<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilim Teknik Teknoloji &#187; gizem</title>
	<atom:link href="http://www.teknik-bilim.com/tag/gizem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.teknik-bilim.com</link>
	<description>Bilim teknik, teknoloji haberleri, tarihi olaylar, bilimsel olaylar, merak edilen bilimsel gerçekler...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 May 2010 10:26:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 14:23:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[2012 yılı]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[göktaşı düşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kahin]]></category>
		<category><![CDATA[Kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Nostradamus]]></category>
		<category><![CDATA[Nostradamus Kehanetleri]]></category>
		<category><![CDATA[simya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un Gerçekleşen Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un 2012 Hakkındaki Kehanetleri Nelerdir? Nostradamusun Bulunan Son Kitabında Nelere İşaret Edilmekte?
14 Aralık 1503 yılında Fransa&#8217;nın güneyinde Saint Remy de Provence kasabasında dünyaya gelen, Michel de Nostredame, &#8220;Nostradamus&#8221; adıyla anıldı. Geleceği görme yeteneği büyükbabaları Jehan de Saint Remy ve Pierre de Nostredame tarafından desteklenen Nostradamus, 1522&#8242;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-445" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Nostradamus" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Nostradamus.jpg" alt="Nostradamus" width="270" height="202" />Nostradamus Kimdir? Nostradamus&#8217;un Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un Gerçekleşen Kehanetleri Nelerdir? Nostradamus&#8217;un 2012 Hakkındaki Kehanetleri Nelerdir? Nostradamusun Bulunan Son Kitabında Nelere İşaret Edilmekte?</strong></em></p>
<p>14 Aralık 1503 yılında Fransa&#8217;nın güneyinde Saint Remy de Provence kasabasında dünyaya gelen, Michel de Nostredame, &#8220;Nostradamus&#8221; adıyla anıldı. Geleceği görme yeteneği büyükbabaları Jehan de Saint Remy ve Pierre de Nostredame tarafından desteklenen Nostradamus, 1522&#8242;de tıp okumaya gittiği Montpellier Üniversitesi&#8217;nden üç yıllık eğitimden sonra mezun olarak başarılı bir doktorluk kariyeri yaptı.</p>
<p>Nostradamus 1556 yılında kehanetlerini merak eden Kraliçe Catherine de Medici&#8217;nin de etkisiyle Kral II. Henry tarafından saraya çağrıldı. Kralın özel doktoru aynı zamanda sarayın astroloğu oldu. Dörtlü mısralar halindeki yaklaşık bin kehaneti içeren on ciltlik &#8220;Centuries&#8221; adlı eseri, Michel de Nostradamus&#8217;un kehanetleri adıyla yayınladı. 1566 yılında 1 Temmuz gecesi, 62 yaşında öldü.</p>
<p><strong>Nostradamus&#8217;un Kehanetleri</strong></p>
<p>Gökten taşlar inecek başına</p>
<p>Günümüzden yüzyıllar önce yaşamış olmasına rağmen Nostradamus, kendisine bütünüyle yabancı bu dünyayı nasıl kavrasın, nasıl tanımlasın ve onlara uygun adları nereden bulsun? Bu soruların sahibi şifre çözücü Peter McHoll, bütün bu engelleri kavramaya yönelik karmaşık bir ruh haline rağmen ünlü kahinin bu işi inanılamayacak bir başarıyla kazandığını söylüyor. Aynı zamanda McHoll&#8217;e göre bu başarı oldukça şaşırtıcı. Ve kehanetler, daha yakından ve derinlemesine incelendikçe, hayret verici, hatta ürkütücü olmakta&#8230; McHoll&#8217;un dediği gibi Nostradamus, açıklayamayacağı birçok şey gördü. Uzmanlara göre bunların başında gelen kuyruklu yıldızlar, kahin tarafından çok değişik şekillerde ifade edildi. Bir diğer şifreci Peter Lemesurier de Nostradamus&#8217;un Yüzyıllar&#8217;ının beşinci cildinde yer alan 32&#8242;nci dörtlüğü örnek gösteriyor:</p>
<p>Güneşin, ayın ve yıldızların altında her şey yolunda iken, Büyük bolluğun ardından yaklaşıyor felaket. Ne kadar talihli olduğunu söylerken Yuhanna&#8217;nın yedinci taşı gibi gökten inecek başına. Lemesurier&#8217;in yorumu şöyle: Nostradamus&#8217;a göre barış ve bolluk döneminin sona ereceğini bildiren ilk işaret gökten yanarak inen bir taşla gelecektir. Şifre çözücüye göre burada 2126 yılında görülecek olan Swift-Tuttle kuyruklu yıldızıyla karşı karşıya olabiliriz. Eğer o değilse bile başka bir gök cismi dünyaya çarpacak ve özellikle daha müreffeh ve zengin olan ülkelerine felaket getirecek. Lemesurier, Nostradamus&#8217;un gökle ilgili kehanetlerini başka örneklerle de yorumluyor. İkinci cilt 46&#8242;ncı dörtlükte kahin gökyüzüyle ile ilgili kehanetinde ilginç tanımlarda bulunuyor. Büyük Oynatıcı tekerleği yeniden hareket ettiriyor; Bir dönüştamamlandı, daha büyüğü başlıyor. Kıtlık, savaş, veba ve kanlı, sütlü yağmur. Göklerden ardında alevler bırakarak geçecek ateş. Lemesurier&#8217;e göre son iki dizeyi okurken özellikle dikkat edilmesi gerekir. &#8220;Kanlı, sütlü yağmur&#8221; garip bir şeyse de, Nostradamus bu imajı dörtlüklerinde sık sık kullanır. Şifre çözücü bu kelimelerle, Nostradamus&#8217;un bu dörtlükte &#8220;Sonsuz yağmur&#8221; için şifre vermiş olabileceğini de iddia ediyor. Bu da diğer kehanetlerde sözü geçen &#8220;uzun yağmurlar&#8221;a bir gönderme olabilir. Ancak burada gökteki ateş, Kıyamet&#8217;in çok eskiden bildirilmiş büyük yıldızını temsil ediyor gibi&#8230; Halley Kuyruklu Yıldızı (eğer ondan bahsediliyorsa) 2822 yılında döneceğinden, bu dörtlüğe bir tarih verilmesinde yardımcı olabilir. Lemesurier, dünyaya çarpan dev göktaşları ve kuyruklu yıldızlar hakkında birçok kehaneti olan Nostradamus&#8217;un yeniden canlanacak ölülerle de ilgili dörtlüğünden bahsediyor. Kahin onuncu cildin 74&#8242;üncü dörtlüğünde şöyle diyor:</p>
<p>ÖLÜLERİN DİRİLMESİ</p>
<p>Büyük yedi rakamı sonunda dönünce, Töresel Oyunların zamanında Dünya göğe doğru dönüşünü durdurmadan Çoktan ölmüş olanlar topraktan çıkacak Ünlü şifre çözücü, Nostradamus&#8217;un burada kutsal kitap benzetmesine başvurarak ölülerin dirilmesinden söz ettiğini düşünüyor. Lemesurier&#8217;e göre dörtlükte ilginç olan, buna kendi iki kehanet unsurunu da eklemiş olması. Olayı kronolojik olarak özgün Fransızcası&#8217;nda &#8220;Kurban Oyunlar&#8221; diye herhalde Olimpiyatlar&#8217;ın gelecekteki bir biçimine bağlamış. Dünya düzeninin bu sona erişi yedinci bin yıl sonunda (Kahinin Tevrat kronolojisine göre 2827/28 yılında) yer alacak. Nostradamus &#8220;gördüğü&#8221; şeyleritanımlamakta da çok başarılıydı.</p>
<p>Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak</p>
<p>Ünlü Alman edebiyatçı Goethe&#8217;nin, &#8220;Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi&#8230;&#8221; satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle &#8216;karamsar kahin&#8217; yakıştırması yapıyor.</p>
<p>İYİLİĞİN SAVAŞI</p>
<p>Ancak bugünkü bölümde ünlü kahinin &#8216;barış&#8217;ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi&#8217;nin dünyaya gelişini&#8217; anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kahin, Mehdi&#8217;den kitabın onuncu cildinin 75&#8242;inci dörtlüğünde bahsediyor: Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa&#8217;ya; Asya&#8217;da ortaya çıkacak Hermes&#8217;in birliğinden gelen biri, Doğu&#8217;nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: &#8220;Kahin &#8216;beklenen kişi&#8217; ile Mehdi&#8217;yi kastediyor. Ve Mehdi Asya&#8217;da ortaya çıkıyor.&#8221; Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor: &#8216;Hermes&#8217;in birliğinden gelen biri.&#8217; Hermes, Mısır mitolojisinde &#8216;Tanrılar&#8217;ın mesajcısı&#8217;dır. Yani Nostradamus, Asya&#8217;da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu&#8217;dan, Mısır&#8217;dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı &#8220;Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya&#8217;da belirecek&#8221; diye özetliyor. Peki Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi &#8220;Altın Çağ&#8221; olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016-2020 &#8220;Kötülüğün iyilikle savaşı&#8221; ile ilgili, Nostradamus&#8217;un kral II. Henry&#8217;ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn&#8217;ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan&#8217;a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak.</p>
<p>ŞEYTAN&#8217;IN GELİŞİ</p>
<p>Lorie&#8217;nin iddiasına göre, Kahin &#8216;evrensel barış&#8217; kelimesi ile Mehdi&#8217;nin geleceği Altın Çağ&#8217;a dikkat çekiyor. Dizimizin ilk gününde belirttiğimiz gibi, Nostradamus&#8217;un 1000 yıl süreceğini öne sürdüğü Altın Çağ&#8217;dan sonra Şeytan dünyaya geri dönecek Şeytan&#8217;ın Altın Çağ sonrası döneceğini yorumlayanlardan biri de Velch. Mehdi kehanetinin gerçekleşme oranının yüzde 90 olduğunu belirten Velch, bunun nedenini de şöyle açıklıyor: &#8220;Kahinin yaşanacak zor günlerin sonunda, insanların gökyüzüne açılacakları yepyeni bir çağdan bahsederek, kehanetlerini noktaladığına dikkat etmek gerekir. Tüm Ezoterik Gelenekler&#8217;de bahsedilen &#8216;Altın Çağ&#8217; inancı, Nostradamus&#8217;un ifadelerinde de yer almıştır.&#8221;</p>
<p>2025&#8242;e kadar Dünya ekseni değişecek</p>
<p>Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor.</p>
<p>New York&#8217;lu şifre çözücü Peter Lorie, &#8216;gelecek mühendisi&#8217; olarak tanımladığı Nostradamus&#8217;un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini, ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor. &#8220;Nostradamus&#8217;un kehanetlerine göre 21&#8242;inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe&#8221; diyen Lorie kahinin &#8216;Yüzyıllar&#8217; eserinden örnekler veriyor.</p>
<p>2007&#8242;YE DİKKAT</p>
<p>Dünya&#8217;nın merkezinden çıkan volkanlar, New York civarında sarsıntılara sebep olacak. İki büyük kabahat uzun bir savaşa tutulacak Ve sonra Syracuse yeni bir nehri kızıla boyayacak Mars, Merkür ve Ay bir araya geldiğinde, Hindistan&#8217;ın güneyine ve Asya&#8217;ya doğru Büyük kuraklıklar olacak Dünya depremlerle titreyecek Kahinin bu kehanetlerinden yola çıkan Lorie, dörtlüklerde içinde bu yüzyılın problemlerinin anlatıldığını söyleyerek insanları uyarıyor: &#8220;Bu hızla gidersek, 2006 yılından itibaren hiç tropikal orman kalmayacak. Böylece ağaçlar havayı temizlemek görevini yerine getiremeyecek. Problemler 2007 yılından itibaren kendini hissettirmeye başlayacak.&#8221; Ünlü şifre çözücü, iklim bilimcilerin yeni bin yılın ilk yıllarında dünyanın şimdiye kadar görülen en büyük kuraklığa sahne olacağını söylediğini belirtiyor ve ekliyor: &#8220;Fırtınalar her zamankinden daha sık olmakta. Yakın zamana kadar büyük fırtınalar birkaç yılda bir olmaktaydı. Ancak şimdi neredeyse altı ayda bir görülmekteler.&#8221; Lorie&#8217;ye göre, kahin dörtlüklerinde 2025 yılına kadar sadece depremlerden değil, belki dünyanın ekseninin bile değişimine sebep olabilecek &#8217;sismik aktivitelerden&#8217; bahsetmekte. Baharda kehanetler olacak ve bunu takip eden olağanüstü gelişmeler, Ülkelerin altının üstüne gelmesi ve büyük depremler&#8230; Ekim ayında da dünyanın büyük bir hareketi olacak Ve gezegenin yerçekimini kaybettiğini düşünecek insanlar olacak, Cehennemin derinliklerine gömülecekler. New Yorklu yazar, 21&#8242;inci yüzyılda amansız hastalıkların insanoğlunun başını çok ağrıtacağını da, Nostradamus&#8217;un dörtlüklerinden örnekler vererek açıklıyor.</p>
<p>SALGIN HASTALIK</p>
<p>İki şehrin girişinde ve içinde, Daha önce hiç görülmemiş iki hastalık olacak Demir hariç, hastalığın yol açtığı açlıktan en sonunda, Büyük ebedi Tanrı&#8217;ya yardım için yalvaracaklar. Yüzyıllar kitabında yaklaşmakta olan büyük bir salgın hastalığa dair birçok dize vardır. Lorie&#8217;ye göre Nostradamus, etkisi çok daha büyük olacak ve ABD&#8217;yi sarsacak bir salgından söz ediyor. Bunlar HIV virüsü, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı, yoksulluk, deli dana, cehalet ve önyargı&#8230;</p>
<p>Dünya karanlığa gömülecek</p>
<p>Nostradamus, çevre felaketlerine ilişkin kehanetlerinde, güneş ve ayın bir bulutla örtüleceğini ve dünyanın karanlık içinde kalacağını öne sürüyor.</p>
<p>Tüm zamanların en tanınmış kahini Nostradamus&#8217;un deprem, sel ve diğer doğal felaketlerle ilgili kehanetleri olduğu da bilinmekte. Kehanetlerin şifrelerini okuyan uzmanlardan Fransız Peter Lemesurier, küresel ısınmaya ve kahinin birinci cilt 17&#8242;inci dörtlüğüne dikkat çekiyor: Kırk yıl hiç gökkuşağı görülmeyecek Sonra kırk yıl boyunca her gün görülecek Kurak topraklar daha da kuraklaşacak Ardından dev su baskınları gelecek.</p>
<p>Kuraklık Alarmı</p>
<p>Lemesurier, kahinin bu dörtlüğüyle 21&#8242;nci yüzyıldaki sorunlara işaret ettiğini düşünüyor. Lemesurier&#8217;e göre kuraklığın insanoğlunun belini kıracağı dönemler yakın. Ardından da büyük bir sel gelecek. Bir diğer şifre çözücü Peter Lorie de onunla hemfikir: &#8220;2015 yılına kadar hızlı iklim değişiklikleri gözlenecek, birkaç ay gibi sonra kuraklıktan sellere, sonra tekrar kuraklığa geçilecek.&#8221; Fransız Jean-Charles de Fontbrune ise Lemesurier&#8217;in bir zaman hatası yaptığına inanıyor. Ona göre, bu 40 yıllık karanlık dönemle Nostradamus I. Dünya Savaşı sonrasını anlatıyor. Lemesurier&#8217;in dikkat çektiği bir diğer dörtlük ise kahinin Yüzyıllar eserinin üçüncü ciltindeki 4&#8242;üncü dörtlük: Güneş ve ay kendi görevlerini bırakınca Uzakta ama yavaş yavaş artarak Soğuk, kuraklık ve tehlike yaklaştıkça sınırlara Birinci kehanet gerçekleşecek. Şifre çözücünün yorumu şöyle: &#8220;Güneş ve Ay&#8217;ın bir bulut ya da dumanla örtülmesi sonucunda dünya soğuyacak. Isınma eksikliğinden ve dünyanın hava sisteminin zayıflamasından dolayı kuraklık olacak.&#8221; Aynı cildin 34&#8242;üncü dörtlüğü de küresel ısınmaya dikkat çekiyor: Güneş artık ışık vermeyinc, Gün ortası bir canavar belirecek. Bu değişik yollarda yorumlanacak Altını umursamıyor, hiçbir şey pahalı değil onun için Lemesurier&#8217;e göre I. cildin 67&#8242;nci dörtlüğü de sonun başlangıcının sinyali: Büyük açlığın çoğaldığını görüyorum Bir orda görünecek bir burda, sonra yayılacak dünyaya O kadar büyük ve o kadar geniş ki Koparacak ağaçları köklerinden ve süt emen bebekleri annelerinden. Fontbrune bu dörtlükteki yorumuyla bu kez Lemesurier&#8217;le aynı fikirde olduğunu söylüyor: &#8220;Bebekleri annelerinin göğsünden koparmak ifadesi, Somalili ve Etiyopyalı annelerin, bir deri bir kemik kalmış vücutlarında kupkuru sallanan göğüslerini anlatıyor. Ve bu göğüslerde olmayan sütü çekmeye çalışan bebekleri&#8230;&#8221;</p>
<p>Kendi ölümünü gördü</p>
<p>Nostradamus &#8220;İyi geceler&#8221; diyen papaza &#8220;Sabah öleceğim&#8221; dedi. Mezarının da hangi tarihte açılacağını bilmesi herkesi şaşırttı.</p>
<p>Gut romatizması ve su toplaması nedeniyle durumu ağırlaşan Nostradamus, 1 Haziran 1566 gecesi kendisine &#8220;İyi geceler&#8221; diyen bir papaza şu cevabı verir: &#8220;Bu son gecem. Sabaha ölmüş olacağım&#8230;&#8221; Nostradamus, 2 Temmuz 1566 sabahı, 62 yaşındayken odasında ölü bulundu. Böylece Nostradamus&#8217;un son kehaneti kendi ölümü oldu. Nostradamus&#8217;un ölümü, 141&#8242;inci kehanetindeki gibi oldu: &#8220;Kralın armağanını aldıktan sonra, bir saray dönüşü, verecek son soluğunu. En sevgili dostları, yakınları yatağının ve sedirin başında, ölmüş bulacaklar onu&#8230;&#8221;</p>
<p>KİNİN LANETİ</p>
<p>Cordeliers Kilisesi duvarına dikey olarak gömülen Nostradamus&#8217;un hikayesi bununla bitmedi. John Hogue&#8217;un &#8220;The New Revelations&#8221; isimli eserine göre Nostradamus&#8217;un mezarı 1700&#8242;de yerinin değiştirilmesi amacıyla açılıp kilisede başka bir yere taşındı. 1566 yılında ölen Nostradamus&#8217;un üzerinde, mezarın açıldığı tarih olan &#8220;1700&#8243; yazılı bir madalyon bulundu. Kendi mezarının açılacağını öngören kahin bu olaydan 91 yıl sonra yaşanacaklar hakkında da bir dörtlük yazdı. &#8220;Kim ki bulduğunda mezarı açacak ve kim ki açtığı bu mezarı hemen kapamayacak, lanet onu bulacak ve kimse nedenini bilmeyecek.&#8221; Tıpkı bu dörtlükteki gibi Fransız İhtilali sonrası 1791 yılında sarhoş Fransız askerleri Nostradamus&#8217;un mezarını açtılar. Hikayeye göre bu askerler daha sonra Marsilya&#8217;daki üslerine geri dönerken kral taraftarları tarafından pusuya düşürülüp ve vahşice öldürüldüler.</p>
<p>TAKVİME İŞARETLEDİ</p>
<p>Dul eşi Anne şu sözleri Latince olarak, tabutunu örten 2.5 metre boyundaki mermer duvara yazdırttı: &#8220;Burada bütün ölümlülerden farklı olarak, yıldızların etkisiyle geleceği gören kalemiyle olayları kaydetmeye layık bulunmuş meşhur Michel Nostradamus yatıyor. Altmış iki yıl, altı ay ve yedi gün yaşadı. 1566&#8242;da Salon&#8217;da öldü. Gelecek nesiller onun istirahatını bozmasınlar. Anne Posart Gemelle eşine gerçek mutluluk diler.&#8221; Peter McHoll&#8217;un Nostradamus isimli kitabına göre 1566 yılında ölümünden sonra cebinden bir takvim çıkmıştır. Ve bu takvimde astrolojik bir hesap sonucu olması gereken kendi ölüm tarihini işaretlemiş ve 2 Temmuz tarihinin yanına şöyle bir not düşmüştür: &#8216;Hie mors prope est.&#8217; Burası işgörenin mezarıdır.</p>
<p>Türkiye kehaneti deprem ve savaş</p>
<p>Nostradamus: Güney Asya&#8217;dan sonra Türkiye&#8217;de deprem olacak.</p>
<p>İngiliz uzmanlar, Nostradamus&#8217;un Yüzyıllar adlı kitabının üçüncü cildini şöyle yorumluyor: Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye&#8217;de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak.</p>
<p>Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok.</p>
<p>Nostradamus&#8217;un haber verdiği depremin 1999&#8242;da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor.</p>
<p>Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye&#8217;ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kahinin iki kehaneti bulunuyor: Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune&#8217;ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52&#8242;nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek&#8230; Üçüncü satırdaki Korint Yunanistan&#8217;ı, Efes ise bazılarına göre İzmir&#8217;i bazılarına göre Türkiye&#8217;yi temsil ediyorFontbrune&#8217;ye göre, ilk satırda bahsedilen depremler Güney Asya&#8217;da oluyor. Depremler &#8217;sonraki bahar&#8217;da da devam ediyor. Bu tarihin 2005 ya da 2007 olduğuna inanılıyor. Fontbrune&#8217;un ismini veremediği bir ülke iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye&#8217;ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney&#8217;de korkunç bir kuraklık görülecek Asya&#8217;nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes&#8217;te karışıklık&#8230; Güney Asya&#8217;daki 26 Aralık ve 28 Mart depremleri sonrası İngiliz bilimadamları bu dörtlükteki üç satırı &#8216;Endonezya depremleri&#8217;ni temsil ettiğini açıklamış ancak &#8216;Yunanistan ve Türkiye&#8217;de karışıklık&#8217; satırını yorumlamamıştı. İnternetteki bazı kaynaklar Güney Asya depremleri sonrası Türkiye&#8217;de yeni bir depreme neden olabileceğini öne sürerken, Fransız Fontbrune dördüncü satırın Gölcük depremini temsil ettiğini söylüyor. Çünkü Gölcük depreminden 6 gün önce birinci satırda geçtiği gibi güneş tutulması yaşanmıştı. Ve Türkiye&#8217;nin geçtiği son dörtlük, beşinci cildin 25&#8242;inci dörtlüğü Mars, Güneş, Venüs Arslan burcunda, Arap prensi, kilisenin egemenliğini denizde yenecek. İran&#8217;da bir milyondan fazla insan birleşecek. Gerçek yılan Türkiye ve Mısır&#8217;a saldıracak Fontbrune&#8217;a göre &#8220;Gerçek yılan&#8221; Asyalı bir ejderhayı yani Çin&#8217;i anlatıyor. Bir milyondan fazla insan (asker) İran&#8217;da toplandığında Çin, Türkiye&#8217;ye ve Mısır&#8217;a saldıracak. &#8216;Arap Prens&#8217; ifadesiyle, Ortadoğu yoluyla Asya&#8217;dan Avrupa&#8217;ya ilerleyen, orduları milyonlarla sayılan dev bir güç kastediliyor&#8230; Bu savaş tarihi ise Nostradamus&#8217;un takvimine göre 15 Ağustos 2015.</p>
<p>Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?</p>
<p>Nostradamus kehaneti: Üçüncü Dünya Savaşı 2076&#8242;da, dördüncüsü ise 2106&#8242;da çıkacak.</p>
<p>1000 yıl huzur olacak<br />
Nostradamus&#8217;un kehanetlerindeki şifreyi inceleyen uzmanlara göre Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak.</p>
<p>Dünya yok olmayacak<br />
İddia şöyle devam ediyor: Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus&#8217;a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak.</p>
<p>Nostradamus&#8217;un, &#8216;kesin&#8217; kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara &#8216;Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?&#8217; sorusunu getirdi.</p>
<p>1555&#8242;te kaleme aldığı kehanetlerin birçoğu gerçekleşen Fransız kahin Nostradamus&#8217;la bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkacağız. Kendi ölümünü dahi gören bir adamın kehanetlerini sunacağız. Dizimize Nostradamus&#8217;un şifrelerini çözen uzmanların kıyamet yorumlarından başlıyoruz. Yorum siz okurlarımızın&#8230;</p>
<p>Kıyamet ne zaman kopacak? Endonezya&#8217;daki depremler kıyametin alametleri mi? Globalleşen dünyada dinler arası bir savaş çıkacak mı? Günümüzde pek çok insan bu gibi soruların cevabını, yüzyıllar evvel yaşamış bir Fransız kahinin kehanetlerinde arıyor. Bu kahinin adı Nostradamus!&#8230;</p>
<p>KIYAMET İÇİN İKİ TARİH</p>
<p>Yaşanan pek çok doğal afetten ve gündeme damgasını vuran pek çok gelişmeden sonra gündeme gelen Nostradamus son olarak Endonezya depremleriyle ilgili kehanetleriyle tartışma konusu oldu. Bu depremler kahinin bahsettiği &#8217;sonun başlangıcı&#8217; olabilir mi?.. Bu yorumdan yola çıkacak Nostradamus dizimizin ilk gününü &#8216;kıyamet&#8217;e ayırıyoruz. Nostradamus&#8217;un dünyanın sonu ile ilgili gördüğü iki tarih var: 2012 ve 3797&#8230; Kahinin bu iki rakamı niye verdiğini iki ünlü &#8216;şifre çözücü&#8217;nün şöyle yorumluyor: Nostradamus, dünya ile kehanetlerini 2012 yılına kadar görüyor. Ancak yüzeysel kehanetler ise 3797&#8242;ye kadar devam ediyor. Bazıları, detaylı olarak kaleme aldığı 2012 tarihini &#8216;kıyamet&#8217; olarak yorumlarken Amerikalı Tad Mann, &#8220;Nostradamus, Yüzyıllar&#8217;ın (kehanetlerini topladığı kitabın adı) girişinde 3797 yılından bahsetmektedir. Ancak kehanetlerini 2000&#8242;li yıllarla sınırlandırır. Böylece kehanetlerini 2000&#8242;li yıllarla sınırlamış olur&#8221; diyor. Mann, bu açıklamasıyla Nostradamus&#8217;un gözüyle kıyametin 2012&#8242;de olmayacağının da altını çizer.</p>
<p>2050&#8242;YE KADAR SAVAŞLAR</p>
<p>3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll&#8217;a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kahinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve &#8217;saat&#8217; durur. McHall, Nostradamus&#8217;un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: &#8220;Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı&#8217;nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı&#8217;nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak. Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak.&#8221; McHall&#8217;a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde &#8216;barış çağı&#8217; yaşanacak. McHall&#8217;un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek&#8230; İran Şahı&#8217;nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık &#8216;Arap egemenliği&#8217; de 2050&#8242;de sona erecek. (McHall, Nostradamus &#8216;Arap egemenliği&#8217; kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya&#8217;nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus&#8217;a göre III. Dünya Savaşı 2076&#8242;da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı&#8217;nın tarihi için 1987&#8242;yi gösterirken McHall, Nostradamus&#8217;un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, &#8216;büyük kaos&#8217; dönemi dediği IV. Dünya Savaşı&#8217;nın tarihini de belirliyor: 2106!.. Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız &#8216;en kanlı dünya savaşı&#8217; ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas&#8217;tan çıkıp gelecek kralları Avrupa&#8217;ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya&#8217;nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya&#8230;</p>
<p>ABD&#8217;DEN ATOM BOMBASI</p>
<p>McHall bu dörtlüğü şöyle yorumluyor: &#8220;Afrikalılar, eski Avrupa&#8217;nın üstüne yürümek için Doğu Asyalı halklarla anlaşıyor. Bir başka yerde Anibal&#8217;dan bahseden Nostradamus, İsa&#8217;dan 200 yıl önce filleriyle İspanya üzerinden Roma&#8217;ya yürüyen komutanı anımsıyor ve şöyle diyor: Başka bir deyişle, geçmiş günlerin sömürülen ülkeleri, yeni bir dünya savaşının başlamasına sebep olacak.&#8221; Afrika ve Asya&#8217;nın Avrupa çıkarmasının ardından Amerika II. Dünya Savaşı&#8217;nda olduğu gibi bir kez daha &#8216;Yaşlı Kıta&#8217;ya yardıma geliyor. Nostradamus, bu kehanetini de kitabının ikinci cildinin 78&#8242;inci dörtlüğünde şöyle anlatıyor: Punya ve Galya kanlarından oluşan o adaları Kana boyuyor denizin derinliklerinden büyük neptün. Ve, kolaylıkla elde edebilmek için bu kıyıları Öyle zararlı, çok daha fazla gökte yazılandan McHall&#8217;un yorumu şöyle: &#8220;Büyük Neptün, yani ABD, Fas ve Tunus üstüne atom bombaları gönderiyor. Patlamalar öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki, geceler gündüz gibi oluyor. Ve Dünya, bu savaşlardan sonra 1000 yıllık barış çağına giriyor.&#8221;</p>
<p>ADOLF HITLER</p>
<p>Hiffler(Hisler) adında bir Almanın çarpık hacıyla Polonya&#8217;ya gireceğinden bahsetmiştir. İsimdeki benzerlik, çarpık haç ve Polonya isimlerinin tek bir kehanette geçmesi kafa karışıklığına yol açıyor. Uzun bir süre Hiffler (yada Hisler) isminin yanlış yazdığı düşünülmüş ancak Hitler&#8217;in doğduğu evindeki buzdolabının arkasına annesi adını bu şekilde kazımıştır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=444&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/nostradamus-kimdir-nostradamusun-kehanetleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Uydusu Ay, Ay&#8217;ın bilinmeyen bazı özellikleri</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/dunyanin-uydusu-ay-ayin-bilinmeyen-bazi-ozellikleri/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/dunyanin-uydusu-ay-ayin-bilinmeyen-bazi-ozellikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 16:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Astronomi ve Uzay Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın uydusu]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gökbilim]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın Uydusu Ay, Ay&#8217;ın bilinmeyen bazı özellikleri, Ay&#8217;ın üzerinde meydana gelen garip ve açıklanamayan olaylar.
AY’LA ILGILI GARIP OLAYLAR
Yüzyillar içindeki garip olaylar;
* 5 Mart 1587: &#8220;Ay´in yüzeyinde bir yildiz görüldü.&#8221; Yüzlerce insan bu mucizeye sasirdi, isigin sivri uçlari ve boynuzlari vardi. (Harrison 1876 &#8211; Lowes 1927)
*12 Kasim 1671: Gökbilimci ve fizikçi Cassini, Ay´in üzerinde küçük beyaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-268" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="ay" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/ay.jpg" alt="ay" width="186" height="181" />Dünyanın Uydusu Ay, Ay&#8217;ın bilinmeyen bazı özellikleri, Ay&#8217;ın üzerinde meydana gelen garip ve açıklanamayan olaylar.</strong></p>
<p>AY’LA ILGILI GARIP OLAYLAR<br />
Yüzyillar içindeki garip olaylar;<br />
* 5 Mart 1587: &#8220;Ay´in yüzeyinde bir yildiz görüldü.&#8221; Yüzlerce insan bu mucizeye sasirdi, isigin sivri uçlari ve boynuzlari vardi. (Harrison 1876 &#8211; Lowes 1927)<br />
*12 Kasim 1671: Gökbilimci ve fizikçi Cassini, Ay´in üzerinde küçük beyaz bir bulut gördü.<br />
*18 Mayis 1787: Astronom Halley ve De Louville, Ay yüzeyinde hareketli isiklar gördüler.<br />
* Mart-Nisan 1787: William Herschel, Ay´da parlak noktalar ve dört volkan gördü. Açiklamakta zorluk çekiyordu ve en çok da gördüklerinin hareket etmesine sasirmisti.<br />
* Temmuz 1821: Alman astronom Gruithuisen, Ay yüzeyinde, birden parlayan isik patlamalari gördü. Yanip sönen bu isiklari birkaç kez görmüstü.<br />
* 12 Nisan 1826: Fizikçi Emmett, Ay´daki Krizler Denizi üzerinde, kara bir bulutun hareket ettigini rapor etti. Benzer bir rapor, 1954 yilinda modern astronomlar tarafindan da verilmisti.<br />
* Subat 1877: Isikli bir hat veya çizgi Eudoxus Krateri´nin batisindan dogusuna giderken görüldü. Olay, bir saat sürdü.<br />
* 4 Temmuz 1881: Ay yüzeyinde piramit seklinde isikli iki tümsek belirdi ve bir saat içinde yavas yavas sönerek kayboldu.<br />
* 24 Nisan 1882: Aristotle Bölgesi´nde hareket eden dev gölgeler gözlemlendi.<br />
* 31 Ocak 1915: Yunanca´daki Gamma isaretine benzer 7 beyaz isik görüldü.<br />
* 23 Nisan 1915: Clavius Krateri yaninda dar ve isikli bir çizgi belirdi ve on dakika sonra kayboldu.<br />
* 14 Haziran 1940: Sisli keskin bir çizgi çok net olarak Plato Krateri yaninda görüldü, çevresinde binlerce küçük isik yanip sönüyordu.<br />
* 19 Ekim 1945: Darwin Duvari yaninda üç büyük parlak nokta görüldü; Olay, astronom Moore ve daha birçok astronom tarafindan rapor edildi.<br />
* 24 Mayis 1955: Ay´in güney kutbu bölgesinde, elektriksel parlamalar, bilimci Firsoff tarafindan izlendi.<br />
* 8 Eylül 1955: Taurus Hatti sinirinda iki parlak isik görüldü, bu yer yillar sonra Apollo 17´nin indigi yerdi.<br />
* 21 Haziran 1964: Iki saat süreyle, gözlemci Ross D. tarafindan haraket eden büyük siyah bir gölge izlendi.<br />
* 3 Temmuz 1965: Bir saat on dakika süreyle, Aristarchus Bölgesi´nde nabiz gibi yanip sönen bir isik gözlendi.<br />
* 25 Eylül 1966: Yine Plato Krateri yakininda yanip sönen isiklar gözlendi; bazilarina göre kirmizimsi bir yama gibiydiler; ayni gün Gassendi Bölgesi´nde 30 dakika süreyle kirmizi büyük bir isik belirdi. Bir ay sonra ise, ayni yerde yine yanip sönen kirmizi isiklar vardi.<br />
* 11 Eylül 1967: Insanligin ilk ayak bastigi yer olan Sessizlikler Denizi´nde görülen kara bir bulut sonradan mor renge dönüstü; olayin Montreal´li bir astronomi grubu tarafindan gözlendigi NASA tarafindan açiklandi.</p>
<p>AY’LA ILGILI SASIRTICI GERÇEKLER<br />
Bilimsel gariplikler<br />
1. Ay, dünyadan daha yaslidir, öyleyse kökeni baska bir yerdir, bazi bilim adamlari, Ay taslarinin 20 milyar yillik oldugunu iddia ediyorlar? Yani dünyadan daha eskidir&#8230;<br />
NASA, bir Ay kayasinin 5.3 milyar yillik oldugunu saptadi ama bu Günes Sistemi öncesine ait bir tarihtir. Önemli bilimciler ve Ay uzmanlari, Ay´dan getirilen elementlerin dünyadakilerden daha eski oldugunu belirlediler ama neden resmen açiklamadilar? 40 Ay tasinin en azindan 7 milyar yillik olduklari belirlendi, bu tarihleme dünyadan ve günesten iki kez daha eskidir. Buna karsin Ay´in yüzey topragi, Ay taslarindan daha eskidir. Farklilik bilinmiyor&#8230;<br />
2. Bir grup bilimci Ay´in yildizlararasi bir yerde yapildigi görüsündeler ve dünya tarafindan yakalandigini düsünüyorlar.<br />
3. Bazi bilimciler, Ay´in içinin yogunlugunun yüzeyden farkli oldugu düsüncesindeler? Gerçekten Ay´in içi bos olabilir mi?<br />
4. Ay´in 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite vardir, bu elemental olarak dogal midir?<br />
5. NASA tarafindan 100 millik bir alana yayilmis su buhari saptandi ama Ay´da su olmadigi biliniyor.<br />
Ve digerleri&#8230;<br />
1. Ay, hem dünyanin dogal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadir.<br />
2. Ay, olmasi gerekenden çok daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.<br />
3. Ay kraterleri çok fazladir ve garip bir biçimde yüzeyseldirler.<br />
4. Ay´in dünyaya bakmayan yüzü çikintili veya kamburdur ve Günes Sistemi´nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir baska uydu yoktur.<br />
5. Ölçümlemeler,Ay’da çok fazla demir oldugunu gösteriyorlar.<br />
6. Ay´in bilesimi, dünyadan farklidir.<br />
7. Doga kanunlarina aykiri olarak, Ay´da agir metaller yüzeydedir ve Ay´da önceden eriyik olan metaller yoktur.<br />
8. Ay dev bir gong sesi çikarmaktadir ve yörüngede dönerken titresmektedir.<br />
9. Ay, periyodik olarak sarsilmaktadir, bu bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar sanki tek bir kütleymis gibi tüm yüzeyi dolasabiliyorlar.<br />
10. Dünyadan bakildiginda Ay, bir günes diski gibidir yani tutulmalarda günesi tam olarak kapatir, ne biraz küçük veya büyüktür sanki büyüklügü günesi örtmek için ayarlanmistir.<br />
11. Eger Ay, dünya tarafindan yakalanmissa, bunun sonu gelecek ve Ay yine uzaklasip gidecektir.<br />
12. Normalde Ay´in çizdigi yörünge, dünyanin ekvatoral çemberiyle karsit olmalidir ama Ay garip bir sekilde dünyanin yaptigi gibi, günese bagimli bir yörünge çizer.<br />
13. Her ne kadar Ay volkanlarin ölü olduklari söyleniyorsa da, yüzyillardir Ay´da garip isiklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=267&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/dunyanin-uydusu-ay-ayin-bilinmeyen-bazi-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsal Kase Nedir? Kutsal Kasenin Gizemi Nedir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/kutsal-kase-nedir-kutsal-kasenin-gizemi-nedir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/kutsal-kase-nedir-kutsal-kasenin-gizemi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 15:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[antika]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal kase]]></category>
		<category><![CDATA[Sangreal Belgeleri]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[sngreal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Kutsal Kase Nedir? Kutsal Kasenin Yeri Neresidir? Kutsal Kasenin Gizemi Nedir? Gerçekte Sadece Antika Bir Kadeh mi?
Kutsal Kase, Son AkşamYemeği’nde Hz. İsa’nın içmek için kullandığı ve Arimatealı Yusuf’un çarmıha gerilen Hz. İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak bilinmekteydi. Kutsal Kase, Hz. İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyordu.
Tarihte “Sangreal Belgeleri” adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-264" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="kutsal-kase" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/kutsal-kase.jpg" alt="kutsal-kase" width="159" height="196" />Kutsal Kase Nedir? Kutsal Kasenin Yeri Neresidir? Kutsal Kasenin Gizemi Nedir? Gerçekte Sadece Antika Bir Kadeh mi?</strong></em></p>
<p>Kutsal Kase, Son AkşamYemeği’nde Hz. İsa’nın içmek için kullandığı ve Arimatealı Yusuf’un çarmıha gerilen Hz. İsa’nın kanını doldurduğu kadeh olarak bilinmekteydi. Kutsal Kase, Hz. İsa’nın kadehi olarak kabul ediliyordu.</p>
<p>Tarihte “Sangreal Belgeleri” adıyla anılan belgeler de inanışa göre Kutsal Kase ile birlikte gömülmüştü. Belgelerin bin yıldır Tapınak Şövalyeleri tarafından korunduğuna inanılıyor. Tapınak Şövalyeleri’nin sahip olduğu kudretin kaynağı olarak Kutsal Kase gösteriliyor.</p>
<p>Tapınak Şövalyeleri’ne göre Kutsal Kase bir kase değil. Kase efsanesinin yani ayinde kullanılan kadehin dahice düşünülmüş bir alegori olduğunu iddia ediyorlar. Belki de Kutsal Kase efsanesindeki ayinde kullanılan kadeh, başka bir gücün cisimleşmiş halidir. Kutsal Kase insanlık tarihinin en çok aranan hazinesidir. Efsanevi Kase hikayelere, savaşlara ve bitmek tükenmek bilmeyen sorulara neden olmuştur.<br />
Hz. İsa, Tanrı’nın oğlu değil bir peygamberdi. İmparator Konstantin, Roma iktidarının gücünü pekiştirmek için Hz. İsa’yı Tanrı’nın oğlu konumuna yükseltti ve Yeni Ahit’i bu tanrılaştırma tezini destekleyecek bir şekilde hazırlattı. Hz. İsa, Magdalalı Meryem ile evliydi ve çarmıhta can verirken, Meryem, Hz. İsa’nın çocuğuna hamileydi. Kutsal Kase’yle simgelenen, Hz. İsa’nın son yemekte kullandığı kase değil, aslında Magdalalı Meryem’in rahmiydi. Hz. İsa’nın fiziksel bir soyu vardı ve bu soyun, kimliğini gizleyerek günümüze dek varlığını sürdürdüğü ve Tapınak Şövalyeleri tarafından korunduğu iddia edilmekteydi.</p>
<p><strong>Kutsal Kase’nin yeri bulundu mu?</strong></p>
<p>İngiliz şifre uzmanları, Staffordshire bölgesindeki küçük bir anıtın üzerinde bulunan esrarengiz yazıttan yola çıkarak İsa’nın ‘Kutsal Kase’sinin yerini belirlediklerini iddia ettiler.<br />
İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların şifreleme makinesi ‘Enigma’yı çözen Bletchley Park adlı merkezde görevli uzmanların bu keşfi yakında açıklamaları bekleniyor.</p>
<p>İngiliz uzmanlar, Staffordshire bölgesinde bulunan ‘Çobanın Anıtı’nın üzerindeki harflerin sırrını çözebilmek için mayıs ayından beri çalışıyor. Anıtın üzerinde ‘D OUOSVAVV M’ harfleri bulunuyor ve bu harflerin taşıdığı gizin insanları Kutsal Kase’nin yerine götüreceğine inanılıyor. Yaklaşık altı aydır bu harflerin sırrını çözmeye çalışan Bletchley Park’ın şifre kırıcılarının 250 yıllık gizi çözdüğü düşünülüyor. Anıtın bulunduğu bölge, turist akınına uğrarken, dünyanın dört bir yanından deneyimli ve deneyimsiz şifre çözücüler de bu şifreyi çözebilmek için uğraşıyor.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=263&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/kutsal-kase-nedir-kutsal-kasenin-gizemi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Loch Ness Canavarı Bulundu</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/loch-ness-canavari-bulundu/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/loch-ness-canavari-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 12:12:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[dinozor]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[iskoçya]]></category>
		<category><![CDATA[Loch Ness]]></category>
		<category><![CDATA[Loch Ness Canavarı]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere&#8217;de bir kanalda, 150-200 milyon yıllık fosil bulundu.
3,5 metre boyundaki fosilin % 70 i tamamlanmış durumda. Uzun boynu keskin dişleri ve görünümüyle 1934 yılında fotoğraflarla ortaya çıkan İskoçya&#8217;nın Ness gölündeki Locsh Ness canavarına benzemekte.
İngiltere&#8217;nin &#8220;Jurrasic kıyıları&#8221; olarak bilinen Monmouth plajında bulunan 3,7 metrelik Plesiosaur fosilinin bir araya getirilmesi için arkeologların aylarca çalıştığı ifade edildi.
Uzun ince [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-233" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="loch-ness-canavari" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/loch-ness-canavari1.jpg" alt="loch-ness-canavari" width="203" height="169" /><em><strong>İngiltere&#8217;de bir kanalda, 150-200 milyon yıllık fosil bulundu.</strong></em></p>
<p>3,5 metre boyundaki fosilin % 70 i tamamlanmış durumda. Uzun boynu keskin dişleri ve görünümüyle 1934 yılında fotoğraflarla ortaya çıkan İskoçya&#8217;nın Ness gölündeki Locsh Ness canavarına benzemekte.</p>
<p>İngiltere&#8217;nin &#8220;Jurrasic kıyıları&#8221; olarak bilinen Monmouth plajında bulunan 3,7 metrelik Plesiosaur fosilinin bir araya getirilmesi için arkeologların aylarca çalıştığı ifade edildi.</p>
<p>Uzun ince bir boyuna ve kuyruğa sahip olan deniz sürüngeni, okyanusta dört yüzgeci ile süzülürken, ustura keskinliğindeki dişleri ile avlanıyordu.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-235" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="nessie" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/nessie1.jpg" alt="nessie" width="191" height="230" />Loch Ness Canavarı</strong></p>
<p>Canavardan ilk söz eden kişi İrlandalı Aziz Columbadır. Aziz Columba sandalla karşı sahile geçerken canavar suların içinden yükseldiğini, ağzı açık ve kükrediğini söyledi. Böylece 1400 yıllık bir efsane başlamış oldu, yüzyıllar boyunca öğretmenler, denizciler, rahipler, bir Nobelli bilim adamı, muhasebeciler ve daha sayısız inandırıcı tanık&#8230;Tümü Loch Ness Gölü´nün canavarını gördüler ve anlattılar. Yüzyılımızda zoologlar ve doğa bilimciler onu görmek için çok çaba gösterdiler ama Loch Ness Canavarı´nı daha onu aramayanlar gördü. Örneğin, bir ormancı olan Lachlan Stuart 1951 yılında bir sabah erken saatlerde ineğinden süt sağarken, gözü göle ilişti. Suyun üzerinde üç büyük kambur vardı, hareket ediyordu ve sahile doğru geliyordu. Stuart eve koşarak, fotoğraf makinesini ve bir yakınını yanına alarak geri döndü ve canavar yok olmadan önce tek bir kare resim çekebildi. Bu fotoğraf daha sonra diğer fotoğrafların yanında yerini alacaktı. 1960´da fotoğrafçı Tim Dinsdale ilk hareketli filmi çekti, kendisi bir havacılık mühendisiydi, göl kıyısındaki küçük bir teknede yaşıyordu.</p>
<p>Bir garip fotoğrafçı</p>
<p>1961 yılında BBC Radyosu Loch Ness Gölü’nde, dev bir deniz yılanının görüldüğü haberini verince büyük olay başladı.1970 yılına kadar birçok kez Nessie´yi görenler oldu ve hala tartışılan fotoğraflar, filmler çekildi. Ama henüz uzmanlar ortaya çıkmamıştı. Derken 1971´de bir bomba patladı; Lenny adlı bir fotoğrafçının Loch Ness’de çektiği birkaç makara film Daily News Gazetesi’ne verilmişti. Filmler banyo edildikten sonra bir tarafta unutuldu; ta ki bir zaman sonra Doc Shiels adlı bir editörün eline geçinceye kadar. Shiels, filme baktığında Nessie´nin çok belirgin fotoğraflarının çekilmiş olduğunu gördü. Bir tanesini banyo etti ve ortaya dünyaca ünlü fotoğraf çıktı. İşte gizem ve modern mit bu noktada başladı; Önce çektiği fotoğrafları bir köşeye atan fotoğrafçı Lenny arandı ama bulunamadı. Üstelik adamı kimse tanımıyordu. Tek bilinen şey kırk yılda bir gazeteye çektiği fotoğrafları getirip bıraktığı ve bir zaman sonra yine gelip parasını istediğiydi. Hiçkimse nerede oturduğunu bilmiyordu; Lenny bir daha hiç gelmedi ve asla bulunamadı, neyi gördüğü ise kendisine sorulamadı. Ardından fotoğraflar gazete arşivinden yokoldu, ortalık birbirine girdi ama sonuç yoktu, negatifler ve basılı resimlerin bulunduğu zarf sanki uçmuştu. Aynen çok belirgin olduğu söylenen bazı UFO veya uzaylı filmlerinin kaybolmaları olaylarında olduğu gibi&#8230;Geriye sadece resimleri ilk bulan Shiels´in elindeki fotoğraf kalmıştı. Ne olmuştu? Gizem hala çözülmüş değil, ama Nessie artık iyice efsane olmuştu. 1961 yılında Loch Ness Fenomenini Araştırma Bürosu kuruldu. İki doğabilimci, bir parlamento üyesi biraraya gelerek büroyu organize ettiler. O güne kadar elde edilen herşeyi tüm dokümantasyonu toplayıp, biraraya getirdiler. Bu olay ciddi bir araştırma döneminin başlangıcıydı.</p>
<p>Bilim Nessie´yi kabul ediyor.</p>
<p>1960´da garip bir olay daha yaşandı, 15 metrelik Finola Yatı gölde dolaşırken, geceyarısı birdenbire sarsıldı. Yattakiler suya baktıklarında suların yükselip alçaldığını ve yüzeyin hemen altında büyük bir cismin hareket ettiğini gördüler. Teknenin altında birşey vardı ve canlıydı. Sonra birden herşey sakinleşti. Kimse ne olduğunu anlayamamıştı. Finola olayı kayıtlara geçen en önemli olay oldu. Ama hemen ardından yapılan araştırmalar sonuç vermedi; Nessie yoktu. 1969´da modern cihazlarla donatılmış Pisces ve sonarı olan tek kişilik Viperfish denizaltıları gölü olabildiğince taradılar. Önceleri birşey bulunamadı ama Pisces, Urquhart Şatosu´nun kıyısından geçerken derinliğin değiştiğini farketti. Dalış yapılınca dev bir su altı mağarasının varlığı bulundu. İçine girmek mümkün değildi. Burası Nessie´nin evi miydi? Belki ama o yoktu, sonra efsanenin sonu diye bir açıklama yapılarak araştırmadan vaz geçildi. Ekim 1975´de doğabilimci Sir Peter Scott canavarın varolduğunu açıklayınca ortalık yine karıştı. ABD´den Massachusetts Araştırmalı Bilimler Akademisi Başkanı Akademi´den Robert Rines, 16 mm´lik bir sualtı kamerasıyla her 75 saniyede bir çekim yaparak gölü taradı. Ama yine Nessie´ye raslanmadı.</p>
<p>Bu arada İngiltere Hükümeti, Vahşi Hayvanları Koruma Yasası´nı uygulayarak Nessie´yi koruma aldığını ilan etti. Yine 1975 yılında, Amerika´da Boston´da bulunan Bilimler Akademisi’nden gelen uzmanlar foto-sonar tekniği ile çektikleri su altı fotoğraflarını bilgisayar aracılığı ile resimlediler ve bir bomba daha patladı; teknoloji bir yaratığı yakalamıştı. Nessie vardı ve yaşıyordu&#8230; Aynı yıl ünlü &#8220;National Geographic Society&#8221; bir araştırma düzenledi. Sonarla tüm göl tarandı ama birşey bulunamadı fakat gölde balık sayısının çok az olduğu görüldü. Uzmanlara göre gizemli Nessie dinozorlar çağından kalma bir Plesiosaur´du ama nasıl ve nerede yaşıyordu? Fakat, daha öteye gidilemedi. Sir Peter Scott´a göre Nessie balıkla besleniyordu ve 70 milyon yıllık bir canlıydı.</p>
<p>Nessie yakalanıyordu ama para yetmedi&#8230;</p>
<p>1987 yılında, 24 motorlu tekneden oluşan bir filo sonarlarla gölü tarayarak araştırdılar. Araştırma sırasında, 60 metre derinlikte hareket eden büyük bir cismin varlığı saptandı. Ya Nessie bulunmuştu ya da dev bir fok oradaydı. Ama araştırma sürdürülemedi, o ana kadar yaklaşık 1 milyon Pound harcanmıştı, ötesi finanse edilemedi. Gizem çözülememişti. Aslında Nessie tek değildi. Kuzey İskoçya´nın başka göllerinden de canavar ihbarları uzun zamandır gelmekte. Gairloch ve Cromarty´de ormanlarda yaşayan gri renkli dev bir yaratıktan söz ediliyordu, hatta üç adam saldırıya uğramışlardı. Bir diğer göl olan Loch Morar´da olduğu söylenen Mhorag, tariflere göre, bir fil biçiminde, 9 metre uzunluğunda, dört kamburu olan, yılan başlı, dört ayaklı bir yaratıktır. İrlanda´da da göl canavarları bölgesel folkörün bir parçasıdır, bu geleneksel inanç, İskandinavya´da, İzlanda´da ve hatta ABD´de de British Columbia kıyılarında da görülür. Tüm bunları harita üzerinde işaretlerseniz bir canavar kuşağının oluştuğunu görürsünüz. Kısacası Loch Ness´in Nessie´si yanlız değildir, binlerce yıllık bir inancın belki de yaşayan bir simgesidir.</p>
<p>Aradan yıllar geçti, sayısız araştırma yapıldı, su altı araçları indirildi, balık adamlar gölün hemen her tarafını taradılar ama birşey yoktu. Nessie yine kayıplara karışmıştı. O günden beri Nessie görülmedi, şimdi Loch Ness’deki Nessie Araştırma Kurumu hala çalışıyor, birçok turistik reyon var ve Loch Ness dünyanın en çok turist çeken yerleri arasında ilk ona giriyor. Nessie uzmanların ulaştığı sonuçlara göre vardı, şimdi yok veya bir başka yerde ya da dev yeraltı tünellerinin birisinde ölüp kaldı. Bir başka ihtimal daha akla gelmiyor değil, eğer uydurma değilse ve çok küçücük bir doğruluk payı varsa Nessie acaba Van Gölü’nde mi! Dünya sayısız gizemle dolu, ama ortaya iki sonuç çıkıyor; birincisi alışılmışın ötesinde her an her şey olabilir; ikincisi ise, batının turizm konusundaki inanılmaz başarısı.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=234&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/loch-ness-canavari-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir?</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 10:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[pandor'nın kutusu]]></category>
		<category><![CDATA[pandora]]></category>
		<category><![CDATA[pandora efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prometheus]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[yunan mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[yunan tanrıları]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir? Pandora Kimdir? Pandora&#8217;nın kutusunda ne var? Pandora&#8217;nın Kutusunun gizemi nedir?
Baş tanrı Zeus, tanrıların ateşini Olympos Dağı&#8217;ndan çalıp, insanlara götürerek ilk devrimi gerçekleştiren Prometheus&#8217;u ve ona yardım eden suç ortaklarını (erkekleri) cezalandırmak için binbir kötü düşünceye dalar. Bütün kötülükleri beyin süzgecinden geçirdikten sonra aklına, bu kötülükleri içinde barındıran bir varlık yaratma fikri gelir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-217" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="pandora" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/pandora.jpg" alt="pandora" width="170" height="194" />Pandora&#8217;nın Kutusu Nedir? Pandora Kimdir? Pandora&#8217;nın kutusunda ne var? Pandora&#8217;nın Kutusunun gizemi nedir?</strong></em></p>
<p>Baş tanrı Zeus, tanrıların ateşini Olympos Dağı&#8217;ndan çalıp, insanlara götürerek ilk devrimi gerçekleştiren Prometheus&#8217;u ve ona yardım eden suç ortaklarını (erkekleri) cezalandırmak için binbir kötü düşünceye dalar. Bütün kötülükleri beyin süzgecinden geçirdikten sonra aklına, bu kötülükleri içinde barındıran bir varlık yaratma fikri gelir. Bütün kötülükleri içinde barındıran bu varlığın adı ise &#8216;kadın&#8217;dır. Tabi bu varlığa kadın demeden önce yaradılış öyküsünü anlatmak yerinde olacaktır.</p>
<p>Baş tanrı Zeus, kadın yaratma fikrini hemen gerçekleştirmek için kolları sıvar. İlk olarak, oğlu olan demirci tanrı (sanatçı olarak da bilinir) Hephaistos&#8217; a bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Hephaistos, Zeus&#8217;un dediğini anında yapar ve usta becerisiyle kadına şeklini verir. Daha sonra ise bilgeliğin tanrıçası Athena, bu kadına el işlerini, beceriyi (dokuma, el sanatları vs.) öğretir ve süslü kuşağını bu kadının beline sarar.</p>
<p>Sıra kadını kadın yapan özellikleri bu kadına vermeye gelince, devreye aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite girer. Aphrodite, bu kadının yüreğini arzularla doldurur, yüzüne zerafet serper, tutku, heyecan, güzellik, şehvet hepsini bu kadına adeta yükler.</p>
<p>Zeus&#8217;un kötü olarak nitelendirdiği bu kadına şeytani duyguları, yalanı, düzenbazlığı ise haberci tanrı Hermes verir. Son olarak ise Zeus, bu kadına can versinler diye dört rüzgarın esmesini emreder. Bu rüzgarlar esince kadına can gelir. Böylelikle kadının yaradılışı gerçekleşir. Bu kadın yaratıldıktan sonra sıra onu süslemeye gelir. Bu süsleme görevini ise birbirinden güzel periler üstlenir. Periler onu süslü gerdanlıklarla, kemerlerle ve de çiçeklerle donatırlar. Onu akıllara durgunluk verecek bir güzelliğe büründürürler.</p>
<p>Son olarak sıra bu kadına isim vermeye gelir. Haberci tanrı Hermes ona &#8220;bütün tanrıların armağanı&#8221; anlamına gelen &#8220;PANDORA&#8221; adını verir.</p>
<p>Pandora efsanesinin günümüze nasıl aktarıldığı konusunda bilgi verecek olursa eğer; tarihçi Hesiodos&#8217;un &#8220;Theogonia&#8221; (tanrıların doğuşu) ve &#8220;İşler ve Günler&#8221; adlı eserlerinde bu efsaneye yer verilmiştir. Aslına bakılırsa bu efsaneye, Orta Doğu kökenli olan Adem ile Havva efsanesinin Yunan mitolojisine aktarılmış hali de diyebiliriz. Bu iki kültür arasındaki fark ise kadının yaradılış maksadındaki görüş ayrılığıdır. Zamanla bu görüş ayrılığının öldüğünü ise bu efsanenin Hesiodos&#8217;tan sonra bir kez dahi kaleme alınmadığını gördüğümüzde anlıyoruz.</p>
<p>Kadını her kötülüğün, derdin, belanın sebebi olarak görmek, kadını aşağılayıcı bir konuma yerleştirip ona kötü sıfatlar yüklemek Yunan anlayışına tersti. Bu nedenledir ki Hesiodos&#8217;tan sonra bu efsane tekrardan kaleme alınmamıştır. Bu da kadının yaradılış nedeninin gerekçesi olarak, &#8216;kötülükleri doğurması&#8217; anlayışının geçerli olmadığını ıspatlar.</p>
<p>Hikayemizin devamına gelecek olursak, Zeus Pandora&#8217;ya can verdikten sonra ve onun bütün kötülüklerle, çirkefliklerle aynı zamanda güzelliklerle donandığını gördükten sonra sıra Prometheus&#8217;tan ve insanlıktan öc almaya gelir. Zeus Pandora&#8217;nın eline kapalı bir kutu verir ve onu Prometheus&#8217;un kardeşi Epimetheus&#8217;a (aklı başına sonradan gelen, geç uyanan anlamına gelir) gönderir.</p>
<p>Olacakları önceden görebilen kahin Prometheus bunun üzerine kardeşi Epimetheus&#8217;u Zeus&#8217;tan gelecek hiç bir hediyeyi almaması hususunda uyarır. Fakat Epimetheus hediyeyi elinde tutan güzel Pandora&#8217;yı görünce kardeşinin nasihatlerini unutur ve bunun karşılığında insanlığa en büyük kötülüğü getirir (güya bu kötülük kadındır). Epimetheus, Pandora&#8217;nın çekiciliğine karşı koyamaz ve yapacağı en son şeyi ilk sıraya koyarak onunla evlenir. O zamana kadar insanlar (erkekler) kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı, yalanı bilmiyorlardır. Yeryüzüne bütün kötülükler Pandora ile birlikte bu kutuyla gönderilmiştir. Tek yapılmaması gereken ise bu kutunun açılmasıdır.</p>
<p>Zeus&#8217;un eline tutuşturduğu kutuda ne olduğunu merak eden Pandora bu merakına daha fazla dayanamayarak bu kutuyu açar. Bu kutu açılınca ne kadar kötülük, dert, kıskançlıklar, hastalıklar, açlık, yaşlılık, delilik, ahlaksızlık varsa yeryüzüne yayılır. Pandora bu kutunun kapağını kapatmak istese de çok geç olmuştu artık yeryüzü bu kötülüklerle olumsuzluklarla çevrelenmiştir. Buna rağmen Pandora, kutunun kapağını son hamleyle kapatır. Kutunun içinde tek kalan ise insanları bu kadar olumsuzluk karşısında avutan, insanlığın tek ilacı olan &#8216;UMUT&#8217; tur.</p>
<p>Günümüzde &#8220;açtırma kutuyu söyletme kötüyü&#8221; deyiminin kökenini de bu hikayemizle bildirmiş olduk : ) Ayrıca Pandora&#8217;nın kutusunu açtırma deyimi de gün geçtikçe yayılan bir deyim haline gelmiştir. Bu deyimin anlamı da denetlenmesi imkansız, denge bozucu hareketlerde bulunma! dır. Denetlenmesi güç hareketin kökeni Pandora&#8217;nın kutuyu açtığı anda dönüşü olmayan bir girişimde bulunmasına dayanır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=216&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/pandoranin-kutusu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bermuda Şeytan Üçgeni&#8217;nin Gizemi</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/bermuda-seytan-ucgeninin-gizemi/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/bermuda-seytan-ucgeninin-gizemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[atlantik okyanusu]]></category>
		<category><![CDATA[bermuda]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan üçgeni]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[
Bermuda Şeytan üçgeninin sırrı, kaybolan uçaklar ve gemilerin gizemi nedir? Gerçekten de UFO&#8217;lar tarafından mı kaçırıldılar?
Elinize bir harita alıp bakınca üçgen şeklinde görülen bu bölgede, bu zamana kadar açıklanamayan birçok esrarengiz olay gerçekleşmiştir. Kaybolan gemi, uçak ve insanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer veya şeytanın üçgeni gibi isimlerle anılmıştır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-133" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="bermuda-seytan-ucgeni" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/bermuda-seytan-ucgeni.jpg" alt="bermuda-seytan-ucgeni" width="260" height="134" /></p>
<p><em><strong>Bermuda Şeytan üçgeninin sırrı, kaybolan uçaklar ve gemilerin gizemi nedir? Gerçekten de UFO&#8217;lar tarafından mı kaçırıldılar?</strong></em></p>
<p>Elinize bir harita alıp bakınca üçgen şeklinde görülen bu bölgede, bu zamana kadar açıklanamayan birçok esrarengiz olay gerçekleşmiştir. Kaybolan gemi, uçak ve insanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer veya şeytanın üçgeni gibi isimlerle anılmıştır, hatta günümüzde de bu isimleri zaman zaman kullanmaktayız.</p>
<p>Bermuda üçgeni, Atlantik okyanusunun 500.000 mil karelik bir alanını kaplayan, Amerika‘nın Atlantik okyanusuna açılan güneydoğu sahillerinde yer alan, kuşbakışı bakıldığında ise Miami, Bermuda ve Puerto Rico sınırları içerisinde kalan üçgen şeklinde bir alandır. Okyanusun bu kısmında yüzlerce gemi ve uçak enkazı bulunur. Son 100 sene içerisinde batan gemi, düşen uçak ve kaybolan insan sayısı 1000′lerle ifade ediliyor.</p>
<p>Bu bölgede suyun altında çok büyük mıknatıs maden kaynaklarının yer aldığı ve bu nedenle uçakların bu yoğun manyetik çekimden etkilenerek elektronik sistemlerinin bozulduğu, buna bağlı olarak da düştükleri söyleniyordu. Buna o kadar uzun seneler inanıldı ki, kimilerine göre başka bir açıklaması kesinlikle olamazdı. Fakat diğer taraftan biraz düşünürsek, eğer böyle birşey olsaydı gemiler niye batıyor? Yoksa bir gemiyi bile çekip yutabilecek kadar kuvvetli miydi bu manyetizma? Kesinlikle hayır. Eğer mıknatıs etkisi olsa ve zıt kutuplar prensibiyle gemi çekilse bile, su yüzünde duran bir gemiyi batıracak kadar güç üretebilmesi mümkün olmazdı. Ayrıca o bölgede yapılan ölçümler aşırı veya normalin üstünde bir manyetik alan olmadığını defalarca kanıtladı.<br />
bermuda_seytan_ucgeni.jpgBölgede asıl şüphe uyandıran ise, insanların “denizde beyaz bir su oluşuyor” şeklinde ifade ettikleri sıradışı olaylardı. Bunun üzerine robot kameralı su araçlarıyla yapılan dalışlar sonucunda suyun tabanının bembeyaz bir örtüyle kaplı olduğu görüldü ve batan gemi ve uçak enkazlarının hepsi bulundu. Şu an en kuvvetli ihtimal olarak ortaya atılan güncel teoriye göre, bu tabaka denizin dibinde yer alan büyük doğalgaz kaynağından çıkan gazların suyun altında yüksek basınç ve düşük sıcaklığın etkisiyle katılaşıp beyaz hidrat parçacıkları haline gelmesi şeklinde açıklanıyor. Bu bölgeden aynı zamanda Gulf Stream adı verilen bir sıcak su akıntısı geçer. Suyun tabanındaki hidrat parçacıkları sıcak su akıntısıyla karşılaştıklarında eriyip su yüzüne doğru harekete geçerler. Bunun sonucunda binlerce metreküp doğalgaz suya karışmış olur ve suyun yoğunluğunu çok azaltırlar. O esnada bölgeden geçen bir gemi varsa, yoğunluk farkından dolayı suyun kaldırma kuvveti gemiyi taşıyamaz ve gemi batar. Sıcak su akıntısıyla beraber hidritlerin erimesi bittiğinde su yüzünde oluşan bu beyaz tabaka da yok olur ve gemi sanki az önce orada değilmiş gibi gözden tamamen kaybolur.</p>
<p>Aynı şekilde su yüzeyinden havaya dağılan gazlar, atmosferdeki havadan bile daha az yoğunluğa sahiptirler ve aynı sebepten yani yoğunluk farkından dolayı uçaklar hava tarafından yeterli sürtünmeyi alamayıp irtifa kaybederler ve doğalgaz moleküllerinin havadaki oksijeni tutmasından dolayı uçağın motorları yanma için gerekli oksijeni alamayıp dururlar.</p>
<p>Şeytan üçgeninde kaybolarak en fazla ünlenen olay “Flight 19″ idi. Oysa aynı zamanda çok sayıda uçak kaybolmuştu. Bunlar ikinci dünya savaşında Amerikan donanmasına ait bombardıman uçaklarıydı. Grumman IBM Florida Avenger tipindeki beş uçak, 5 Aralık 1945 tarihinde saat 14.00 civarında Florida’daki Fort Lauderdale donanma üssünden ayrıldıktan sonra pilotlar uçuş koşullarının gayet iyi olduğunu bildirmişlerdi.</p>
<p>Fakat sonra Bermuda Şeytan Üçgeni’nde birden bire yok oldular. Flight 19 uçağından son haber alındığında büyük bir deniz uçağı arama çalışmaları için yola çıkmıştı ve beş bombardıman uçağının tahmini yerine varıldığında alınan bir sinyal bir müddet sonra aniden yok oldu. Aynı gün birkaç saat içinde altı uçağın kaybolmasından sonra tarihin en büyük arama çalışmaları başladı. Fakat uçaklara ait tek bir parça bile bulunamadı.</p>
<p>Bermuda üçgeninin sırrı çözülmüş fakat herşeyi henüz tam olarak bilinememektedir. İleriki yıllarda “Bermuda Şeytan Üçgeni” olarak bilinen bölgenin, halen yapılmakta olan araştırmaların ışığında herşeyinin öğrenileceğini düşünüyorum.</p>
<h5><em>kaynak:bilgiustam.com</em></h5>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=132&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/bermuda-seytan-ucgeninin-gizemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır Piramitlerinin Taşıdığı Gizem!!</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[gize piramitleri]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[gizemli olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[keops]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[mısır piramitleri]]></category>
		<category><![CDATA[piramitler]]></category>
		<category><![CDATA[sfenks]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[
Mısır piramitlerinin sırrı, taşıdıkları gizem nedir? Nasıl yapılmışlardır?
Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.
Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.
Dünyadaki Önemli Piramitler:
* Keops [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-121" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Gize-Piramitleri" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Gize-Piramitleri.jpg" alt="Gize-Piramitleri" width="303" height="215" /></p>
<p><em><strong>Mısır piramitlerinin sırrı, taşıdıkları gizem nedir? Nasıl yapılmışlardır?</strong></em></p>
<p>Dünyanın yedi harikasından biri olup günümüze  kadar zarar görmeden ayakta kalabilmeyi başarabilmiş tek yapı Mısır‘daki Gize piramitlerinden Keops piramitidir.</p>
<p>Piramit şeklindeki yapılar sadece  Mısır’a özgü olmayıp dünyanın başka yerlerinde de inşa edilmiş örnekleri bulunmaktadır. Fakat sayıca en çok Mısır’da bulunduklarından bölgeyle özdeşleşerek “Mısır Piramitleri” olarak anılmaktadırlar.</p>
<p>Dünyadaki Önemli Piramitler:</p>
<p>* Keops Piramidi (145,75 metre)<br />
* Mikerinos Piramidi(66,5 metre)<br />
* Kefren Piramidi (143,56 metre)<br />
* Sakkara Piramidi (63,17 metre)<br />
* Maldum Snefru Piramidi (93,26 m)<br />
* Dahahur Bent Piramidi (104,85 m)<br />
* Dahahur Snefru P. (103,95 metre)<br />
* Sakkara Pepi II P. (52,555 metre)<br />
* Uxmal Tapınağı (Meksika)<br />
* Teotehuacan (Meksika)<br />
* Tiahuanaco (Bolivya)<br />
* Dohan Tapınağı (Çin Halk Cumhuriyeti)</p>
<p><em><strong>Piramit Nedir?</strong></em><br />
Tabanı kare şeklinde olup köşelerin tepede tek bir noktada birleşmesiyle oluşan geometrik şekildir. Dört eşit büyüklükte üçgen yüzeye sahip olan piramitler, inşa edildiklerinde mühendislik açısından son derece sağlam bir yapı sergilemektedirler.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-122" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="Bent-piramidi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/Bent-piramidi.jpg" alt="Bent-piramidi" width="243" height="191" />Piramitlerin Tarihçesi</strong></em><br />
Piramitlerin firavunun mumyası ile onun değerli hazinelerini ve dönemin eşsiz sanat eserlerini saklamak amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Fakat bugüne kadar hiçbirisinin içerisinde herhangi bir mumyaya veya hazineye rastlanmamıştır. Dünyanın ilk inşa edilen piramidi Sakkara’da olup yapımı M.Ö 2620 yılında tamamlanmıştır. İlk örnekleri basamaklı yapıda olan piramitlerin birçoğu tamamlanamamış veya yapım aşamasında yıkılmıştır. Bunun ilk örneği M.Ö 2570 yılında yapımına başlanan Meidum piramidi olup, sekizinci basamak yapılmak istenirken yıkılmıştır.</p>
<p>Piramitleri inşa edenler bundan ders çıkararak daha yüksek piramitler yapabilmek için tabanı mümkün olduğunca geniş tutarak eşkenar bir geometri kullanmanın gerekli olduğunu düşünmüşlerdir. Nil nehri yakınlarındaki Dahahur bölgesinde M.Ö 2570 yılında inşasına başlanmış olan Bent piramidi, üçte ikilik bölümü tamamlandıktan sonra daha önceki tecrübeler baz alınarak eğim açısı düşürülmüş ve yükseltilmeye devam edilmiştir. Bu yöntemle M.Ö 2565 yılında başarıyla tamamlanan Bent piramidi çok daha rijit bir yapıya kavuşurken, eşsiz bir görünüme de sahip olmuştur. Bu tarihten sonra yapılan tüm piramitler daha küçük sabit bir açı ile yükseltilerek inşa edilmiştir.</p>
<p><em><strong>Piramitleri Kimler İnşa Etti?</strong></em><br />
Önceleri piramitlerin Mısırlı köleler tarafından yapıldığı düşünülmekteyken 1990 yılında bir turistin bindiği atın ayağı bir çukura düşer ve bu çukur gizemli bir mahzene açılır. Burası piramit yapımında çalışan işçilerin ustabaşı olan kişinin mezarıdır. Kubbeli mezar olarak da bilinen mekan, duvarları işlemeli ve ihtişamlı bir yapıya sahiptir. Böylesine güzel bir mezarın işçi sınıfındaki birisine yapılması, çalışanların esir olmadığının göstergesiydi. İşçiler gündüzleri çalışıyor ve geceleri buradaki köylerde bulunan evlerine gidiyordu. Daha sonra bu bölgede yapılan kazılarda 250’den fazla farklı mezar daha bulunmuştur. Ustabaşının çevresindeki mezarlar seçkin işçilerin mezarlarıyken normal işçiler biraz daha uzakta toplu halde bulunmaktaydı.</p>
<p>Ölen herkes için bir mezar yapılmakta olduğu anlaşılan bölgedeki kazılarda mezarların girişlerinde işçilerin statülerini gösteren hiyeroglif yazılar bulundu. Bu yazılarda “mezar inşaatı denetçisi”, “mezar inşaatı yöneticisi” gibi ibareler yazmaktaydı. Ayrıca bu mezarlarda işçilerin minyatür heykelleri ve sanat eserleri de yer almaktaydı.</p>
<p>Yaklaşık 200.000 işçinin çalıştığı bölgedeki iskeletler incelendiğinde omurganın inanılmaz bir yüke maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Omurgaya binen aşırı yük buradaki taş taşıma işleminin güçlüğüne işaret etmekteydi. Bu kadar özveri ve emekle ortaya çıkan piramitlerin yapımı için binlerce işçi bu bölgedeki şehirlerde yaşamaktaydı. Yapılan kazılarda evler, fırınlar, çömlekler gibi birçok tarihi eser bulunurken duvarlardaki hiyerogliflerde nasıl ekmek yapıldığı ve içecek hazırlandığı gibi detaylar resmedildiğinden dönemin şehir yaşamı hakkında fikir edinmek de mümkün olmuştur.</p>
<p>Gize piramitlerinde 15 milyondan fazla kireç taşı kullanıldı. Bu taşlar piramitlerden 300 metre uzaktaki bir taş ocağından çıkartılmış ve yine burada kesilip işlenerek hazır hale getirilmiştir. Kazılarda bu bölgede taşların kesilmesi için gerekli olan oluklu platformlar bulunarak etrafı kazılmaya devam edilmiş ve dev bir taş ocağının enkazı ortaya çıkartılmıştır. Taş ocağından çıkartılan taş miktarı piramitlerde kullanılan miktarla örtüşmekteydi. Ayrıca piramitlerin yapımında kullanılan taş rampalar kil ve kireç taşı tozunun karışımından oluşan bir çamurla sıvanmıştı. Bu yöntem çok dayanıklı ve sert bir yapı oluştururken, ufak bir keski darbesiyle de kolayca koparak çözülebilmekteydi. Taş ocağı bulunduğunda içi bu rampanın enkazı ile doluydu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-123" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="keopsun-gemisi" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/keopsun-gemisi.jpg" alt="keopsun-gemisi" width="200" height="245" />1954 yılında Keops piramidinin güney ucunda bir kubbe bulundu ve kalıntılar incelendiğinde burada bir geminin yatmakta olduğu anlaşıldı. Bu gemi, Mısır Firavunu Keops’un gemisiydi ve 13 sene süren yoğun çalışmanın ürünü olarak tüm parçalar birleştirilerek müzede sergilenmeye başlandı. Yılda 300.000 kişinin ziyaret ettiği müzede tamamı sedir ağacından yapılmış dünyanın en eski gemisi gururla sergilenmektedir. Daha sonraları benzer şekilde diğer firavunlar için yapılmış bir kardeş gemi daha bulundu fakat bu gemi zarar görmemesi ve tarihi değerini kaybetmemesi için bulunduğu odadan çıkarılmadı.</p>
<p>Firavunların mumyaları bir mağara içerisindeki gizli bir mezarlıkta bulunmuştur. O dönemin mumyalama tekniği sayesinde binlerce yıl sonra bile hala yüzleri tanınabilir şekilde kalan 40 kadar mumya çıkartılmıştır. Mumyalama işleminin nasıl yapıldığı bu mezarlıkta duvarlara çizilen hiyerogliflerden anlaşılmaktadır. Sadece karın bölgesine bir elin girebileceği kadar açılan ufak kesikten bütün organların çıkarıldığı ve içinin özel baharatlar ve yağlarla sıvanarak doldurulduğu gösterilmekteydi. O dönemin insanları öldükten sonra tekrar dirileceğini düşünüyordu ve tüm parasını mumyalama işlemi için  saklıyordu. Çünkü dirildikten sonra bedenlerine ihtiyaçları olacaktı. Bu nedenle bir kişi ne kadar zenginse öldükten sonra o kadar iyi korunacak demekti. Çok pahalı olan mumyalama işlemi sadece önemli kişilere ve zenginlere yapılırken, yoksul insanlar toplu mezarlara gömülmekteydi.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-124" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="keops" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/keops.jpg" alt="keops" width="278" height="278" />Piramitler Nasıl İnşa Edildi?</strong></em><br />
İnşa edilen en önemli piramitler Gize Piramitleri’dir ve Mikerinos, Kefren ve Keops ismindeki üç pramitten oluşur. Gize Platosu’nda bulunan bu piramitlerin en büyüğü ve en gizemli olanı Keops piramididir.</p>
<p>Keops piramidi 20 yıl içinde 150 metre yüksekliğe kadar kaldırılan her biri 2.5 ton ağırlığındaki 2.300.000 adet kireç taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Toplam ağırlığı 5.5 milyon ton olan bu taşların bu süre zarfında dizilebilmesi için her iki buçuk dakikada bir taşın yerine oturtulmuş olması gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde bu piramidin en anlaşılmaz yönlerinden biri nasıl inşa edildiğidir.</p>
<p>Hayranlık verici bir orantıya sahip olan yapı, gizemini taşların suskunluğuna bırakmıştır. 51° 51’ 14” eğimle dizilen bu taşlarda hassasiyetin binde bir oranında bile şaşması durumunda piramit en tepede düzgün birleşemezdi. Günümüzde bu tarz ufak hatalar en seçkin yapılarda bile makul bir tolerans olarak görülmektedir. Ama bundan 4500 yıl önce inşa edilen piramitlerde tepe noktası kusursuzca birleştirilmiştir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-125" style="border: 2px solid black; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px;" title="blok-tasima" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/blok-tasima.jpg" alt="blok-tasima" width="526" height="191" /></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-126" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="rampa" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/rampa.jpg" alt="rampa" width="257" height="129" />Milyonlarca taş nasıl olup da 140 metreyi aşan yüksekliklere kaldırılabilmiştir? Bunun için taş bloklardan yapılma büyük rampalar kullanılmıştır. Bu rampa piramitin yakınına kurulmuş olan taş ocağından başlayarak piramite kadar devam eden ve düzenli olarak kesintisiz taş taşınmasını sağlayan bir yapıda inşa edilmiştir. Aksi halde asla gerçekleştirilen süre içerisinde işi tamamlamak mümkün olmazdı. Fakat bu rampa piramit hacminin %65’i tamamlandıktan sonra 43 metre yüksekliğe ulaşır ve bu noktradan sonra ne kadar etkili olduğu tartışma konusudur. Çünkü piramidin tamamını bu rampa vasıtasıyla yapmak için 43 metreden 140 metreye ulaşmak gerekeceğinden, bunun için piramidin toplam hacminin iki katı kadar daha taşa gerek olacaktı. Bu nedenle bu seviyeden sonra piramidin inşasına içeriden devam edilmiştir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-127" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="tasima" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/tasima.jpg" alt="tasima" width="300" height="360" />Piramit iki aşamada inşa edilmektedir. Birisi piramidin inşası diğeri ise kral odasının inşasıdır. Kral odası piramit tabanından 43 metre yukarıda bulunmakta olup içerisinde dış ortama açılan hava kanallarının bulunması ve tavanında 60 tonu aşan düz bloklarının kullanılmış olması açısından hayranlık uyandırıcıdır. Tanesi 15 ton olan bu taş blokların nasıl taşındığı ise, kralın odasına giden geniş yolda(büyük galeri) gizlidir. Burada karşı ağırlık mekanizmasıyla çalışan bir sistem bulunmaktaydı ve halatlarla birleştirilmiş olan bu terazi mekanizması sayesinde bloklar istenilen yüksekliğe rahatlıkla kaldırılırdı.</p>
<p>Taşlar istenen yüksekliğe kaldırıldıktan sonra koyulması gereken yere götürülmek üzere 10 kişilik insan grupları tarafından piramidin kenarlarındaki tüneller içerisinde çekilirdi. Eğer bir köşe dönülecekse piramidin açık tünel uçlarında resimde gösterilen biçimde yine bir terazi sistemiyle kaldırılarak yön verilir ve diğer yöne gidecek raya oturtulurdu. Daha sonra bu tünelde de 10 kişilik grup tarafından gereken yere kadar çekilerek götürülürdü. Taşlar çekilirken oluşan sürtünme kuvvetini azaltmak içinse, çamur ve su kullanılırdı.</p>
<p>Piramit yüzeyi önceleri şu an olduğu gibi basamaklı bir yapıda değildi. Keops piramidi 45 asırlık varolma sürecinde üstten 10 metre kadar aşınmıştır. Yüzeyin üçgen şeklindeki basamak araları özel bir kireçtaşı çamuruyla kaplanarak doldurulur ve pürüzsüz, parlak bir görünüm alırdı. Özellikle son 20 senede piramitler geçtiğimiz 400 seneden daha fazla hasar görmüştür. Gerek güneş ışınları gerekse iklim şartları gibi etmenler piramitlerin varlığını her geçen gün daha fazla tehtid etmektedir.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-128" style="border: 2px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="maya-piramitleri" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/maya-piramitleri.jpg" alt="maya-piramitleri" width="266" height="213" />Piramitlerin Gizemi Nedir?</strong></em><br />
İngiliz matematikçi ve astronomist olan John Taylor birtakım çalışmalar yapmış ve elde ettiği sonuçlar Howard Vyse tarafından analiz edilmiştir. Bunlardan bazıları;</p>
<p>- Keops piramidinin taban alanı dünyayı yataydan ikiye böldüğümüzde ortaya çıkan kesit alanı gibi düşünülürse ve piramidin tabanı dünyanın yarıçapı üzerine oturtulsa, yüksekliği tam kutup noktasına denk gelirdi. Yani burada kusursuz bir oran mevcuttur.</p>
<p>-Keops piramidinin taban çevresini yüksekliğinin iki katına bölündüğünde tam olarak pi=3,1416 sayısı elde edilmektedir.</p>
<p>- Keops ve Kefren piramitleri doğu-batı ve kuzey-güney sınırlarına öyle kusursuz yerleştirilmiştirler ki, o günün koşulları düşünüldüğünde hayret verici bir durum olarak görülmektedir.</p>
<p>- Keops piramidinin üçgen şeklindeki dört yüzeyinin toplam alanı, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.</p>
<p>- Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı tam olarak dünya ile güneş arasındaki mesafeyi(149.504.000km) vermektedir.</p>
<p>- Piramitler bir güneş saati olarak işlev görmektedirler. piramitlerin Ekim ayı ortasında ve Mart ayının başlangıcında yre düşürdüğü gölgeler, mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterir.</p>
<p>- Keops piramidiyle dünyanın merkezi arasındaki mesafe, Kuzey kutbuyla arasındaki mesafeye eşittir.</p>
<p>Bilimsel olarak kanıtlanmamış bazı rivayetler ise şunlardır;</p>
<p>- Piramitlerin üzerinden geçen meridyen, karaları ve denizleri iki eşit parçaya bölmektedir.</p>
<p>- Piramit hangi firavunun adına yapıldıysa, kralın odasına yılda sadece iki kez güneş girmektedir. Bunlar kralın doğduğu ve öldüğü günlerdir.</p>
<p>- Piramitlerin içerisinde radar gibi aletler çalışmamaktadır.</p>
<p>- Piramit içerisinde bırakılmış kirli bir su, birkaç gün içerisinde arıtılmış hale gelmektedir.</p>
<p>- Piramitin içerisine bırakılan süt birkaç gün bozulmadan kalabilirken, beklenmeye devam edilmesi durumunda yoğurt haline gelmektedir.</p>
<p>- Piramit içerisine koyulan bir bitki hiç ışık almasa da normale göre daha hızlı büyümektedir.</p>
<p>- Açık bir yara, piramit içerisinde çok daha çabuk bir şekilde iyileşmektedir.</p>
<p>- Piramitlerin içi yazın serin, kışın ise ılık olur.</p>
<p>- Gize Platosu’ndan geçen boylam, denizlerle karaları iki eşit parçaya böler.</p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-full wp-image-129" title="sfenks-heykeli" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/10/sfenks-heykeli.jpg" alt="sfenks-heykeli" width="300" height="198" />Sfenks Heykeli</strong></em><br />
Gize piramitlerinden Kefren piramidini koruması için yapılmış olan dev bir köpek heykelidir. 70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks, çakal kafalı Anubis’in heykelidir. M.Ö 2520 yılında yapılmış olan heykel tarih boyunca Nil nehrine bakarak, nehir yoluyla gelenleri karşılamaktadır.</p>
<p>Sfenks heykeline Mısır’ı işgal eden Hiksos’lar tarafından büyük zarar verilmiştir. Daha sonra ülkede düzenin sağlanmasıyla beraber dönemin kralı tarafından yüz kısmı değiştirilerek firavunun(Mısır Kralı) sureti yaptırılmıştır.</p>
<h6><em>kaynak: biliustam.com</em></h6>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=120&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-tasidigi-gizem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısır Piramitleri&#8217;nin Sırrı</title>
		<link>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 11:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklanamayan Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya - Jeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[piramitler]]></category>
		<category><![CDATA[rampa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknik-bilim.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Şu an yaşamakta olan birçok insan Mısır piramitlerinin bu olağanüstü mimarisinin başka gezegenlerden gelen üstün teknolojilere sahip varlıkların tasarımı olduğuna inanıyor. Peki piramitler gerçekten nasıl yapıldı? Bu konuda da bilim adamlarını birçok teorisi var.Yedi yıldır bilgisayar ortamında büyük piramidin bilgisayarda modellemesini yapan Fransız mimar Jean-Pierre Houdin tarafından ortaya bir teori atıldı. Bu görüşe göre halen piramidin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-50" style="border: 3px solid black; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" title="mısır-piramiti-dahili-rampa" src="http://www.teknik-bilim.com/wp-content/uploads/2009/06/mısır-piramiti-dahili-rampa.jpg" alt="mısır-piramiti-dahili-rampa" width="250" height="499" />Şu an yaşamakta olan birçok insan <a title="Bilim Teknik" href="http://www.teknik-bilim.com">Mısır</a> piramitlerinin bu olağanüstü mimarisinin başka gezegenlerden gelen üstün teknolojilere sahip varlıkların tasarımı olduğuna inanıyor. Peki piramitler gerçekten nasıl yapıldı? Bu konuda da bilim adamlarını birçok teorisi var.Yedi yıldır bilgisayar ortamında büyük piramidin bilgisayarda modellemesini yapan Fransız mimar Jean-Pierre Houdin tarafından ortaya bir teori atıldı. Bu görüşe göre halen piramidin içinde varolan rampa bu blokların tepe noktasına kadar taşınmasına yardımcı olmuştu! Harici bir rampa ile piramitin zemini inşa edilirken,piramitin içinde,piramitin üçte ikisini taşıyacak olan bloklar üzerinde ikinci bir rampa inşa ediliyordu.İçerdeki rampa Houdin’e göre,zeminden başlayarak 6 feet genişliğie ulaşıyordu ve yaklaşık 7 derece eğimi vardı.Büyük piramitin yapımına ait teorilerin çoğu, eksik kanıtlara sahiptir. Peki bu iç rampa teorisi diğerlerinden farklı mıdır? Onun doğru olduğunu destekleyen herhangi bir kanıt var mıdır? Evet. Aşağıda görülen resimde 1980lerde piramid üzerinde yapılan microgravimetrik araştırmalar sonucunda alınan enteresan bir resim bulunmakta ve burada görülen (yeşil şekilde belirtilmiş olan) az yoğunlukta olan alanlar bu teoriyi destekler niteliktedir. Ayrıca bir çok piramid uzmanı da bu teoriyi onaylamış durumdadır.</p>
<img src="http://www.teknik-bilim.com/?ak_action=api_record_view&id=49&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.teknik-bilim.com/misir-piramitlerinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
