haritayı doğu ve batı diye ikiye bölmüş. Vezirlerine bu parçaları göstererek &#8216;Biz bu küçük dünyanın doğu tarafını elimizde tutacağız.&#8217; demiştir&#8230; Bu haritanın doğu parçası henüz bulunabilmiş değil. Kimi tarihçilere göre Sultan, Hint Okyanusu&#8217;nun ve Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için tasarladığı seferde kullanılmak üzere bu parçayı saklamıştır.</p>
<p>Piri Reis Haritası, Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan biri olarak dünyaca ilgi görmüştür. Erich von Daniken bile “Tanrıların Arabaları&#8221; adlı kitabında, Piri Reis’in haritasını, görüşlerine kaynak olarak gösterir. Batılı düşünür Charles Hapgood, Piri Reis&#8217;in kullandığı haritanın, dünyanın on bin yıl önceki bir dönemine göre çizildiğini öne sürmüştür. Antarktika olarak yorumladığı kara parçasının haritada buzlu görünmemesini ve Sahra çölünde de göllerin görünmesini, binlerce yıl önceki iklim değişikliği ile izah eder.</p>
<p>Mısır seferi sonrası Gelibolu&#8217;ya dönen Piri Reis, yazdığı denizcilik notlarını, 1521&#8242;de, Kitab-ı Bahriye isimli meşhur kitabında bir araya getirir.</p>
<p>Kitab-ı Bahriye, Akdeniz kıyılarına ait ayrıntılı bir deniz kılavuzudur. Kitap, denizcilere Akdeniz hakkında tafsilatlı bilgi verir. Kıyılar, adalar, geçitler, boğazlar, körfezler, fırtına ve korunma yolları, sığınılacak limanlar, kesin rotalar ve daha bir çok konuda denizcilere rehber olur. Bu eser; Anadolu sahillerinin özelliklerine, asırlar öncesinden adım adım ışık tutan değerli bir coğrafya kitabı olarak bugün dahi geçerliliğini korumaktadır.</p>
<p>Kitabın suretleri İstanbul&#8217;da Topkapı Sarayı&#8217;nda mevcut olduğu gibi, kopyaları Paris ve Londra gibi çeşitli Avrupa kenti kütüphanelerinde sergilenmektedir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-212" title="harita3" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/harita3.jpg" alt="harita3" width="400" height="312" /></p>
<p>Mısır seferi sonrası yıldızı daha da parlayan Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki ikinci Mısır seferinde ise büyük bir talihsizlik ile karşı karşıya kalır. 1552&#8242;de çıktığı ikinci Mısır seferinin sonunda hapsedilir. Komutasındaki donanmayı emir ve izin dışı, Basra&#8217;da bırakıp, ganimet yüklü üç gemi ile Mısır&#8217;a dönmekle suçlanır. Halbuki askerlerinin istirahatı, donanmanın bakım ve tamiri gerektiği için böyle bir karar almıştır. Ne hazindir ki; politik hırs ve çatışmalara kurban gider.<br />
1554&#8242;te, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa tarafından, hizmette kusur ettiği gerekçesiyle Kahire&#8217;de idam edilir. İdam sehpasında, ömrünün çoğunu geçirdiği denize doğru son kez bakar. O sırada yaşı 80’dir.</p>
<p>Geride dünya harikası sayılabilecek iki dünya haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından olan Kitab-ı Bahriye isimli değerli eserini bırakır.</p>
<p>Bilim çevrelerince hayret uyandıran eserlerinin sırrı şudur: Piri Reis iyi bir gözlemci ve araştırmacıdır. Gezip gördüklerini not almış, tutsak ettiği İspanyol ve Portekizli denizcilerin bilgilerine başvurmuş, ele geçirdiği tarihi harita ve broşürleri kayda geçmiştir. Bunların arasında Büyük İskender zamanına ait olduğu düşünülen haritalar, Ceneviz kaynaklı haritalar ve Kristof Kolomb’un haritaları da vardır. Kitabı ve haritaları bu birikim gözlemlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu eserler aynı zamanda titiz bir denizcilik istihbarat çalışmasının ürünüdür.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=208&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/piri-reis-ve-ilk-dunya-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albert Einstein Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/albert-einstein-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/albert-einstein-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 14:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombası]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[görelilik yasası]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[
Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Hayatı ve Buluşları, Görelilik yasası, icat ve buluşları, bilime olan katkıları&#8230;
ABD’li fizikçi Albert Einstein bütün insanlık tarihinin en büyük bilim adamlarından biridir. Çağdaş fiziğin temellerini atan çalışmaları! bugün bile evreni ve evrende gözlediğimiz bütün olayları nasıl yorumlamamız gerektiğine yol gösterir. Yahudi bir ailenin oğlu olan Einstein, bugün Almanya Federal Cumhuriyeti’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-179" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="einstein" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/einstein.jpg" alt="einstein" width="138" height="197" /></p>
<p><em><strong>Albert Einstein Kimdir? </strong></em><em><strong>Albert Einstein Hayatı ve Buluşları, Görelilik yasası, icat ve buluşları, bilime olan katkıları&#8230;</strong></em></p>
<p>ABD’li fizikçi Albert Einstein bütün insanlık tarihinin en büyük bilim adamlarından biridir. Çağdaş fiziğin temellerini atan çalışmaları! bugün bile evreni ve evrende gözlediğimiz bütün olayları nasıl yorumlamamız gerektiğine yol gösterir. Yahudi bir ailenin oğlu olan Einstein, bugün Almanya Federal Cumhuriyeti’nin sınırlan içinde bulunan Ulm’da doğdu   ve   Münih’te   öğrenime   başladı.   Okul yıllarında matematiğe özel bir ilgi duyarak bu alandaki yeteneğiyle sivrildi. 15 yaşındayken ailesi İtalya’nın Milano kentine taşınınca Albert de İsviçre’ye geçerek Zürich Teknik Üniversitesi’ne girdi. 1900′de bu üniversitenin kuramsal fizik ve matematik bölümünü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Bern’deki patent bürosunda çalışmaya başladı. Bu görevden arta kalan zamanlarında fizik çalışmalarını sürdürdü ve 1905′te fiziğin gelişmesi açısından büyük önem taşıyan bir dizi inceleme yayımladı. Molekül boyutlarının hesaplanmasına ilişkin yeni bir yöntem önerdiği ilk incelemesiyle Zürich Teknik Üniversitesi’nden fizik doktoru unvanını aldı. İkinci çalışması, ilk kez İskoçyalı botanikçi Robert Brown’ın (1773-1858) çiçektozlarında gözlemlediği Brown hareketine ilişkindi. Brown’ın gözlemlerine göre. çiçektozları gibi çok küçük parçacıklar durağan bir sıvının içinde bile hiç durmaksızın rasgele hareket ediyorlardı. Daha önceleri bu olayın, rasgele hareket eden sıvı moleküllerinin küçük parçacıklara çarpmasından ileri geldiği düşünülmüştü. Einstein bu incelemesinde Brown hareketini tümüyle matematiksel olarak açıkladı.<br />
Einstein’ın üçüncü makalesi de gene yıllar önce gözlemlenmiş çok ilginç ve şaşırtıcı bir olaya açıklık getiriyordu. Üzerine ışık gönderilen bazı maddelerin elektron yaydığı, ama ışığın şiddeti arttığında yayılan elektronların enerjisinde (hızında) değil, yalnızca sayısında artış olduğu biliniyordu. Einstein, fotoelektrik etki adıyla bilinen bu olayın açıklamasını yaparken ışığın liem dalgalar halinde, hem de enerji yüklü küçük parçacıklar biçiminde yayıldığını öne sürdü. Bu parçacıklar, yani bugünkü adıyla fotonlar maddeye çarptığında atomlardan elektronları koparıyor, ama serbest kalan elektronlar maddeden kurtulmaya çalışırken atomların çekim kuvvetiyle enerji kaybediyordu. Einstein özellikle bu çalışmasıyla 1921 Nobel Fizik Ödülüne değer görüldü.<br />
Einstein’ın aynı yıl yayımlanan dördüncü incelemesi bütün öbür çalışmaları arasında kuşkusuz en önemlisidir. Bu makalesinde açıkladığı “özel görelilik kuramı”nı 1916′da daha da genelleştirerek “genel görelilik kuramı”na ulaşmıştır. Görelilik kuramı, ışık hızına yakın hızlarda hareket eden bir cismi durağan ya da aynı hızla hareket etmeyen bir gözlemcinin nasıl algılayacağına ilişkindir. Einstein’ in kuramına göre, cismin kütlesi, uzunluğu, hatta olay süresince zamanın akış hızı cismin hızına bağlı olarak değişir. Bunlar, insana inanılmaz gibi gelen devrimci düşüncelerdi ve benimsenmesi oldukça uzun bir zaman aldı.<br />
Einstein’ın görelilik kuramlarıyla varılan en önemli sonuçlardan biri de kütle ile enerjinin eşdeğerliliğidir. Demek ki, kütle bir enerji biçimi olduğuna göre, kütleçekimini de bir kuvvet olarak değil, uzayda kütlenin varlığından kaynaklanan bir enerji bandı olarak düşünmek gerekir. Bu nedenle, uzaydaki büyük kütleli gökcisimlerinin yakınından geçen ışık ışınlarının doğrultusunda bir sapma olur, bu da uzayın “eğrilmesine” yol açar. Einstein, enerji ile kütle arasındaki eşdeğerliliği ünlü E=mc bağıntısıyla gösterdi. Bu anlatıma göre enerji (E), ışık hızının (c) karesi ile kütlenin (m) çarpımına eşittir. Işık hızının karesi çok yüksek bir sayı olduğundan, çok küçük bir kütle çok büyük bir enerjiye eşit olur. Einstein’ın özel ve genel görelilik kuramlarına ilişkin makaleleri 1976′da dilimize çevrilerek İzafiyet Teorisi adıyla tek bir kitapta toplanmıştır.<br />
Dünyaca ünlü bir bilim adamı olan Einstein, 1914′te Berlin’de yeni kurulan bir araştırma enstitüsünde fizik bölümünün yöneticiliğine getirildi. I. Dünya Savaşı boyunca Almanya’da yaşadı ve kararlı bir barışsever olarak savaş karşıtı eylemleri destekledi. 1918′de de barışı büyük bir sevinçle karşıladı. Ama 1933′te Nazi Partisi’nin iktidara gelmesi ve Yahudiler’e karşı yürüttükleri eylemler yüzünden artık Almanya’da yaşaması olanaksızdı. Amerika’ya yerleşerek yaşamının sonuna kadar uğraşacağı “birleşik alan kuramı” üstünde çalışmaya başladı. Ne var ki, kuvvetlere ilişkin bütün fizik kuramlarını tek bir kuramda birleştirmeyi amaçlayan bu çalışmasını sonuçlandıramadı.<br />
Einstein bütün yaşamı boyunca dünya sorunlarıyla çok yakından ilgilendi. Gerçek bir barışsever olmasına karşın, Hitler Almanya’ sında atom bombası yapmak üzere çalışmalara başlanıldığını öğrenince, Almanya ve Japonya’nın böyle bir bombayı kullanmalarını engeller düşüncesiyle atom bombasının ilk kez ABD’de yapılmasına ön ayak oldu. Ama II. Dünya Savaşı’nda bu bombaların Japonya’ daki Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atılmasından sonra, atom silahlarının denetlenmesini ve dünya barışının kurulmasını içtenlikle destekledi. Alçakgönüllü ve sevecen bir insan olan Einstein aynı zamanda bir müziksever ve yetenekli bir kemancıydı.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=180&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/albert-einstein-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alexander Graham Bell Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/alexander-graham-bell-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/alexander-graham-bell-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 15:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[graham bell]]></category>
		<category><![CDATA[gramofon]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Alexander Graham Bell Hayatı ve Buluşları, Telefonun İcadı, Telefonun Mucidi&#8230;
1876′da Telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell, 1847 de İskoçyada Edinburgh da doğdu. Ontario ya yerleşti, daha sonra Amerikaya, ve Boston’a yerleşti.
Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-159" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="grahambell" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/grahambell.jpg" alt="grahambell" width="168" height="218" />Alexander Graham Bell Hayatı ve Buluşları, Telefonun İcadı, Telefonun Mucidi&#8230;</strong></em></p>
<p>1876′da Telefonun icadı ile tanınan Alexander Graham Bell, 1847 de İskoçyada Edinburgh da doğdu. Ontario ya yerleşti, daha sonra Amerikaya, ve Boston’a yerleşti.</p>
<p>Aslında Graham Bell, sağırların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Bunu başaramadı ama her gün yeni bir özelliğe kavuşan telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı.</p>
<p>Telefonun yaratıcılarından olan Graham Bell’in annesi doğuştan sağırdı. Dedesi ve babası yıllarını sağırlara adadı. Özellikle babası sağırlara duymasalar bile konuşmayı öğretmenin yollarını geliştirmeye çalıştı. İki kardeşi veremden ölünce, babası kalan tek oğlunun sağlığı için Kanada’ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD’ye gitti. Burada bir süre sağırlara dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.</p>
<p>Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çağrıldı. İngiltere’de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin işitme fizyolojisine ilişkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştı. Bu sırada başka bilim adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. İlisha Gray bunlardan biriydi.</p>
<p>İngiletere’den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaşama geçirmeye ve işitme engelliler için duymalarını sağlayacak aletler yapmaya girişti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Şubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı başvuru yaptı. Bell’e 7 Mart günü istediği patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson’u yardıma çağırdı:</p>
<p>“Bay Watson, çabuk buraya gelin. Sizi istiyorum.”</p>
<p>Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 125 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.</p>
<p>Eşi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiği Mabel’e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de sağırları unuttu. Eşine yazdığı bir mektupta “Eşin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol sağırları ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir” diye yazmıştır.</p>
<p>Bugün öne çıkan buluşlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoğu sağırlık konusundaydı. Sağır annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi başardı. “Gramofon”dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell Sağırlar Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington’da Sağırlar için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliştirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray’a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell’e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.</p>
<p>Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell’e telefonla seslendi “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın.” Bell şapkasını salladığında artık telefon doğumunun ardından emeklemeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.</p>
<p>Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneği başladı. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya başlayan Emma Nut oldu.</p>
<p>Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan “manyetolu telefon” görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleşmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu değil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eşi telefon şirketinde çalışıyordu. Cenaze işleri için Strowger’ı arayanları bu memur kendi eşine bağlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı başardı. Halk yeni telefona “kızsız telefon” adını taktı.</p>
<p>Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu.</p>
<p>Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı.</p>
<p>O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:</p>
<p>“Sohbet. Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat…”</p>
<p>Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi.</p>
<p>Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaş başladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına bağlanan telefon “Tiyatrofon” hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye başladı. Bu evlere ve iş yerlerine yayıldı.</p>
<p>Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı.<br />
Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield’ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen’in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi.</p>
<p>1893 yılında telefon ile ilgili gelişmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: “Şu anda duyabildiğimiz sanatçı ve şarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de başaracak.”</p>
<p>Bu sözler “televizyon” özlemi olarak yorumlanmasına karşın gelişen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletişimi işaret ettiğini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise “Uzay Yolu” filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde başka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak değil hissederek elde edeceği günleri tartışıyor.</p>
<p>Sağırlığa karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı “çan” resimleri kullanıldı…</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=158&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/alexander-graham-bell-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Kuşçu Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/ali-kuscu-biyografisi-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/ali-kuscu-biyografisi-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 23:24:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali kuşçu]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Ali Kuşçu Biyografisi, Hayatı ve Buluşları
Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-100" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="ali-kuscu" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/ali-kuscu.jpg" alt="ali-kuscu" width="168" height="223" />Ali Kuşçu Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</strong></em></p>
<p>Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı.</p>
<p>Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı.Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman&#8217;da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey&#8217;e yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu. 1449&#8242;da hacca gitmek istedi. Tebriz&#8217;de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Fatih&#8217;le barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan&#8217;ın sözcülüğünü yaptıktan sonra Fatih&#8217;in davetiyle İstanbul&#8217;a geldi. XV. yüzyılın ilk yarısında, Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.<br />
Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçları alıyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demeden çalışıyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıp didiniyordu.</p>
<p>Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespit edilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yıla yakın bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstü bırakarak hacca gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili hükümdarı Uluğ Bey&#8217;in 1449 yılında öldürülmesiydi. Gürgân tahtının bu bilgin ve kudretli hûkümdarı, kendi öz oğlu Abdüllâtif&#8217;in ihânetine uğramıştı.</p>
<p>Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden önce hocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzun uzun incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğu için, adının ucundaki “Kuşçu” lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı.Uluğ Bey, kendi kurduğu rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu&#8217;yu lâyık görmüş, henüz tecrübesiz bir çağdayken bu dev rasathanenin başındaki çalışmalarda, ona bizzat yardımcı olmuştu. İşte Uluğ Bey&#8217;in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu&#8217;yu can evinden vuran bir olaydı.</p>
<p>Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz&#8217;e geldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih&#8217;i, bir devri kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfında aracılık etmesini istedi. Genç Fâtih&#8217;in de bilgin olduğunu, bilginlere büyük saygı gösterdiğini biliyordu. İstanbul&#8217;da olup bitenler, kuş kanadıyla Tebriz&#8217;e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve habercileri yalnız padişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberler ulaştırmakla kalmıyorlardı.</p>
<p>Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan&#8217;ın dileğini kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant&#8217;ta Kızıl Elma olarak bilinen eski Bizantium&#8217;a ulaştı. Haberciler; onun geleceğini daha önceden saraya uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiği zaman Osmanlı hükümdarından beklemediği kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri İstanbul&#8217;ca biliniyordu. Uluğ Bey Rasathanesi&#8217;ndeki çalışmalarından, Semerkant&#8217;a aylarca uzak bulunan İstanbul&#8217;daki hükümdarın haberi vardı.</p>
<p>Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanık bir padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan&#8217;ın elçisini kabul etmiş, dileklerini dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti. Ondan, gelip artık batıya kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını, bilgisiyle İstanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleri yetiştirmesini rica etti.</p>
<p>Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğu kadar şefkatli olduğunu da bildiği Fatih&#8217;in isteği, onun için emir demekti. Ama, ahlâkı dürüst bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispat etti: “Hünkârım izin verirlerse önce Tebriz&#8217;e döneyim. Çünkü burada bulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdarı&#8217;nın elçisi olmaktır. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni gönderen, bana güvenmiş olan insana bildireyim&#8230;”</p>
<p>Ali Kuşçu&#8217;nun bu mazereti, Fatih&#8217;e son derece akla yakın göründü. Padişah; iki şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti, gelip buradaki ilim öğrencilerini yetiştirecekti. İkincisi ise, son derece mert ve ahlâklı bir insandı. Her haliyle, medreselerde yetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.</p>
<p>Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. İki yıl sonra, ailesini de alarak Tebriz&#8217;den hareket etti. Osmanlı İmparatorluğunun sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde İstanbul&#8217;a getirildi. Ölümüne kadar da gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu’nun ders vermeye başlamasıyla, İstanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme oldu.</p>
<p>Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadar İstanbul’da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanlılar arasında astronomi bilimini yaydı.</p>
<p>Ali Kuşçu 1474’te İstanbul’da vefat etti.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=99&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/ali-kuscu-biyografisi-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Edison Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/thomas-edison-biyografisi-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/thomas-edison-biyografisi-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 23:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[ampul]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[edison]]></category>
		<category><![CDATA[elektriğin icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[thomas alva edison]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Thomas Edison Biyografisi, Hayatı ve Buluşları
Thomas Edison, Ohio eyaletinin Milan kasabasında Samuel Ogden Edison, Jr. ve Nancy Matthews Elliott’un (1810–1871) yedinci çocukları olarak doğdu. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşen Edison, ilköğrenimine yaşadığı bir hastalık dolayısıyla geç başladı. Ancak yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Kanada’da daha önce öğretmenlik yapmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-96" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="thomas-edison" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/thomas-edison.jpg" alt="thomas-edison" width="152" height="238" />Thomas Edison Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</strong></em></p>
<p>Thomas Edison, Ohio eyaletinin Milan kasabasında Samuel Ogden Edison, Jr. ve Nancy Matthews Elliott’un (1810–1871) yedinci çocukları olarak doğdu. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşen Edison, ilköğrenimine yaşadığı bir hastalık dolayısıyla geç başladı. Ancak yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Kanada’da daha önce öğretmenlik yapmış olan annesi büyük bir zevkle oğlunun eğitimine evde devam ediyordu. Okuması ve tecrübe edinmesi için onu sık sık teşvik ediyordu ve onu sık sık kontrol ediyordu. Derslerinin çoğu çok iyiydi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra arkadaşıyla telgraf yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. 12 yaşındaysa duymada güçlük yaşamaya başladı. Bunun sebebi olarak birçok teori ortaya atıldıysa da, Edison’a göre kendisi sağır oldu çünkü kendi kulakları tarafından bir tren vagonuna çekilmişti. 12 yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete ve şekerleme satmaya başlayan, ömrünü kurtardığı Jimmie Mackenzie tarafından telgraf operatörlüğü işine başladı. Jimmie’nin Michigan’daki Clemen Dağları’nda J.U. Mackenzie istasyon temsilcisi babası, oğlunun Edison’u kendi kanatları altına almasını ve onu yetiştirmesinden çok minnettardı. Edison’un sağırlığı onu etkilemişti ve yanındaki telegraftan gelen sesleri tekrar duyması için onu teşfik etti. Bu dönemde Edison, telgırafıyla uğraştı arkadaşıda yanında ona yardım ediyordu”mükemmel icat adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan komşusunun deneylerini tekrarladı bir yandanda kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı. O yıllardaki akıl hocalarından biride telegrafcı ve kaşif Franklin Leonard Pope’tu. Kendisi fakirleşen Edison’a çalışması ve yaşaması için Elizabeth, New Jersey’deki yerini kullanmasına izin verdi.</p>
<p>edisonElektrikli telgrafla alakalı ilk buluşlarından biride borsadaki değerleri kaydeden bir cihazdı stock ticker. Edison’un kabul görmüş ilk icadı elektrikli oy kaydediciydi, 28 Ekim 1868.</p>
<p>24 Aralık 1871 yılında, 2 ay önce tanışmış olduğu 16 yaşındaki Mary Stilwell ile evlendi. Üç çocukları oldu: Marion Estelle Edison (bilinen adıyla Dot), Thomas Alva Edison, Jr. (bilinen adıyla Dash) ve William Leslie Edison. Mary Edison 9 Ağustos 1884′te hayatını kaybetti.</p>
<p>1880′lerde Fort Myers, Florida’dan bir arsa satın aldı ve daha sonra burda kışları kalmak için kendine küçük bir ev inşa ettirdi. Otomobil endüstrisinin büyük adamı Henry Ford yakın bir zaman sonra Edison’un evinin birkaç yüz metre ötesine taşındı. Bu nedenle Edison ve Ford ölene dek arkadaş kaldılar. 24 Şubat 1886 Edison ikinci evliliğini 19 yaşındaki Mina Miller ile gerçekleştirdi. Bu evliliğinden de üç çocuk sahibi oldu: Madeleine Edison, Charles Edison, ve Theodore Edison.</p>
<p>Thomas Alva Edison, kariyerine New Jersey’deki Newark’ta otomatik tekrarlayıcı ve geliştirilmiş telgraf cihazları ile mucit olarak başlamıştır. Ancak ona ün kazandıran ilk keşfi 1877 yılında geliştirdiği fonograftı. Bu başarı halk tarafından çok beklenmedik karşılanmış ve genelde büyülü olarak görünmüştür. Edison o zamanlarda yaşadığı şehir olan “Menlo Park’ın Büyücüsü” diye de bilinir. Edison’un fonografı kayıtlarını çok ince, kalay yaprağından yapılmış bir silindire gerçekleştirildiğinden kayıtlar sadece birkaç kez dinlenebilirdi. 1880′lerde balmumuyla kaplanmış karton silindirler kullanılan yeni modeller Alexander Graham Bell, Chichester Bell ve Charles Tainter tarafından üretilmeye başladı. Thomas Edison’un “Mükemmel Fonograf”ı yapmak için çalışmalarına devam etmesinin sebeplerinden biri de budur.</p>
<p>Thomas Edison özgür düşünceli biriydi ve yanlısıydı. İlahiyatçı kesimin çizdiği Tanrı portresine inanmıyordu ancak ulu bir güce olan inancından da şüphe etmiyordu. ruhu çok önemliydin varlığını kesinlikle redediyordu. İnanışıyla ilgili pozisyonunu Hristiyan inanışıyla saldırgan agnostisizm arasında bir yer olarak tanımlıyordu.</p>
<p>edisonEdison’un en önemli keşfi Menlo Park, New Jersey’deki ilk endüstriyel araştırma laboratuarıydı. Sürekli olarak teknolojik keşifler ve geliştirmeler-iyileştirmeler yapmak gibi özel bir amaç için kurulmuş ilk kurumdu. Edison birçok icadını resmi olarak bu labaratuarda üretmiş, birçok çalışanı onun direktifleri doğrultusunda bu icatların araştırma ve geliştirmesinde görev almıştır.</p>
<p>Elektrik mühendisi William Joseph Hammer, 1879 Aralık’ında Edisonun labaratuar asistanı olarak görevine başlamıştır. Telefon, fonograf, elektrikli tren, demir madeni ayıracı, elektrikli aydınlatma ve diğer birçok icatta büyük katkılarda bulunmuştur. Hammer’ı özel kılansa elektrik ampulünün icadındaki ve bu aletin geliştirme ve testleri sırasındaki çalışmalarıdır. Hummer 1880′de Edison’un lamba çalışmalarının şef mühendisi olmuş, bu mevkiideki ilk yılında Francis Robbins Upton’ın genel müdürlüğünü yaptığı fabrika 50.000 ampul üretmiştir. Edison’a göre Hammer elektrik ampulünün bir öncüsüdür. 1000e yakın patenti bulunmaktadır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=95&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/thomas-edison-biyografisi-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sir Isaac Newton Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/sir-isaac-newton-biyografisi-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/sir-isaac-newton-biyografisi-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 23:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[newton]]></category>
		<category><![CDATA[newtonun yerçekimi kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[teorem]]></category>
		<category><![CDATA[yer çekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[
Isaac Newton Biyografisi, Hayatı ve Buluşları
Bir Çiftci olan babası o doğmadan üç ay önce ölmüştü. Oniki yaşında Grantham&#8217;da king&#8217;s School&#8217;a yazılan Newton bu okulu 1661&#8242;de bitirdi. Aynı yıl    Cambridge Universite&#8217;sindeki Trinity Kolleje girdi. Nisan 1665 &#8216;te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlıyacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden üniversite kapatıldı.
Salgından korunma amacıyla annesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-92" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="sir-isaac-newton" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/sir-isaac-newton.jpg" alt="sir-isaac-newton" width="179" height="188" /></p>
<p><em><strong>Isaac Newton Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</strong></em></p>
<p>Bir Çiftci olan babası o doğmadan üç ay önce ölmüştü. Oniki yaşında Grantham&#8217;da king&#8217;s School&#8217;a yazılan Newton bu okulu 1661&#8242;de bitirdi. Aynı yıl    Cambridge Universite&#8217;sindeki Trinity Kolleje girdi. Nisan 1665 &#8216;te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlıyacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden üniversite kapatıldı.</p>
<p>Salgından korunma amacıyla annesinin çiftliğine sığınan Newton burada geçirdiği iki yıl boyunca en önemli buluşlarını gerçekleştirdi. 1667&#8242;de Trinity Kolleje öğretim üyesi olarak döndüğünde diferansiyel ve integral hesabın temellerini atmış,beyaz ışığın renkli bileşenlerine ayrıştırılabileceğini saptamış ve cisimlerin birbirlerini, uzaklıklarının karesi ile ters orantılı olarak çektikleri sonucuna ulaşmıştı.Çekingenliği yüzünden Newton her biri bilimde devrim yaratacak nitelikteki bu buluşların çoğunu uzun yıllar sonra (örneğin diferansiyel ve integral hesabı 38 yıl sonra) yayımlamıştır.Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1669&#8242;da henüz 27 yaşındayken Cambridge Universite&#8217;sinde matematik profesörlüğüne getirildi.1671&#8242;de ilk aynalı teleskopu gerçekleştirdi, ve ertesi yıl Royal Society   üyeliğine seçildi. Royal Society&#8217;ye sunduğu renk olgusuna ilişkin bidirisinin eleştirilere hedef olması , özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle eleştirilmesi üzerine  Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyle ilişkisini kesti. 1675&#8242;de sunduğu gene optik konusundaki iki bildirisi yeni tartışmalara yol açtı. Hooke makalelerdeki bazı sonuçların kendi buluşu olduğunu ,Newton&#8217;un bunlara sahip çıktığını öne sürdü.Bütün bu tartışma ve eleştiriler sonucunda 1678&#8242;de  ruhsal bunalıma giren Newton ancak yakın dostu ünlü astronom matematikçi Edmond Halley&#8217;in çabalarıyla altı yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri döndü.<br />
Cambridge Universite&#8217;sinde katolikliği yaygınlaştırma ve egemen kılma çabalarına karşı başlatılan direniş hareketine öncülük eden Newton, kral düşürüldükten sonra 1689&#8242;da üniversitenin parlamento daki temsilciliğine seçildi. 1693&#8242;de yeniden bir ruhsal bunalıma girdi ve yakın dostlarıyla, bu arada Samuel pepys ve John locke ile arası bozuldu.Iki yıl süren bir inziva döneminden sonra sağlığına yeniden kavuştuysada bundan sonraki yaşamında bilimsel çalışmaya eskisi gibi ilgi duymadı.Daha sonra 1699&#8242;da Fransız Bilimler Akademi&#8217;sinin yabancı üyeliğine 1703&#8242;de Royal Society&#8217;nin başkanlığına seçildi.<br />
Gelmiş geçmiş bilim adamlarının en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Newton matematik ve fizikte çok önemli buluşlar gerçekleştirdi. Matematikte (a+b)ª  ifadesinin üstel seriye açınımını veren genel ikiterimli teoremini  buldu. Newton&#8217;un bilime en büyük katkısı mekanik alanındadır. Merkezkaç kuvvet yasası ile Kepler yasalarını birlikte ele alarak kütleçekim yasasını ortaya koydu. Newton hareket yasaları olarak bilinen eylemsizlik ilkesi, kuvvetin kütleyle ivmenin çarpımına eşit olduğunu ifade eden yasa ve etki ile tepkinin eşitliği fiziğin en önemli yasalarındandır.<br />
Yayımladığı kitaplardan bazıları Philosophiae naturalis principia mathematica, principia,opticks sayılabilir.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=91&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/sir-isaac-newton-biyografisi-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İbni Sina Biyografisi, Hayatı ve Buluşları</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/ibni-sina-biyografisi-hayati-ve-buluslari/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/ibni-sina-biyografisi-hayati-ve-buluslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 23:03:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[İcat ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[buhara]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[ibni sina]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[İbni Sina Hayatı ve Buluşları, Biyografisi

Ailesi Belh&#8217;ten gelerek Buhara&#8217;ya yerleşmişti. İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan&#8217;dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerim&#8217;i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan&#8217;da öldüğü zaman 150&#8242;den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-88" style="border: 2px solid black; margin: 0px 10px;" title="ibni-sina" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/ibni-sina.jpg" alt="ibni-sina" width="140" height="200" />İbni Sina Hayatı ve Buluşları, Biyografisi<br />
</strong></em></p>
<p><span style="font-size: 12px; font-family: Verdana; color: #000000;">Ailesi Belh&#8217;ten gelerek Buhara&#8217;ya yerleşmişti. İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan&#8217;dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerim&#8217;i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan&#8217;da öldüğü zaman 150&#8242;den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermiştir. Onu Latinler “Avicenna” adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler.</span></p>
<p>İbni Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu.</p>
<p>Buhara Emiri Nuh İbni Mansur’u ağır bir hastalıktan kurtardı ve bu yüzden de Samanoğulları sarayının kütüphanesinde çalışma iznini aldı. Bu sayede pek çok eseri elinin altında bulduğu için vaktini kitap okumak ve yazmakla geçirdi. Hükümdar öldüğü zaman o, henüz yirmi yaşındaydı ve Buhârâ&#8217;dan ayrılarak Harzem&#8217;e gitti: EI-Bîrûni gibi büyük bir şöhret ve değerin, onun çalışkanlığına, bilgisine değer vermesi, kendisini yanına kabul etmesi, beraber çalışması, hakkında kıskançlığa yol açtı. Bu yüzden takibata bile uğradı. Harzem&#8217;de barınamayarak yeniden yollara düştü. Şehirden şehre dolaşarak nihayet Hemedan&#8217;a kadar geldi ve orada kalmaya karar verdi.</p>
<p>İbni Sînâ, çoğu fizik, astronomi ve felsefeyle ilgili olarak 150 civarında eser yazmıştı. Farsça olan birkaçı dışında bunların hepsi Arapça&#8217;dır. Çünkü o devirde ilim eserlerini Arap diliyle yazmak âdetti. Arapça&#8217;ya bu bakımdan değer verilirdi. Bilhassa tıp ilmine dair araştırmaları son derece orijinal ve doğrudur. Bu yüzden doğu ve batı hekimliğine kelimenin tam anlamıyla, 600 yıl, hükmetmiştir.<br />
Eserleri Batı dillerine Latince yoluyla çevrilerek Avicenna diye şöhrete ulaşan İbni Sinâ, yanlış olarak bir süre Avrupa&#8217;da İranlı hekim ve filozof olarak tanınmıştır. Bunun da sebebi, eserlerini Türkçe yazmamış olmasındandır&#8230; Bununla beraber, batılılar da kendisini Hâkim-i Tıb, yani hekimlerin piri ve hükümdarı olarak kabul etmişlerdir. 16 yaşındayken pratik hekimliğe başlayan İbni Sinâ, resmî saray doktorluğu da yapmıştır.</p>
<p>Matematik, astronomi, geometri alanlarında geniş araştırmaları vardır. İbni Sînâ, tıp araştırmaları yaparken bazı hastalıkların bulaşmasında göze görünmeyen birtakım yaratıkların etkisi olduğunu, yani mikropların varlığını sezmiş ve bu bilinmeyen mahluklardan eserlerinde sık sık bahsetmiştir. Mikroskobun henüz bilinmediği bir devirde böyle bir yargıya varmak çok ilginçtir.<br />
Şifa adlı eseri bir felsefe ansiklopedisidir. Diğer eserlerine gelince bunlar arasında en tanınmış olanlarından: el-Kanun fi’t-Tıb isimli kitabı tamamen bir tıp ansiklopedisidir. Necât ve İşârât adlı kitapları ve Aristo’nun felsefesini anlatan yirmi ciltlik Kitâbü’l-İnsâf’ı başta gelen eserlerindendir.İbni Sina kimya alanında da çalıştı ve önemli keşiflerde bulundu. Bu hususta Berthelet, kimya ilminin bugünkü hale gelmesinde İbni Sina’nın büyük yardımı olduğunu söyler.Bu çalışmaları ve etkileriyle İbni Sina Doğu ve Batı kültürünü geliştiren büyük bilginlerden biri oldu. Bütün bunlardan başka İbni Sina çok güzel şiirler yazdı. Hatta Türkçe olarak yazmış olduğu şiirler de vardır.</p>
<p>İbni Sina, 1037 tarihinde Hemedan’da mide hastalığından öldü.<br />
İbn-i Sina’nın asıl büyüklüğü doktorluğundadır. Şifâ adındaki 18 ciltlik ansiklopedisi, ismine rağmen tıptan çok matematik, fizik, metafizik, teoloji, ekonomi, siyaset ve musiki konularını içine alır. Onun tıp şaheseri, kısaca Kanûn diye bilinen el-Kanûn Fi’t-Tıb adlı büyük kitabıdır. Eser, fizyoloji, hıfzıssıhha, tedavi ve farmakoloji bahislerine ayrılmıştır. Konular dikkatle incelendiğinde İbn-i Sina’nın bugünkü tıp için bile geçerli olan pek çok ileri görüşleri bulunduğunu; mesela mikroskop olmadığı halde, hastalıkların ‘mikrop’ mefhumuna benzer yaratıklarca meydana getirildiğini sezebildiğini görürüz.<br />
İbn-i Sina’nın Kanûn adlı eseri XII. yüzyılda Latince’ye çevrildi ve Batı tıp aleminde bir patlama tesiri yaptı. Roma’nın Galen’i de, Er Razi’de ilimde eriştikleri tahtlarından indirildiler ve çağın Fransa’sının en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversiteleri’nin temel kitabı Kanûn oldu. Durum XVII. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti ve İbn-i Sina, 700 yıl Avrupa’nın tıp hocası oldu. Altı yüzyıl önce Paris Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina’nın Kanûn’u yer almıştır.<br />
Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı yanındaki büyük konferans salonunda toplandıklarında iki kişinin duvara asılı büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre, İbn-i Sina ve er-Razi’ye aittir.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=87&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/ibni-sina-biyografisi-hayati-ve-buluslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

